Genel :

bilimist

bilimist Yazdı...



Mr.Nobody 2009 Yapımı Film yorumları -

15 Kasım 2015 Bu içerik 1.541 kez okundu.

Arkadaşlar sizler için nobody filmini izleyip yorum yapanları buldum, içlerinden en iyilerini seçtim :)

* * * * * *


Şimdi sen bu filmi bir yerlerden duydun ve izlemeden önce fikir edinmek için buradasın ya; işte o zaman sana şöyle fikir vereyim; mesela ben bir yönetmen olsam, bir senarist, bir kurgucu ya da fark etmez ben bir set işçisi, bir ulaşım olsam, ya onu da geçtim lan ben roll caption yazan arkadaş olsam, derhal ama derhal bırakırdım bu işi!.. çünkü eğer bu filmse, sinema dedikleri var ya hani 7. sanat, hah işte o eğer buysa, senin benim yaptıklarımız, onun bunun yaptıkları bambaşka bir şey!.. o diğer izlediklerinden, hadi 3 tane çıkart; eğer aralarında film namına bir şey varsa, buna film diyenin allah belasını versin!..

hey!.. bu filmi izlemiş olan!.. sen çekil kenara da okur ferahça bilgilensin!.. eyv. teşekkür ederim.

şimdi sen bu filmi izleyeceksin ya, hemen kov evdekileri, camdan falan at! izleme onlarla! ye, iç, tıkın, çişini falan yap! seni harlı ateşte bilmem kaç dakka acının, aşkın ve tutkunun orta yerine bırakacak bu film! oradan çıkartıp schrödinger'in kedisi yapacak! üstelik, yıkanmaktan hoşlanan bir kedi olacaksın!.. zamanla!.. bir var bir yok olacaksın.. zamanla!..

hey!.. yönetmenim ben, yönetiyorum diyen; çok pis senaryo yazarım, amerikan format, fransız format, yok efendim 1 senaryo sayfa 80 saniye, imgelem, simgelem, semiyoloji.. sinopsisin, tretmanın vurdum gözüne diyen!.. bak arkadaşım, bak canım kardeşim, bi s.ktir git lütfen!.. git yaa bela mısın git işte! bırak bırak bu işi sen, bırak ya!..

hey!.. sen hala burda mısın? ya gidip izlesene sen filmini!.. neeee yalnız değil misin; uykun mu var? olmaz o zaman, sen çok yanlış gelmişsin. hadi bakıyım, bugün git yarın gel!..

Kaynak: eksi n e v r o t i c z o n e
* * * * *



Hiçbir seçim yapmadığınız sürece her şey ihtimal dahilinde(mi)dir…(?)
“Büyük Patlama'dan önce ne vardı?Aslında öncesi yoktu.çünkü Büyük Patlama'dan önce zaman kavramı yoktu.Zaman, evrenin genişlemesi sonucu ortaya çıkan bir şeydi.Peki evren genişlemeyi bitirdiğinde ve devinim durduğunda ne olacaktı?Zamanın niteliği ne olacak?Sicim teorisi doğruysa, evrende 9 uzaysal boyut mevcuttur.Bir de zamansal boyut tabi ki.Başlangıçta, tüm boyutların birbirine bağlı olduğunu düşünebilirsiniz.Büyük Patlama sırasında;uzunluk, genişlik ve derinlik olarak bildiğimiz üç boyut ve zaman olarak bildiğimiz bir zamansal boyut dağıldı.Diğer 6 boyut ufacık kalıp,birbirlerine bağlandı.Eğer çubuk boyutların bulunduğu bir evrende yaşıyorsak yanılsama ve gerçeklik arasındaki ayrımı nasıl yapacağız?Bildiğimiz kadarıyla zaman,sadece tek yönde hissettiğimiz bir boyuttur.Peki ya diğer boyutlardan biri uzaysal değil de zamansalsa?O zaman n’olcak? “

“Satrançta yapılabilecek en iyi hamle, hamleyi yapmamak olursa buna Zugzwang denir.”

