Ne nedir ? :

bilimist

bilimist Yazdı...



Takıntı Hastalığı, Saplantı hastalığı - Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) Nedir ?

21 Kasım 2015 Bu içerik 7.465 kez okundu.


Evet arkadaşlar bu yazımızda, Takıntı hastalığı, saplantı hastalığı Obsesif kompülsif bozukluğu araştıracağız,
nufüsun %2sinde görülen bu rahatsızlık, bir çoğumuzda olabilir. Şimdiden geçmiş olsun :)



Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) bir Anksiyete (endişe) bozukluğu'dur.


Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu ile karıştırılmamalıdır.
OKB kişinin istemediği ve tekrarlanan düşünceler, hisler, fikirler, takıntılar veya bir davranışı yapmaya doğru sürülmek. Sıklıkla kişi, obsesif (saplantılı) düşüncelerinden kurultulmak için bir kompulsif (zorlayıcı) davranışı uygulamak durumundadır. Ancak bu sadece geçici bir ferahlık sağlamaktadır. obsesif (saplantılı) ritüelleri yapmamak aksiyete (endişe)'yi yükseltebilir

Bilişsel performans

2013'te yapılan bir analizle, OKB'li insanlarda işitsel dikkat bozulmadığı halde uzamsal hafıza, daha az sözel hafıza, anlatımda acılık, akıl yürütme ve düşünce akışının hızı ile ilgili hafif ama geniş kapsamlı bilişsel eksikliklerin bulunduğu onaylanmıştır.

Obsesif (takıntılı) düşünce

Hastanın aklına tekrar tekrar gelen, fikirler, imajlar ya da dürtü (iç-tepki) "Kalıplaşmış formlar": Bunların çoğu genelde gereksiz ve negatiftir. Kişi çoğu kez yapmamayı dener ama genellikle başarısız olur ve tahammül etmeye çalışır. Bunlar, ne var ki, hastanın kendi tanınmış düşünceleri gibi kabul görür, hatta istemsiz ve sıklıkla anlamsız gelmektedir.

Kompulsif (zorlantı) davranış veya ritüel

Tekrar tekrar yapılan, kalıplaşmış, ne hoşlanılan-zevk alınan ne de doğal olarak sonuçta olması gereken işe yarayacak tutum ve davranışlardır. Bunların işlevi, Hastanın belki aksi hali gerçekleşeceğinden endişe duyduğu, bazı 'objektif bir şekilde' kuşku duyduğu olayları engellemek, sıklıkla ilgili şeye zarar veren veya hastanın neden olduğu durumlardır.

Genellikle, hastanın da kabul gördüğü bu tekrarlanmaya devam eden bastırılması güç davranışlar, amaçsız ve etkisiz karşı koymalarıdır. Anksiyete (endişe) neredeyse değişmeksizin mevcut durumdadır. Eğer kompulsif (zorlayıcı) davranış veya ritüeller direnmeye devam ederse anksiyete daha kötüye gider.[3]



Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu (OKKB) ya da Saplantı nevrozu, (Fransızca névrose obsessionelle, İngilizce obsessional neurosis, obsessive compulsive (psycho) neurosis);

Hastanın kendisini sürekli olarak duygulara kaptırmaktan, belli düşünceleri aklına getirmekten, belli davranışları bir tören (ritüel) havasında yinelemekten bir türlü yakasını kurtaramadığı, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan esneklik, açıklık ve verimlilik pahasına düzenlilik, mükemmeliyetçilik, zihinsel ve kişilerarası kontrol koyma üzerine aşırı kafa yormanın olduğu sürekli bir örüntü. Obsesif-kompulsif bozukluk diğer adıyla saplantı-zorlantı bozukluğudur.

Obsessif nevrozlar vesvese olarak isimlendirilirler.[1] Ancak dini kullanımlarda kelimenin anlam kayması söz konusu olabilir.

Bir çeşit nevroz türüdür. Hastalığa yol açan etkenin beyindeki sinir iletimine katkıda bulunan serotonin maddesinin salınımının dengesizliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Obsesif-kompulsif bozuklukta kişi aslında davranışının/davranışlarının anlamsız, gereksiz ya da saçma olduğunun farkındadır ancak kendini bu davranışı sergilemekten alıkoyamaz.

Klinik Özellikler

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu (OKKB), sık sık obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ile karıştırılabilir. Ancak obsesif ve kompulsif davranışlar kişinin yaklaşımına ve hissine göre değişmekte ve buna göre ayrıştırılmaktadır*.

OKB'de kişi egodystonic yani düşünce ve davranışları 'kendini gördüğü ideal durumu' (self-image) ile çakışmaktadır veya uyumsuzluk göstermektedir

OKKB'de kişi egosyntonic yani düşünce ve davranışları kendisi için değerli hisler ile harmanlayarak kabul edilebilir bir gereklilik veya davranış tarzı olduğunu kabul eder.

*) Bu iki grubun, klinik ve sosyodemografik özellikler açısından karşılaştırılması hakkındaki çalışmayı, Uz. Dr. Nuray Türksoy, Prof. Dr. Raşit TÜKEL ve Uz. Dr Özay ÖZDEMİR'in Klinik Psikiyatri 2000 3:92-98 yayınından ulaşabilirsiniz.

Tanı

DSM IV Tanı Kriterlerine göre aşağıdaki 8 belirtiden en az 4'üne sahip kişiler obsesif kompulsif kişilik bozukluğuna sahiptir.

Yapılan etkinliğin asıl amacını unutturacak derecede ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama, organize etme ya da program yapma ile uğraşır durur.
İşin bitirilmesini zorlaştıran bir mükemmelliyetçilik gösterir (örn. kendisine özgü aşırı katı ölçütler karşılanamadığı için bir tasarıyı tamamlayamaz.)
Boş zamanlarını değerlendirme etkinliklerinden ve arkadaşlıklarından yoksun kalacak derecede kendisini iş ya da üretkenliğe adar (ekonomik gereksinmeleri ile açıklanamaz)
Ahlak, doğruluk ya da değerler gibi konularda vicdanının sesini aşırı dinler ve esneklik göstermez (kültürel ya da dinsel özdeşimi ile açıklanamaz)
Özel bir değeri olmasa bile eskimiş ya da değersiz şeyleri elden çıkartamaz
Başkaları, tam olarak kendisinin yaptığı gibi yapmayı kabul etmedikçe görev dağılımı yapmak ya da başkalarıyla birlikte çalışmak istemez.
Para harcama konusunda hem kendisine, hem de başkalarına karşı cimri davranır; para, gelecekte ortaya çıkabilecek felaketler için biriktirilmesi gereken bir şey olarak görülür.
Katı ve inatçıdır.

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu

Nedir?

İstenmeyen zihne zorla giren sıkıntı doğuran bireye yabancı aşırı, tekrarlayıcı mantık ve düşünme ile silinemeyen, devamlı düşüncelere obsesyon adı verilir. Obsesyonlar (vesvese) istenmeden gelir ve kişinin zihnine yabancıdır. Ancak kişi bo düşünceleri kendi zihninin ürünleriymiş gibi değerlendirip sıkını duyabilir.

Kompulsiyon ise yineleyici davranışlar (el yıkama, sıraya koyma, kontrol etme gibi ) yada zihinsel eylemelerdir (dua etme yada sayma, sözcükleri sessiz bir şekilde tekrarlama gibi.) Kompulsiyonların amacı obsesif düşüncelerin ortaya çıkardığı sıkıntıyı kaldırmaktır.

Obsesif kompulsif bozukluk ise zamanın boşa harcanmasına sebep olacak derecede ağır olan (yani günde 1 saatten fazla zaman alan) yada günlük işlevsellikte bozulmaya sebep olan tekrarlayıcı obsesyon yada kompulsiyonların varlığından söz edilir.

Örneğin kontrol etme obsesyonlarında en sık kapının kilitlenip kilitlenmediği, ocağın söndürülüp söndürülmediği ile alakalı zorlayıcı düşünceler tabloya hakimdir. Yaşanılan zorlanmanın getirdiği sıkıntıyı bastırmak için kapıyı kilitlediğinden emin olsa bile kişi tekrar tekrar kilidi açıp kapatabilir. Hatta en üst kattaki evine defalarca inip çıkabilir.

Bu tür obsessif-kompulsif bozukluk vakalarında kişiler düşüncelerinin saçma olduğunu bilirler ancak onu yenmek için çaba sarf etmek yerine düşüncelerine teslim olmak zorunda kalırlar. Çünki bu durumda kişi daha rahatlayacaktır. Obsesyonla mücadele etmenin doğuracağı sıkıntı ile mücadele etmek zor gelmektedir.

Bir kişide obsessif kompulsif bozukluk var demek için şu şartların varlığı gereklidir.

Obsesyonlar ya da kompulsiyonlar kişinin hayatında belirgin olarak vardır ve bunlar kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin sıkıntıya neden olan yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemeler. Ve sıraan yaşam olaylarının getirdiği üzüntü ve sıkıntılarda değillerdir. Kişi bunlara önem vermemeye ya da bunları baskılamaya çalışır yada başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır. Ancak kişi, obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür bu nedenle de sıkıntıları fazladır

Belirtileri Nelerdir?

Kişinin, obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örn: el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler (örn: dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma) davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıya azaltmaya yada korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir: Ancak bu davranışlar yada zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir. Mesela kapıyı 3 kere çalmazsam ailemden birinin başına kötü bir şey gelecek düşüncesi gibi.

Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir.



Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) yada kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da olağan etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar.


Takıntı hastalığı nedir?





Takıntı (obsesyon) kişinin kontrolü dışında ortaya çıkan tekrarlayıcı düşüncelerdir. Ortaya çıktıklarında kişilerde rahatsızlık hissi meydana getirirler. Sıklıkla kişiler düşüncenin doğurduğu rahatsızlık hissini zorlantı (kompülsiyon) adı verilen davranışlarla bastırmaya çalışırlar. Hastalar bu türden düşünce ve eşlik eden davranışların mantıksız olduğunu çoğu defa bilirler ve bunlardan kurtulamadıklarından şikayet etmektedirler.

Takıntı-zorlantı hastalığında takıntı ve zorlantı ikilisi sürekli tekrarlayarak kişiyi günlük işlerini yapmaktan alıkoyar, gündelik işlevlerde belirgin bir bozulmaya yol açar. Kişiler genellikle bu düşüncelerin doğurduğu sıkıntı hissini bastırmak için sergiledikleri davranışlar, ve düşüncelerin tekrarlamaması amacıyla kaçındıkları belirli durumlar nedeniyle bir çok günlük aktivite sırasında çeşitli sınırları aşmazlar ki buna ritüel (adet) denilmektedir. Örneğin kirlilik takıntıları nedeniyle sürekli ellerini yıkayan bir hasta, elleri kirlenmesin düşüncesiyle belirli nesnelere dokunmak istemeyebilir. Bu da gün içerisinde sürekli belirli aktivitelerden kaçınmayı, planlanan işlerin hep benzer yollar izlenerek yapılması durumuna yol açar. Hastalık çoğunlukla 20-40 yaşları arasında başlayarak dalgalı bir seyir izler. Yani şikayetler belirli dönemlerde ağırlaşırken belirli dönemlerde hafifleme eğilimindedir.


HASTALIĞIN SIKLIĞI

Daha önceleri obsesif kompulsif bozukluk genel topluma göre nadir olduğu düşnülürkenson zamanlarda yapılan toplum çalışmaları ile bunun yaşam boyunca görülme sıklığının %2,5 olduğu bulundu. Bir yıl içerisinde toplumda görülme sıklığının ise % 1,5-2,1 olduğu bulunda. Yani toplumda insanlar bir yıl içerisinde araştırılsa 1000 kişiden 15-21 tanesinde obsesif kompulsif bozukluk varlığı tespit edilebilecektir. Ancak hastalığın şiddeti azaldıkça sorun olarak algılanma oranı da azalmakta olduğundan bu oran klinik araştırmalarda ortaya çıkar. Pratik olarak insanların % 1 inin obsesif kompulsif bozukluk olduğu söylenebilir.

HASTALIĞIN GİDİŞİ

Hastalık genellikle ergenlik dönmende başlarsa da çok erken yada çok geç başlangıçlı olanlarda vardır. Erkeklerde ortalama olarak 6-15 yaşlarında başlayan hastalık kadınlarda biraz daha geç başlamaktadır. (20-29 yaşlarında) Hastalık genellikle yavaş yavaş şiddetini artırarak seyreder. Birden bire başlayan vakalarda vardır. Bu seyir içerisinde belirtilerin alevlendiği ve aşrı sıkıntı verdiği dönemler olabilir. Stresle belirtilerin alevlendiği görülmektedir. Bu kişilerin % 15 inde yaşanan belirtiler toplumsal mesleki işlevselliği bozacak boyuta ulaşabilir. Yine hastaların bir kısmında belirtilerin hiç olmadığı iyileşme dönemleri de bulunabilir.

AİLESEL YAPI

Birinci derecede akrabalarında bu tür bozukluk bulunanlarda hastalık görülme oranı daha sıktır. Tek yumurta ikizlerinde bu durum ispatlanmıştır. Ancak aynı sosyal yapı aynı ortamı paylaşma zaman içerisinde davranışların ve düşünce kalıplarının paylaşılması da bu durumda etkendir. Genetik yatkınlığın payı da vardır.

Obsesif kompulsif bozukluk başka psikiyatrik rahatsızlıklarla birlikte görülebilir. En sık Major depresyon bu durum karşımıza çıkmaktadır. Diğer sıkıntı ile giden hastalılara da rastlanılabilir. Bunlar Yaygın anksiyete ( sıkıntı) bozukluğu, panik bozukluk, madde bağımlılığı olabilir.

Nasıl Tanı Konur?

A. Obsesyonlar ya da kompulsiyonlar vardır: Obsesyonlar aşağıdakilerden (1),(2),(3) ve (4) ile tanımlanır:

Bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemeler

Düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yasam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir.

Kişi, bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da bunları baskılamaya çalışır yada başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır

Kişi, obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir)

Kişinin, obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örn: el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler (örn: dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma)

Davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıya azaltmaya yada korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir: ancak bu davranışlar yada zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir.

B. Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir.

C. Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) yada kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da olağan etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar

Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Tedavide ilk adım bu düşünceleri hastalığın bir ürünü olarak kabul etmektir. Bu hastanın kötü ya da günah saydığı obsesyonlar sebebiyle duyduğu kaygıyı azaltır. Hasta bu durumu grip hastalığında olan bir ateş olarak algılamalıdır. Çünkü saplantı zorlantı bozukluğunun tek belirtisi obsesyon değildir. Zorlantılar, ikirciklilik, kararsızlık, herşeyi tanımlama isteği, kendini sürekli kontrol etme gibi başka belirtileri vardır. Tedavi tüm bu belirtilerin kaldırılmasını içerir. Çünkü her bir belirti bir diğerini besler.

Obsesyonların üstüne gitme yenmeye ,en azından bu hastalığın hayatını engellemesini önlemeye çalışma yararlıdır. Ayrıca hastalığın psikodinamik kökenlerini araştırıp yok etmeye çalışan psiko analitik tedavi yöntemleri denenmektedir.

Görünme Sıklığı Nedir?

Ortalama başlangıç yaşı 20'li yaşlardır. Yaşam boyu yaygınlığı %2-3 dolayındadır. Çoğu zaman sinsi başlar, kronik alevlenip yatışan bir gidişi vardır. Bu alevlenmeler çoğunlukla stresle ilişkilidir.

* * * * *

Yaygın obsesyon belirtileri:
  • Pislik veya mikrop bulaşmasından korkma
  • Başkasına zarar vermekten korkma
  • Hata yapmaktan korkma
  • Rezil olmaktan veya sosyal açıdan kabul edilemez bir şekilde davranmaktan korkma
  • Şeytanca veya günahkar düşünmekten korkma
  • Düzen, simetri, kusursuzluk ihtiyacı
  • Aşırı kuşku ve sürekli güvence ihtiyacı

Yaygın kompülsiyon belirtileri:
  • Tekrar tekrar yıkanma, duş alma veya ellerini yıkama
  • El sıkışmayı veya kapı tokmağına dokunmayı reddetme
  • Kilit, ocak gibi şeyleri sürekli kontrol etme
  • Rutin işleri yaparken içinden veya yüksek sesle sürekli sayı sayma
  • Sürekli bir şeyleri belli bir biçimde düzenleme
  • Belirli bir sıraya göre yemek yeme
  • Genellikle rahatsız edici olan, akıldan çıkmayan ve uykuyu bölen kelimelere, görüntülere veya düşüncelere takılıp kalma
  • Belirli kelimeleri, cümleleri veya duaları tekrarlama
  • İşleri belirli bir sayıda yapma ihtiyacı
  • Değeri olmayan şeyleri toplama veya biriktirme

Obsesif-kompülsif bozukluğa ne neden olur?

Nedeni tam olarak anlaşılmamış olsa da, araştırmalar biyolojik ve çevresel faktörlerin OKB ile ilişkili olabileceğini göstermiştir. Biyolojik faktörler: Beyin karmaşık bir yapıdır. Bedenin normal işleyişi için ihtiyaç duyulan, nöron adı verilen milyarlarca sinir hücresi vardır. Nöronlar elektrik sinyalleri yoluyla iletişim kurar. Nörotransmiter adı verilen kimyasallar bu sinyallerin nörondan nörona iletilmesine yardım eder. Araştırmalar serotonin adı verilen nörotransmiterin seviyesinin düşmesi ile OKB gelişimi arasında bir bağlantı saptamıştır. Serotonin dengesizliğinin ebeveynden çocuğa geçtiğine dair kanıt da vardır. Bu da obsesif-kompülsif bozukluğun genetik olabileceğinin göstergesidir. Ayrıca beynin belirli bölgeleri serotonin dengesizliğinden etkilenir, bu da OKB’ye yol açar. Bu problemin, beynin sağduyu ve planlama ile ilgili bölgeleri ve bedensel hareketleri içeren mesajları süzen bölgeleriyle bağlantılı olan beyin yolaklarıyla alakalı olduğu görülür. Araştırmalar Streptokok bakterisinin neden olduğu belli bir tür enfeksiyon ile OKB arasında bir ilişki de saptamıştır. Eğer bu enfeksiyon nükseder ve tedavi edilmezse, OKB gelişimine ve çocuklarda diğer bozukluklara sebep olabilir. Çevresel faktörler: Bazı çevresel stres yaratıcı faktörler OKB’yi tetikleyebilir. Belirli çevresel faktörler ise kişide var olan bu rahatsızlığı kötüleştirebilir. Bunlar;Taciz
Yaşamsal değişiklikler
Hastalık
Sevilen birinin ölmesi
İş veya okulla ilgili değişiklikler veya problemler
İlişkiyle ilgili kaygılar

OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) ne kadar yaygındır?

OKB ABD’ de 3.3 milyon yetişkini ve 1 milyon çocuk ve genci etkilemektedir. Rahatsızlık ilk olarak çocuklukta, gençlikte ve yetişkinliğin ilk yıllarında ortaya çıkar. Irk ve sosyoekonomik alt yapı fark etmeden tüm kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür.OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) teşhisi nasıl konur?OKB için laboratuvar testi yapılmaz. Doktor hastanın ritüellere ayırdığı zaman da dahil olmak üzere hastanın belirtilerini değerlendirerek teşhisini koyar.OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) nasıl tedavi edilir?OKB kendi kendine geçmez, bu yüzden tedavi edilmesi önemlidir. En iyi tedavi yöntemi ilaç ve bilişsel davranış terapisidir. Bilişsel davranış terapisi: Bilişsel davranış terapisinin hedefi, obsesif-kompülsif bozukluğu olanların ritüellerini gerçekleştirmeden korkularıyla yüz yüze gelmelerini ve anksiyetenin azaltılmasını sağlamaktır. Bu terapi obsesif-kompülsif bozukluğu olanlarda sıkça görülen abartılmış veya felaketler içeren düşünceleri azaltmaya da odaklanılır. İlaç tedavisi: Trisiklik antidepresanlar, selektif serotonin geri alım inhibitörleri OKB tedavisinde yardımcı olabilir. Hastaların ilaç ve bilişsel davranış terapisine cevap vermedikleri şiddetli vakalarda Eloktrokonvulsif Terapi (EKT) veya beyin cerrahisi kullanılabilir. EKT esnasında hastanın başına elektrotlar takılır ve beyne nöbete sebep olan bir dizi elektrik şoku verilir, bu nöbetler beyinde nörotransmitterlerin salınmasına sebep olur. Sürekli tedavi sonucunda hastalar normal veya normale yakın yaşam sürerler. Erken teşhis her zaman tedavi süresini azaltır. * WebMD’den çevrilmiştir. Ayrıntılı bilgiye ulaşmak için WebMD web sitesini ziyaret edebilirsiniz.


Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) mantıksız düşüncelerin ve korkuların (takıntılar) insanı sürekli tekrar eden davranışlar sergilemesine zorlayan psikolojik bir hastalıktır. OKB ile takıntılarınızın mantıksız olduğunun farkına varamayabilirsiniz ve bu takıntıları önemsememeye ya da bırakmaya çalışabilirsiniz. Fakat bu sadece sıkıntılarınızı ve kaygılarınızı artırır. Rahatsız edici düşünceleri önemsememeye ya da bu düşüncelerden kurtulmaya çalışırken yeni düşünceler ve zorlamalar daha öncekileri takip eder böylece içinden çıkılmaz bir döngüye girilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun Nedenleri

Obsesif kompulsif bozukluğun nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır. Fakat temel teoriler şunlardır:

Biyoloji
OKB vücudunuzun doğal kimyasında ya da beyin fonksiyonlarında görülen değişikliklerin bir sonucu olabilir. OKB’nin genetik bir bileşeni de olabilir fakat bu spesifik genler henüz aydınlatılamamıştır.