İşte Nemo’nun yaptığı şey buydu, hiçbir şey yapmamayı tercih etmişti. Tüm film zaten bunun üzerine kurulu. Aranızda izlemiş olan varsa ya da izleyecek olanınız, belki de filmi benim kadar taçlandırmayacaksınız, bilemiyorum. Okuduklarımızı veya izlediklerimizi doğal olarak kendimizle ilişkilendiririz, ben olsam bu durumda ne yapardım, şurada keşke şöyle davransaydı gibi başkarakteri veya durumları izlerken kendi iç muhakememizden geçirip yorumlarız. Bazen de yaşadığımıza çok benzer bir problemin birebir kopyasıyla karşılaşır ve belki de açmaz diye gördüğümüz sorunumuzun yanıtıyla karşılarız. İşte Mr. Nobody benim için böyle bir filmdi. Daha önceki bir yazımda doğum günümü kutlarken bir hayat boyu aslında hiçbir şey yapmamış olduğumu yazmıştım. O halde hani yaşadığımda pek söylenemez değil mi.

Henüz 9 yaşındaki Nemo, tüm hayatını belirleyecek bir karar vermek zorundadır ve anlaşılan o dur ki bu son ana kadar ertelenmiştir.-Pasta seçerken bile yarım saat düşünen bir velet ne de olsa- Tren garında ayrılmış olan annesi veya babasıyla kalma konusunda bir karar vermelidir ve tren ağır ağır kalkmaya başlar. Trene binen annesine mi koşmalı yoksa istasyonda bekleyen babasıyla mı kalmalıdır. Aman yarabbi, işte tren hızlanmaya başlar. Koşar Nemo annesine doğru, arkada gözü yaşlı babası, annesinin uzanan eline yetişmeye çalışırken dahi kararsızdır. Sizce Nemo ne yapmıştır? Film boyunca her iki seçeneğinde getireceği olası senaryolar biz seyirciye aktarılır. Ama bu kadar basit bir film değil elbette. Şimdi başa dönelim.


Bay hiç kimse tam olarak 117 yaşındadır ve yaşayan son ölümlüdür. Yalnız bu cümle yanlış anlaşılabilir, yaşayan son ölümlüdür ama yaşayan son insan değil. İnsanoğlu artık ölümsüzdür. Bunun nedeni ise genişleyen evrenin artık durmasıdır. Dolayısıyla zaman denilen şey evrenin genişlemesiyle ilintili olduğundan artık herkes ölümsüzdür. (Anlatması güç bir film olacak ve muhtemelen izlemeden anlamayacaksınız) yalnız hiçbir şey anımsamayan Nemo’ya göre o daha 34 yaşındadır ve uyanmak zorundadır. Hiçbir şey anımsamamasının sebebi yaşanmış bir hayatı olmaması olabilir mi? En başta ki Zugzwang deyişine bir metafor olmasın sakın. Neyse oraya geleceğiz;

Bu filmi spoiler vermeden anlatmak olanaksız ve olay örgüsü Pulp Fiction tarzında, senaryo oldukça girift, karmaşık. Ben size sadeleştirmiş biçimde anlatmalıyım. Yıl 2096 Bay Nemo, yani hiç kimse 117 yaşında ama o 1975 doğumlu ve 34 yaşında olduğunu iddia eden biri. Gelecekte herkes hiç kimsenin ölüm anını beklemektedir. Ve ölmeden önce bir psikiyatr Nemo’ya hafızasını tazelemek için hipnoz uygulamayı teklif eder. Hipnoza giren Nemo ta doğum öncesini anımsar, cennette bekletilen çocuklardan biridir ve ebeveynini her çocuk gibi kendisi seçer.

Adaylar neden seçilmeleri gerektiğini doğmamış Nemoya anlatır. Biri kelebek etkisini bilir misin diye sorar Nemo’ya ve anlatmaya başlar: uzak doğuda bir kelebek kanatlarını çırpar, başta hafif bir rüzgâr solmuş bir yaprağı havalandırır, derken kuvvetlice bir fırtına ve o yaprak ta Amerika’ya ulaşır ve yaprağa basıp kayan babasına yardım için koşan annesi bu şekilde tanışır.