Çevre
Enfeksiyonlar gibi bazı çevresel faktörler OKB’nin tetikleyicisi olabilir fakat bu konuda da daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Risk Faktörleri

Obsesif kompulsif bozukluk riskini artırabilecek ya da tetikleyebilecek faktörler şunlardır:

Aile Geçmişi
Obsesif kompulsif bozukluğu olan ebeveynler ya da aile üyeleri varsa hastalığa yakalanma riski artabilir.

Stresli Yaşam Koşulları
Travmatik bir olay yaşadıysanız ya da çok fazla stresli olaylara maruz kaldıysanız risk artabilir. Bu olaylar ani ve anlamsız düşünceleri, ritüelleri ve duyguları tetikleyebilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluğu Tedavisi

OKB tedavisi tamamen bir iyileşmeyle sonuçlanmayabilir, fakat belirtileri en aza indirgeyerek hastalığın günlük yaşantınızı kontrol altına almasını engelleyebilirsiniz. Bazı insanlar hayat boyu tedavi altında olabilir.

OKB’nin 2 temel tedavisi psikoterapi ve ilaç tedavisidir. Çoğu zaman tedavi bu iki yöntemin birleşmesiyle devam eder.

Psikoterapi
Maruz Bırakma Terapisi adında bir terapi en etkili tedavi yöntemidir. Bu terapide hasta korkulan bir objeye ya da kirlenme gibi takıntıya kademeli olarak maruz bırakılarak kaygılarla sağlıklı bir şekilde mücadele etmesini öğrenir. Maruz bırakma terapisi efor ve pratik gerektirir fakat takıntılarınızla mücadele etmeyi öğrendiğiniz an daha iyi bir yaşam kalitesine kavuşabilirsiniz.

İlaç Tedavisi
Bazı psikiyatrik ilaçlar takıntıları ve OKB’yi kontrol etmenizi sağlar. Genellikle ilk aşamada antidepresanlar kullanılır.

İlk aşamada birçok ilaç kullanmak yerine semptomlara iyi geldiği tespit edilen bir ilaçla tedaviye başlanır. İlacın faydalı olması ve semptomlara iyi gelmesi haftalar alabilir. Doktorunuz ayrıca antidepresanlar ve antipsikotik ilaçları kombine ederek semptomları kontrol etmede daha etkili bir yöntem bulabilir.

Burada önemli olan nokta doktorla görüşmeden hatta iyileşme hissedilse bile ilaçları bırakmamaktır. Çünkü ilaçları bırakmak OKB semptomlarını tekrarlatabilir. Antidepresanlar bazen fiziksel bağımlılık da yapabilir.

İlaçların Yan Etkileri

Tüm psikiyatrik ilaçların bazı yan etkileri de vardır. Bazıları şunlardır:

Mide rahatsızlığı, uyku bozukluğu, terleme ve seksüel aktivitelere ilginin azalması.
Bazı durumlarda özellikle ilaçları kullanmaya başladıktan sonraki ilk haftalarda çocuklar, ergenler ya da 25 yaş altı bazı gençlerde intihar düşüncesinin artmasına neden olabilir.
Bazı ilaçlar diğer ilaçlarla, yiyeceklerle, alkolle ya da diğer maddelerle etkileşime girerek tehlikeli olabilir.


KOMPULSİYONLAR:

*aşırı veya törensel el yıkama

*eşyalarının ya da bulunduğu mekanın temizliğiyle ilgili aşırı uğraşılar

*Kapıları kilitleyip kilitlemediğiyle ya da ocağı kapatıp kapatmadığıyla ilgili kontroller

*hata yapıp yapmadığını kontrol etmek (tekrar tekrar)

*kalıplaşmış hareketleri tekrarlama gereksinimi (örn. Kapıdan girme çıkma, sandalyeye oturma kalkma gibi)

*saymayla ilgili takıntılar (örn. her yaptığı şeyi mutlaka belirli sayılarda yapma gereksinimi)

*kendisi için maddi ya da manevi değeri olmayan eşyaları atamama, biriktirme

OKB ne sıklıkta görülmektedir?

Yaklaşık her 50 kişiden birinde OKB bulunmaktadır. Ancak birçok kişi, belirtilerinin hafif olması, hastalıklarını gizlemeleri, kimseye belli etmek istememeleri ya da yıllarca süren hastalıklarını artık benimsemeleri nedeniyle hekime başvurmaktan kaçınır.

Oluşumunda ve ortaya çıkmasında rol oynayan etkenler nelerdir?

OKB’nin oluşumunda hem biyolojik hem de psikolojik etkenler bulunmaktadır. OKB belirtilerine eşlik eden özgül beyin anormallikleri belirlenmiştir. İlaç tedavisi ya da psikoterapi ile başarılı bir şekilde tedavi edilen kişilerde bu beyin anormallikleri düzelmektedir.

Çoğu zaman OKB belirtilerinin ortaya çıkmasından önce stresli bir yaşam olayı belirlenmiştir. Ancak böyle bir olay olmadan da başlayabilir.

Nasıl tedavi edilir?

OKB uzun süreli ve zamanla iyileşme dönemleri gösterebilen bir hastalıktır. Tedavide ilaç ve/veya psikoterapi kullanılmaktadır. İlaç tedavisi ve davranışçı-bilişsel psikoterapinin birlikte uygulandığı durumlarda oldukça iyi sonuçlar alınabilmektedir.

OKB’li kişi deli midir?

Hayır. Çoğu OKB’li insan, obsesyon ve kompulsiyonlarının aşırı ya da mantık dışı olduğunun farkındadır. OKB’li insanlar deli değildir.

OKB ile ilişkili başka bir hastalık var mıdır?

Torette hastalığının (daha çok çocuk ve ergenlerde görülen tik hastalığı) OKB ile güçlü bir ilişkisi vardır. Birçok kişide her ikisi birlikte görülür. OKB ile benzerlikleri bulunan diğer bazı hastalıklar: Beden dismorfik bozukluğu, trikotilomani (saç yolma hastalığı), hipokondriyazis (hastalık hastalığı) ve dürtü kontrol bozuklukları.

Doğumsal bir hastalık mıdır?

Kesin kanıtları olmamakla birlikte, bilimsel yayınlarda doğuştan OKB yatkınlığı durumundan söz edilmektedir. Ancak bu yatkınlık, hastalığın günün birinde mutlaka ortaya çıkacağı anlamına gelmez.

OKB ve depresyon ilişkisi nasıldır?

Yaklaşık olarak OKB’si olan kişilerin %60-90’ı yaşamlarının bir döneminde en az bir defa majör depresif epizod (en az 2 hafta süreyle hemen hergün depresyon belirtilerinin bulunduğu hastalık) yaşamaktadırlar.

OKB tedavi ile tümüyle ortadan kaldırılabilir mi?