1. Nemo trene biner ve annesini tercih eder. Annesinin babasından ayrılma sebebi başka bir erkeğe gönlünü kaptırmasıdır. Tesadüftür ki âşık olduğu erkek Anna’nın babasından başka bir şey değildir. Sanırım New Jersey’de, aynı çatı altında yaşmaya başlarlar. Zaten Anna’yı daha önceden tanıyan ve hoşlaşan Nemo başında bu birliktelikten haz etmese de zamanla razı olur. Ve ilk ergenliklerinde ateşle barut misali âşık olurlar ve kaçamak bir şekilde ilk cinsel deneyimlerini yaşarlar. Sonrasında annesi ve üvey babası ayrılma kararı verir, bunda çocuklarının ilişkilerini fark etmeleri de büyük etkendir. Anna Nemo’ya onu hep seveceğini ve bekleyeceğini söyler ve ondan her Pazar günü deniz fenerinin orada beklemesinin sözünü alır. Otuzlu yaşlarına geldiğinde Anna ile bir tesadüf eseri rastlaşır. Çılgına dönerler, tutkuyla sevişirler falan. Ertesi günü Anna Nemo’dan iki gün süre ister. Çünkü tüm ömrünü Nemo’yu bekleyerek geçirmiş, olası tüm aşkları, kariyerini falan ertelemiş, aslında hiç yaşamamıştır. "tek bir hayat için herşeyden vazgeçtim."Yani Nemo gibi hiçbir hamle yapmamayı tercih etmiştir. Zugzwang. İki gün sonra fenerin orada buluşmak üzere ayrılırlar, Anna numarasını verir, ama gökyüzünden düşen bir yağmur taneciği tam kâğıdın üzerine düşer ve numara silinir. Bunun sebebi de kelebek etkisidir. Birazda şu “karma” denilen şey.Şöyle:İki ay önce işsiz bir Brezilyalı bir yumurta kaynatmış.Hararet odada mikro-iklim yaratıp sıcaklığı azıcık değiştirmiş.Böylece 2 ay sonra, dünyanın diğer tarafında sağanak yağış başlamasına neden olmuş.o adamın konfeksiyon fabrikasındaki işini kaybetmesinin sebebi Nemo’nun altı ay öncesinde kot pantolonların fiyatlarını karşılaştırıp daha ucuz olanı alması.


2. Babasıyla kalır ve Ellise ile tanışır. Evlenirler çocukları olur vesaire. Yalnız 1 ve 2 maddelerinin 1-a,1b,2a-2b gibi onlarca versiyonu da vardır. Anlatamayacağımdan değil yazı uzayıp gidecek yahu… Belki de bu topa hiç girmemeliydim. Jean ile tanışıp evlendiği durumda Ellis 2-b versiyonunun bir sonucu.(kimse bir şey anlamıyor sanırım J )
2096’ya geri döneriz. Hikâyesini dinleyen genç gazeteci afallamış vaziyettedir. Anlattıklarını hangisi doğrudur, adeta çelişki yumağıdır. Sonuçta kimle evlenmiştir, hangi yaşam onunkidir.Hiç yaşamış mıdır? Bu arada atladım, Nemo film boyunca her farklı yaşamda farklı şekillerde 34’ünde ölmüştür. Bu soruları Yaşlı Nemo şöyle yanıtlar: sende yoksun bende, sadece dokuz yaşındaki bir çocuğun hayal dünyasında yaşıyoruz. Bizi imkânsız bir seçimle karşı karşıya gelen dokuz yaşında bir çocuk hayal ediyor.
Gerçekten öyledir ama metafor içinde metaforda vardır. Eğer bir tercih yapmaktan kaçınır ve hiçbir şey yapmaz isek, işte 117 yaşına gelsen de bir anın hafızan olmayacaktır. Çünkü hiçbir hayatı tercih etmemişsin ve dolayısıyla boşuna yaşamışsındır. Diğer yandan tüm bunlar bir çocuğun hayali, öte yandan tüm anlatılanlar gerçektir. Zira evrenin genişlemesi durmuş, hatta evren küçülmeye başlayacaktır. Zaman varsayımsal olarak geriye doğru gidebilir, birkaç varyasyonu dahi olabilirdir.

Neyse biz bilimsel tezini bir yana koyup devam edelim. 9 yaşında zor bir tercih yapmak zorunda kalan Nemo, ne annesine koşmuş ne de peronda babasıyla kalır. Raydaki sapağa girer yerde bulduğu kuru bir yaprağı alıp gökyüzüne doğru üfler.Tıpkı ebeveynlerinin tanışması gibi. Kelebek etkisi, tesadüfler zinciri onu doğru yola götürecektir. O andan itibaren zaman ilerlemeye devam eder ve gelecekte şu üç kızdan biri olan Anna ile o yaprak ve daha birçok rastlantısal zincirin vasıtasıyla beklediği bankın önünde buluşurlar.Kuantum kokuyor lan bu film :) Nemo nihayet bir tercih yapmıştır.