Hayır, ancak genellikle kontrol edilebilir.

OKB tedavisinde karşılaşılan en büyük sorun nelerdir?

OKB’li kişinin hastalığı hakkında yetersiz bilgilerinin olması, doktorunun önerdiği tedavi planına uymaması ve tedavi uyumunun bozulmasıdır.

Tedavi ile OKB’nin seyri nasıl olmaktadır?

Çok iyi olabilmektedir. Özellikle davranış terapisi ve ilaç tedavisinin birlikte uygulandığı OKB’lilerin %80’inde anlamlı düzelmeler olmaktadır. Tedavi uygun süre devam ettirildiğinde hastalığın alevlenmesi ya da tekrarı önlenebilmektedir.

OKB tedavisinde kullanılan bazı yöntemler?

OKB tedavisinde kullanılan en etkin iki yöntem; ilaç tedavisi ve davranış terapisidir. Genellikle bu iki yöntemin birlikte kullanılması en etkili sonucu vermektedir.

Stres OKB’yi etkiler mi?

Evet. Tipik olarak stresli bir yaşam olayı OKB belirtilerinin kötüleşmesine yol açabilir. Stres OKB nedeni değildir. Ancak, stres veren yaşam olayları (sevilen bir yakının kaybı, doğum, boşanma vb.) hastalığın başlamasını tetikleyebilir ya da belirtileri alevlendirebilir.

OKB tedavisi hastane yatışını gerektirir mi?

Çoğu zaman gerektirmez. Ancak günlük işlevselliği önemli derecede kısıtlanmış olan hastalarda önemli bir seçenek olabilir.

OKB bulaşıcı mıdır?

Hayır, OKB bulaşıcı bir hastalık değildir

* * * * *

Obsesyon halk arasında takıntı veya saplantı diye de adlandırılan bir rahatsızlık belirtisidir. Kişinin elinde olmadan, istenmeden akla gelen ve kişiye aşırı rahatsızlık veren düşüncelerdir. Mesela mikrop veya kir bulaştığı düşüncesi bir obsesyondur.

* * * * * *

OKB Alttipleri

OKB çok farklı belirtiler izlenebilen bir rahatsızlıktır. Bu çeşitlilik nedeniyle değerlendirme ve tedavi kolaylığı açısından yaşanan belirtilere göre OKB alttiplere ayrılabilir, bazen bir hastada birden fazla belirti grubu olabildiği gibi bazen de yıllar içinde belirtiler birinden diğerine değişebilir. Belirti türlerine göre başlıca alttipler:

1.Yıkayıcı–temizleyiciler: Kişide kirlilik bulaşma obsesyonu ve yıkanma temizlenme kompülsiyonu vardır.

2.Kontrolcüler Birey yaptığı veya yapmadığı bir şeyle ilgili eksiklik veya hata olabileceği konusunda şüpheye kapılır ve bunun verdiği sıkıntıyla tekrar tekrar kontrol eder (Kapı, pencere, elektrikli ev aletleri, doğalgaz, araba, eşya, konuştuğu konular, okuduğu yazılar, doldurduğu formları kontrol).

3.Toplayıcı- biriktiriciler Gereksiz nesneleri toplar sonra da atamazlar.

4.Düzenleyici-sıralayıcılar Çevredeki nesnelerin belli bir düzende durması, simetri, eşyalarda eksiklik, leke, çizik olmamasına gereksinim duyarlar.

5.Tekrarlayıcılar Bu kişilerin aklına kötü veya istemedikleri bir düşünce gelir ardından bunu etkisizleştirmek için belli eylemleri, sözleri veya düşünceleri tekrarlarlar Örneğin yakın birinin ölümünü önlemek için giyinip soyunmak, aklına kötü bir şey geldiği için aynı şeyi bu düşünce olmadan yapmak gibi.

6. Düşünce takıntıları , saf obsesyonlar ve endişe Kaygı yaratan düşünce, istek, duygu veya hayaller akla gelir ardından bunun verdiği sıkıntıyı gidermek için kişi birtakım düşünsel faaliyetlerde bulunur. Örneğin eşcinsel olduğu düşüncesi aklına gelen bir kişinin bunun üzerinde düşünmesi, analiz etmesi, konuyu araştırması insanlara bunu sorması gibi. Bazen gündelik sıradan olaylarla ilgili akla sıkıntı yaratan olumsuz bir düşünce gelir ardından buna karşıt iç tartışma gelişir ve bu konu saatlerce sürer. Örneğin yaptığı bir konuşmada en uygun şekilde konuşup konuşmadığını saatlerce düşünmek gibi.

Belirtilerin görülme sıklıklarına baktığımızda, obsesyonlardan en sık görülenleri ve oranları: bulaşma: 32.9%, saldırganlık düşünceleri: 16.6%, kesinlik ihtiyacı, 8.5%, dini konular 6.3%, bedensel konular 6.2%, cinsellik 5.3%, toplama biriktirme düşüncleri 4.0% , diğer konular 20.2%, en sık görülen kompülsiyonlar ve oranları ise kontrol: 28.1%, yıkama temizleme: 25.9%, zihinsel tekrarlamalar 11.5%, tekrarlama 11.0%, sıralama/düzenleme 5.3%, toplama/biriktirme 3.2%, sayma 2.6%, diğerleri 12.4% dür.

Obsesif Kompulsif Bozukluğu Olan Bireylerin Ortak Özellikleri

1.Endişeler ve Takıntılar (Obsesyonlar) kötü birşeyler olacağı kaygısıyla İlgilidir: Takıntılara hemen daima eşlik eden sıkıntı size ya da sevdiklerinize gelecek bir zarardan korkmakla ilgilidir.Örneğin kapıyı pencereyi kontrol eden bir hastada “kapıyı pencereyi kontrol ediyorum çünkü açık kalırsa birisi girip çocuklarımı öldürebilir, paramızı çalabilir. Eğer bu olursa benim hatam olur ve suçlanmayı hak ederim.” şeklinde ya da yıkanma kompülsiyonu (zorlantısı) olan bir hastada “eğer temizlenmezsem hastalanabilirim, çocuklarıma hastalık bulaştırabilirim” veya “bu kirlilik hissi yıkanmadan geçmez ben bu hisse dayanamam” şeklinde düşünceler ve korkular olabilir.

2. Kişinin takıntısının akıldışı veya saçma olduğunu bildiği anlar olur. Belirtiler olmadığı anlarda çoğu obsesif birey takıntılarının gereksiz olduğunu bilir. Endişeler başladığında ise bunu unutabilir ve takıntılarından dolayı çok korkuya kapılabilir.

3. Takıntılara direnmeye, baskılamaya ya da bunları unutmaya çalışmak bunları daha da arttırır. Takıntı şeklindeki düşünceler ve hayaller çok fazla sıkıntı verdiği için kişi bunlardan şiddetle kurtulmak ister. Ama ne yazık ki bu mücadele unutulmak istenilen düşünceyi canlı tutar. Kişi ne kadar çok mücadele ederse o düşünceyi zihninden atması da o kadar zorlaşır. Düşünce takıntılarının sürmesini sağlayan şeyler:

·Takıntıdan korkmak.

·Aktif biçimde unutmaya çalışmak.

·Hatırlatan durumlardan kaçmak.