Kaynak : k a f k a y a m e k t u p l a r
* * * * * *
Her verdiğimiz kararın kaderimizde ne büyük etkileri olabileceğini konu eden film, çok orijinal, şaşırtıcı ve etkileyici senaryosu ile kurgusundan dolayı eminim ki izlendikçe butterfly effect ve donnie darko ile sıkça kıyaslanacak. ancak filmi izledikten sonra şunu söyleyebilirim ki yönetmen ve senarist jaco van dormael bunlardan daha başarılı bir iş çıkarmış, hatta son yılların en dikkat çekici filmlerinden birini çekmiş diyebiliriz. kendisi de oynadığı brezilya'lı işsiz rolüyle "kendi filminin bir sahnesinde görülen yönetmenler" kulübüne adım atmış.

jared leto da requiem for a dream'den sonra bu iddialı filmde de başrol oynayarak şansını ya da yeteneğini bir kez daha kanıtlamış oluyor sanırım. bunun müzikal kariyerinin de* etkisiyle perdede sevdiğimiz öteki oyuncular kadar sık göremediğimiz aktörün oynadığı filmler konusundaki seçiciliğinin sonucu olduğu da söylenebilir tabi. bu arada nemo'nun yaşlı halini de kendisi canlandırmış anladığım kadarıyla, makyaj çok başarılı olmuş.

oyunculuğun genel olarak üst seviyelerde seyrettiği filmde bu konuda beni en çok şaşırtanı toby regbo oldu. daha önce pek kayda değer rolleri olmadığını gördüğümüz anime karakteri görünümlü aktör hem nemo'nun 15 yaşındaki hali için tip olarak hem de oyunculuğu yönünden çok sağlam bir seçim olmuş.

son olarak filmdeki sicim teorisi ve paralel evrenlerle ilgili kısım sanki "the elegant universe" belgeselinden direk alıntıymış gibi geldi bana, konuyla ilgili pek bir şey bulamadım ama öyle gibi sanki.

Kaynak: Eksi

* * * * * *


zerre abartmıyorum; filmin ortasında bileğimi ısırıp kendimi öldürmek istedim, zaman zaman 4 saattir sinemada olduğumu sandığım (ama sadece 1.5 saat geçtiğini gördüğüm) anlar oldu. bu kadar güzel işlenebilecek bir konular zinciri bu kadar mı sıkıcı bir filmle beyaz perdeye aktarılır. sonu gelmeyen aşk sahneleri, karşılaşmalar, kaybetmeler. boktan bir romantik komedide hissettim kendimi. 15 dakikada bir tren garında karşılaşan eski sevgili, küvetten çıkan leto'ya ateş eden adam, denize düşen araba, yatakta yatan uyuz kaknem karı görmekten bıktım. yazık günah, bütün kuantum fiziği külliyatı üstünüze düşsün, altında kalın inşallah, bir daha da film filan çekmeyin.
Kaynak Eksi

* * * * * *

Enteresan ve bir o kadar da güzel film. soundtrack list'i de şöyle:

1. buddy holly – everyday
2. erik satie – je te veux
3. erik satie – lent et grave
4. eurythmics – sweet dreams
5. gob – mister sandman
6. wallace collection – daydream
7. nena – 99 red baloons
8. erik satie – gnossienne no. 3
9. gabriel faure – pavane op. 50
10. hans zimmer – god yu tekkem laef blong mi
11. the chordettes – mister sandman
12. the pixies – where is my mind
13. otis redding – for your precious love
14. pierre van dormael – mr nobody
15. pierre van dormael – undercover
16. nena – 99 luftballons (bonus track)