·Hiçbir zaman takıntı olmamasını amaçlamak.

·Takıntıların ilerde de tekrarlayabileceği endişesini taşımaktır.

4.Zorlantılar geçici bir rahatlama sağlar: Takıntının yarattığı şiddetli sıkıntıyla kişi kendisini rahatlatacak bir şeyler arar ve sonuçta yaptığı bazı eylemlerle rahatlar. Örneğin kirlilik obsesyonu olan birinin elini yıkayarak rahatlaması gibi. Ama bu etki geçicidir. Bir süre sonra yeniden sıkıntı başlar.

5. Tekrarlayan eylemler (ritüeller) genellikle özel bir sırada gerçekleştirilir: Zorlantı davranışları belli bir sıra dahilinde kurala uygun gerçekleştirilirse sıkıntıyı azaltır. Eğer bu kural bozulursa yeni baştan aynı sırayla tekrar gerçekleştirilirler. Kirlilik takıntısı olan bireyin yıkama esnasında belli bir sayıda yıkıyorsa yıkama sırasında yaptığı bir işlemi hatırlayamazsa işi tekrar baştan başlatması gibi.

6.Kişi zorlantılara da direnmeye çalışır: Zorlantı şeklindeki hareketler kişiyi geçici olarak rahatlatsa da bunları tam yapmanın zorluğu ve aldıkları zaman yüzünden kişi bunlara direnmeye çalışabilir ya da bunların zahmeti nedeniyle bunlara başvurmasına yol açacak nesne ve durumlardan kaçabilir. Temizlenme ritüellerinin sıkıntısı nedeniyle kişinin ayda bir banyo yapması, haftada bir büyük abdeste çıkması gibi.

7. Kişi bir takım koruyucu davranışlar için başkalarından da yardım alır: Temiz mi kirli mi diye birine sorma, yıkarken başkasına da izletme, kendisi yerine temizlemeyi ya da kontrolü birine yaptırma gibi. Bu hem kaçınmaya hem de sorumluluğu paylaşarak biraz rahatlamayı sağlar.

* * * * * *


Kompulsiyon (tekrarlayan davranışlar): hastalar takıntılı düşüncelerden kurtulmak için akıllarına başka düşünceleri getirirler veya bazı davranışlarda bulunurlar bu tür düşünce ve davranışlara kompulsiyon denir. Takıntılı düşünceler anksiyete artışına neden olurken kompulsiyonlar anksiyeteyi azaltır. Ağır OKB hastalarında bazen bu kompulsiyonlar tüm günü alabilir. Sık görülen kompulsiyonlar şunlardır:

Temizlik: saatlerce el yıkama, banyo yapma veya tekrar tekrar ev temizleme gibi. Bu şekilde el yıkayarak günde bir kalıp sabun bitiren veya çamaşır suyu ile elini yıkayan hastalar sıktır.

Tekrarlama: takıntılı düşünce ile oluşan sıkıntıyı gidermek için tekrarlayan davranışta bulunma veya akıldan başka düşünceleri geçirme gibi. Yakınlarının başına kotü bir şey geleceğini düşünen bir hasta bunun olmaması için halen yapmakta olduğu davranışı ikinci kez yaparak bu düşünceden kurtulabilir (yolda yürürken aynı yolu geri dönüp tekrar yürümek gibi)

Kontrol etme: evine bir şey olacak veya yangın çıkacak korkusu ile tekrar tekrar kapıyı veya tüpün kapalı olup olmadığını kontrol etmek gibi.

Biriktirme: işe yaramayan bir çok eşyayı biriktirmek gibi. Örneğin bazı kişilerde yeterli yerleri olmadığı halde gazeteler, boş kavanozlar veya konserve kutuları gibi işe yaramayan şeyleri atamama davranışı görülebilir. Son birkaç yıldır yurdumuzda gazetelere yansıyan çöplük evler buna en güzel örnektir.

Sayma: yolda yürürken kaldırım taşlarını sayma veya araba plakalarını okuma, günlük işleri yaparken belli sayılarda tekrar etme v.b.(örneğin kazağını beş kere giyip çıkarma veya aynı yere üç kere gitmeme gibi)

Tamamlama: bu kompulsiyonu olan hastalar bir dizi davranışı mükemmel olana kadar tekrar tekrar yaparlar. Örneğin kirlilik takıntısı olan bazı hastalar el yıkamadan önce lavaboyu, musluğu ve sabunu yıkar (genelde belli sayıda) daha sonra belli sayıda elini yıkar ve elini yıkadıktan sonra tekrar aynı işlemi tekrarlar.

Aşırı tertipli ve düzenli olma: örneğin çalışma odasında herşeyin simetrik durması veya masanın üstündeki herşeyin belirli bir sıra ile dizilmesi gibi.

Yukarıda sayılanlar dışında sayı sayma, aşırı liste yapma veya aşırı dua etme gibi başka kompulsiyonlarda olabilir.


* * * * * *

Kuşku Takıntıları
En sık görülen ikinci takıntı çeşididir. Kişide sürekli bir şeyleri yapıp yapmadığı ile ilgili kuşkular oluşur. Bu kuşkular büyük sıkıntı verir ve kişide aşırı bir kontrol etme davranışı oluşur. Hasta, “Acaba ocağı kapattım mı, kapıyı kilitledim mi, ışığı söndürdüm mü?” gibi kuşkulardan emin olmak için defalarca tüpü, kapıyı, ışığı kontrol eder.
En sık görülen üçüncü çeşit, kompülsiyon olmaksızın zihne yerleşen takıntılardır. Cinsel ve saldırgan bir hareketle ilgili düşünceler zihni durmadan meşgul eder. Kişiler bu durumdan dolayı kendilerini sürekli kınarlar.

Simetri veya Eksiksiz Olma Takıntıları
Sık görülen saplantı çeşitlerindendir. Kişi yaptığı işin eksiksiz olmasına, evdeki veya masasındaki eşyaların düzgün ve simetrik olmasına hastalık derecesinde dikkat eder. Öyle ki bu simetriyi sağlamak için saatlerce uğraşabilir. Eğer istediği simetriyi ve düzenliliği yerine getiremezse aşırı sıkıntı duyar ve sıkıntılarını gidermek için saatlerce uğraşır. Bu yüzden işlevselliği önemli ölçüde etkilenir. Davet, randevu, iş gibi etkinliklere yetişememe, işleri yetiştirememe gibi sorunlarla çok sık karşılaşır.

Metafizik veya Dini Takıntılar
Ucu bucağı bulunamayan sorularla bir gidiş göstermektedir. Kişinin aklına elinde olmadan metafizik konularla ilgili istemediği düşünceler gelir. Hatta bazı zamanlar Allah’a küfür şeklinde düşünceler oluşabilir. Kişi bunun neticesinde, -hele hele inançlı biri ise- aşırı sıkıntı ve suçluluk, günahkârlık duygusuna kapılır. Duyduğu sıkıntıyı ve suçluluk duygusunu bertaraf etmek için de sesli olarak veya içinden “tövbe tövbe”, “estağfirullah” gibi sözler sarf eder. Bu düşünceler zihnini öyle kuşatır ki günlük işlerini yapmaz, hatta ibadet edemez hale gelir.

Hastalık Takıntıları
Kanser, AIDS gibi hastalıklara yakalanma korkusu gibi düşüncelerin akla geldiği takıntılardır. Kişi bu yüzden tetkikler yaptırır; kötü bir sonuç çıkmadığı halde elinde olmadan hasta olduğu düşüncesini zihninden atamaz. Hastalık düşüncesinin yarattığı sıkıntıyı gidermek için sürekli hastaneye gidip tetkik yaptırır, tetkiklerden bir sonuç çıkmaz, o an için rahatlar ancak düşünce zihninden gitmez. Bu kısır döngü, hep bu şekilde devam eder. Sayma takıntıları; otomobil plakalarını ve evlerin numaralarını okuma, apartmanların kaç kat olduğunu saymayı içeren bir takıntı çeşididir.

Cinsellikle İlgili Takıntılar
Özellikle eşcinsel olma korkusu ile ilgili takıntılar çok görülür. Kişinin aklına istem dışı bir şekilde eşcinsellikle ilgili düşünceler gelir ve zihninde hemcinsle ilişki kurma, cinsel organ görme, hemcinslerin cinsel bölgelerine bakmadan edememe şekillerinde karşımıza çıkar. Bu düşüncelere maruz kalan kişi eşcinsel olduğuna inanır ve bu kişinin büyük bir kaygı ve suçluluk duymasına yol açar. Bu durum eşcinsel olmaktan tamamen farklı bir durumdur.
Çocuklarda, karşı cinsten olan ebeveyn ile ilgili cinsel içerikli düşünceler olabilir. Bu tür düşünceler bir çok çocuğu belirli dönemlerde ziyaret eder. Sorun bu düşüncelerin gelmesinde değil çocuğun bu düşünceler geldiğinde yaşadığı kaygı ve suçluluk duygusunun sürmesi nedeniyle bu duruma takılmasıdır. Çocukların bazılarında bu düşünceler takılma söz konusu olabilmektedir. Birçok çocuk ise takıntı geliştirmeden bu süreci geçer.

Zarar Verme Takıntıları
Özellikle annelerde bebeklerine, çocuklarda ise anne ve babalarına zarar verme ile ilgili düşüncelerin zihinlerine istem dışı gelmesi durumudur. Yeni doğum yapan annelerde doğumdan hemen sonra ya da 1 yıl içinde herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Bu düşüncelerin yoğun bir biçimde gelmesi annede bebeğine gerçekten zarar vereceğine inanmasına yol açar. Bunun sonucunda da anne müthiş bir kaygı ve suçluluk duygusu yaşar.

OBSESİF KİŞİLİK
Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu kurallar, düzen ve kontrol üzerine aşırı düşünme olarak karakterize edilir. Bu kişiler bir şey üzerinde kontrol sahibi olamama ihtimali varsa aşırı derecede kaygı yaşarlar ve bu nedenle bu tür durumlardan kaçınırlar. Kontrol sağlayamadıkları durumlarda ise öfkelenirler. Aşırı kontrollü halleri, madde bağımlılığı, dikkatsiz cinsel ilişki kurma, finansal sorumsuzluk gibi durumları engeller. İş konusunda çok hassas ve kuralcı olduklarından çok başarılı olabilirler. Rahat ve esnek davranamama, mükemmeliyetçilik, detaylarla aşırı ilgilenme gibi durumlar günlük yaşantılarını çok zorlaştırır ve işlerini yaparken büyük bir zaman ve enerji israfına neden olur. Yapılan işin asıl amacını unutturacak derecede ayrıntılarla, kurallarla, listelerle, sıralamayla, organize etme ve program yapma ile uğraşırlar. Bu kişiler yeniliklerle ve esneklik gerektiren durumlarla karşılaşınca rahatsızlık duyarlar. Kültürel normlara çok bağlı olmakla birlikte inatçı bir kişilik yapısına sahiptirler. Kuralcıdırlar ve kurallara tam olarak uymasını beklerler.

Mantık adamıdırlar ama bu durum karşısındaki için sıkıcı bir hal alabileceğinden iletişimlerinde zorluk yaşayabilirler. Kuralcılıkları ve detaycılıkları eşlerini ve yönetimi altında olan çalışanları bezdirir. Hataya ne kendilerinde ne de başkalarında tahammül edebilirler. Başkaları tam olarak kendileri gibi düşünüp, hareket etmedikçe onlarla bir çalışma içine girmek istemezler, zorunda kalırlarsa agresifleşirler. Yanlış yapmamak için yaptıklarını defalarca kontrol ederler. Olayların olumlu olumsuz yönlerini sürekli tartmaya çalıştıkları için karar vermekte güçlük çekerler. Duygularını göstermeyip, her zaman mantığı ön planda tutarlar. Mantıklı olmadıklarına inandıkları kişilere öfkelenirler ya da onlarla iletişim kurmak istemezler. Eğlenceli ortamlardan zevk almazlar. Genellikle katı, inatçı, cimri kişilerdir.
Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu ve obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan kişilerde ön plana çıkan özellikler şunlardır:

Titiz ve Kuralcıdırlar: İş ve özel hayatlarında o kadar kuralcıdırlar ki, her şeyin bu kurallar çerçevesinde yapılmasını isterler. Kurallarını sorgulatmazlar ve mutlaka uyulmasını beklerler. Bu beklentileri aşırı titiz olmalarına yol açar. Kurallara titizlikle uyulmalıdır. Uyulmadığında sinirlenirler. Kendileri kendi kuralları dışına çıkarsa endişe ve kaygı yaşarlar ve kendilerini suçlarlar.

Siyah-beyaz düşünürler: Onlar için orta yol pek yoktur. ‘Ya hep ya hiç’ mantığına göre hareket ederler. Bir iş dört dörtlük olmayacaksa hiç olmasın daha iyidir. Birisi bir hata yaptığında olumlu yönleri görünmez olur. Kurallarında esneme olamaz.

Mükemmeliyetçidirler: Ne kendilerinde ne de başkalarında hataya tahammül edemezler. Her şey dört dörtlük olsun isterler. Onlar için hata olmaması gereken bir şeydir. Herkes her konuda olması gerektiği gibi olmalı, davranmalı ve düşünmelidir. Bunun aksi olursa sinirlenirler ve öfke patlaması yaşayabilirler. Kendileri için hata yapma durumu söz konusu olursa kendilerine kızarlar.

Sinirlidirler: Kurallara uymak ve hata yapmamak o kadar önemlidir ki aksini düşünemezler. Ancak gerçek hayatta çoğu insan onların kafalarındaki kurallar doğrultusunda hareket etmeyeceğinden ve insanoğlu hata yapan bir varlık olduğundan, bu durumlarla karşılaşmaları kaçınılmazdır; dolayısıyla, obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan insanlar gün içinde pek çok kez sinirlilik hali içine girerler ve öfke patlamaları yaşayabilirler.

Kendilerine kızarlar: Obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan kimselerde insan olduklarından hata yaparlar ve kurallarının dışında davranmak zorunda kalırlar. Bu durumlar, kendilerine şiddetli biçimde kızmalarına ve/veya aşırı kaygı yaşamalarına neden olur.

Kaygılıdırlar: Mükemmeli yakalamak ve hata yapmamak konularındaki aşırı hassasiyetleri gün içinde tedirginlik ve kaygı hallerini çok sık yaşamalarına yol açar. Kendileri ve etrafındakilerle ilgili sürekli tetiktedirler, çünkü kendileri ve başkaları her an hata yapabilirler ve bu onlar için asla olmaması gereken bir durumdur.

Detaycıdırlar ve aşırı mantık yürütürler: Her konu ile ilgili detaylı ve mantıklı açıklamaları vardır. Mantıkları detaylar üzerine kuruludur. Detaylar üzerinde durmayı ve mantık yürütmeyi çok severler; aslında detaylara odaklanmadan ve mantık yürütmeden edemezler. Duygusal meselelere dahi mantıkla yaklaşırlar. Aşırı mantıklı halleri, dışarıdan soğuk ve mesafeli algılanmalarına neden olur. Aslında gerçekte de soğuk ve mesafelidirler. Detaycılıkları, bir iş yaparken ya da bir şeyle uğraşırken çok zaman kaybetmelerine ve bunun sonucu olarak da kaygı ve/veya sinirlilik hali yaşamalarına neden olur.

Belirsizliğe tahammül edemezler: Belirsizliği bir çok kişi sevmez, ancak obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan kimselerde belirsizlik korkunç bir durumdur. Kafalarının içindeki kuralları, hataya karşı aşırı tahammülsüzlükleri aslında belirsizliği ortadan kaldırmak ve belirli, sürpriz olmayan, rutin durumları yaratma çabalarının bir sonucudur.

Ertelemecidirler: İnsan için mükemmellik olamayacağı ve hatalar kaçınılmaz olduğu için, mükemmel olamama ve hata yapma durumlarını kaçınılmaz olarak hayatlarında yaşayan bu kişiler kendileri ile ilgili derin hayal kırıklıkları yaşarlar. Bu hayal kırıklıklarının yarattığı kaygı ve kendine öfkelenme o kadar fazla olur ki, obsesif-kompulsif kişilik özellikleri aşırı uçta olan kişiler kendileri ile ilgili bu hayal kırıklığını yaşamamak için hareket edemez hale gelebilirler ya da yapmaları gereken işleri sürekli erteleyebilirler. Erteleme hali daha çok yeterince kontrol edemediklerini düşündükleri durumlarda kendini gösterir.

Takıntıları vardır: Bu kişilerde özellikle kontrol takıntılarına çok rastlanır. Yaptıkları şeyin mükemmel ve hatasız olması için defalarca kontrol etmeden duramazlar. Obsesif-kompulsif kişilik özellikleri baskın olan kişilerde başka türde takıntı semptomları da sık sık görülür.

* * * * * * *

OBSESİF-KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu duygusal katılık, düzenlilik, ısrarcılık, inatçılık ve kararsızlıkla karakterizedir. Bozukluğun asıl özelliği mükemmeliyetçilik ve esneksizliğin ısrarcı örneğidir. ICD-10’da bu bozukluk anankastik kişilik bozukluğu olarak adlandırılmıştır.
Erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür, büyük çocuklarda daha çok tanı konur. Hastaların geçmişlerinde katı disiplinle büyütülme sıklıkla bulunur.
Savunma mekanizması olarak rasyonalizasyon (akla uygunlaştırma), izolasyon (yalıtma), entellektüalizasyon (düşünselleştirme), reaksiyon-formasyon (karşıt tepki kurma) ve undoing (yapıp-bozma) kullanırlar.
Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu olan kişilerin kurallarla, düzenlilikle, temizlikle, ayrıntılar ve mükemmeli başarmakta aşırı uğraşları vardır. Bu özellikler tüm kişiliğin genel yapılanmasını açıklayabilir. Bu gibi kişiler resmidir ve mizah duyarlılıkları olmayan kişilerdir. Esneklikleri yoktur ve tolerasyon göstermezler. Uzun süre çalışma kapasiteleri vardır, alışılmış olarak sürdürürler ve uyamayacakları değişiklikleri istemezler.
İnsanlara soğukturlar, uzlaşmayı beceremezler ve isteklerini gerçekleştirmek için başkalarını zorlarlar. Her nasılsa, kendilerinden daha güçlü olarak gördükleri kişilere büyük bir hevesle kibarlık gösterirler ve otorite karşısında isteklerini gerçekleştiriler. Hata yapmaktan korktukları için karar vermekte kararsız ve tekrarcıdırlar. Buna rağmen stabil evlilikleri ve mesleki yeterlilikleri belirgindir, az arkadaşları vardır.
Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğunun gidişi değişkendir ve önceden kestirilemez. Diğer kişilik bozukluklarına benzemeyen obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu olan hastalar hastalıklarının farkındadırlar ve kendilerini tedavi arayışına girerler. Serbest çağrışım ve yol gösterici (direktif) olmayan terapi aşırı eğitilen ve sosyalleşen obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu olan hastada çok fazla değerlidir.

* * * * * * *


HASTALIĞIN SEYRİ NASILDIR?
Hastalık zaman zaman alevlenmeler bazense kendiliğinden sönmeler şeklinde seyreder. Kişi sönme dönemlerinde hastalığı kendisinin yendiğini, üstesinden geldiğini düşünür. Takıntıları olan insanlar bunların anlamsız, saçma olduğunu bilir ama elimde değil düşünüyorum der ve bunları yatıştırmak için de eylemler gerçekleştirir. Bulaşma takıntıları için dikkat ederler, sürekli olarak temkinli davranırlar birinin yediğinden yemez, içtiğinden içmez, dokunduğu yere dokunmaz, dokunsa tekrarlayıcı yıkamaları olur, şüpheye düştüğünde kontrol etmeleri artar. Eylemler saatlerce bazen gün boyu devam eder ve evden çıkamazlar sosyal aktivitelerinden geri kalırlar. Evde çocuklarını eşini kollarlar ve aile yaşantıları da sıkıntıya düşer. Ayrıca temizlik malzemesi tüketimi artar ve aylık maliyet yükü artmış olur. Artan temizlik malzemesi kullanımına bağlı parasal harcamaların artışı eşler arasında krize dönüşebilir. Zamanla kişi evden çıkmamaya, bazen de kendini yatıştırmak için alkol kullanmaya başlar sonrasında alkole bağlı sorunlar gelişir. Yine bu hastalığa bağlı depresyon sıklıkla ortaya çıkan diğer bir ruhsal hastalık olarak görülebilir. Kişi, hayattan zevk almamaya hatta ölmek isteğine varan ruh haline kadar gidebilir.


AŞK NE ZAMAN TAKINTILI HALE GELİR?
İlişkide kötü giden durumlarda aşırı endişelenme, uzak mesafelerde olmaya artık katlanılamıyorsa, güven duymayla ilgili sorunlar başlamışsa, sürekli ilişkiye odaklanmış olup acaba biter mi? Sorun çıkar mı? Endişelerinden kendinizi alamıyorsanız, endişelendiğinizde sürekli arama isteği hatta arıyor ve aramalarınız sizi rahatlatmıyor ise, sürekli aklınızda o kişiyle ilgili meşguliyet varsa, onu düşünmekten yaptığınız işe kendinizi veremiyorsanız aşkınız takıntıya dönüşmüş olabilir.


Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle

Arşiv

Online Üyeler

    Online üye yok !

Bülten Kayıt

b