* * * * *


Biraz quantum fiziği, biraz string theory, biraz kaos teorisi(butterfly effect) ve biraz da metafizik ile ortaya izlenesi, bir sonraki adımı merakla beklenen bir bilimkurgu filmi ortaya çıkarmış. kök hücre yöntemiyle artık hücrelerin sürekli kendini yenileyebilmesiyle ölümlülüğün kalkması, marsa yolculuğun gerçek olması, marsta üretim yapmanın çin'de üretim yapmaktan daha karlı olması 2092 yıllarında hayatın nasıl olacağına dair öngörülerden bazıları. doğmadan önce bireylerin her türlü bilgiye sahip olması, kendi anne babalarını kendilerinin seçmesi ve doğum sırasında bir meleğin yardımıyla tüm bildiklerinin unutturulması ise metafizik sayılabilecek olgular. yalnız bu sefer melekler bir kişiyi unutur ve o kişi gelecek bilgisine sahiptir. ve yapmış olduğu küçük seçimler geleceğinde büyük değişimler yarattığı için, her seçiminde gerçekleşebilecek alternatifler anlatılmıştır. bu seçimler arasında hayatının aşkı da yatmaktadır. bu üç tercihi arasında sevdiği kişiyle gelecekte ayrılmak zorunda olması, aşık olduğu kızın başkasına aşık olması ama karşılık alamadığından kahramanımızla evlenmesi, sırf hayatında yalnız kalmamak için evlenmesi gibi farklı sosyolojik durumlar da incelenmiş. bu kadar çeşitli konuyu bir arada başarıyla işlemiş ve kesinlikle arşivlenesi bir film.

olayları anlatan kişi 102 yaşında, son ölümlü biri olduğu için hafızasına pek güvenilmediğinden olsa gerek hikayeler karışıkmış gibi geliyor ve bu da film sırasında insan zihnini sürekli açık tutmasını gerekli kılıyor. bir nevi david lynch filmi de denebilir bu açıdan.

termodinamiğin yasalarına değinmesi, zamanın tek yönlü akması, sicim teorisinde 9 konumsal, bir de zamansal boyutla 10 boyut olmasına değinilmesi ve bir yerine birden fazla zaman boyutu olması durumunu sorgulaması fizik ve felsefeyle ilgilenenleri bayağı etkileyecektir.

son olarak quantum teorisindeki parçacıklar için kullanılan "bakmadığın zaman(ölçüm yapmadığın sürece) her yerde, baktığın zaman(ölçüm yaptığında) ise bir yerdedir" kavramını bir çocuğun elindeki parayla hangi şekeri almasına karar verememesiye güzel bir şekilde ilişkilendirmiştir.

--- spoiler ---

nemo elindeki bozuk parayla şeker satılan masaya yanaşır ve iki tür şekerden hangisini alsam diye düşünmeye başlar. elindeki parayla iki seçeneğe de hakimdir. yapacağı seçimle bir tanesine sahip olacaktır. ama o tüm olasılıkları elinde bulundurmayı ister ve tercih yapmaz. filmin en akılda kalan sahnelerinden biri.

Kaynak: Eksi c o m p u t u

* * * * *


olasılıklar ve sonuçları üzerine kurulmuş mükemmel bir film. her sonucun kişinin kendi kararı sonucu varılması sentezi çıkarılsa da filmde bahsi geçen architect kişisinin isteği doğrultusunda hayat her zaman istenilen sonuçların elde edildiği ortam olmadığını öne süren bir film. kader anlayışı ile çatışması olanların acilen bu filmi izlemesi gerektiğini düşünüyorum. kişi filmi anlatmak gerektiğinde ise öyle bir film yapılmıştır ki kelimelerin türlerin yetersizliği ile kişi anlatım bozukluğu çekme sürecinde buluyor kendisini. filmde dram, romantizm ve bilim kurgu türleri ağırlıkta. duygu yüklü bir aşk sahnesinden kendinizi bir anda bilim-teknik belgeselinde bulabiliyorsunuz. işin ironik kısmı ise "ne alaka ya?" gibi bir tepki de verdirtmiyor bu film size. o denli notaları ahenkle dans ettirmiş yönetmen filmde. donnie darko'nun çözümleme zorluğu, butterfly effeckt'in olasılık ve sonuç ilişkisi bir de üzerine rüya bilmecesi filminin efekt ve kurgusu eklenince ortaya muhteşem bir başyapıt çıkmış. evet başyapıt. ilk izlenişte kesinlikle anlaması, sentezlemesi zor olan, filmi kapattıktan sonra kendinizle başbaşa kaldığınız anlarda farketmeden kendini sorgulatan ve düşündürten bir film yapmış ulvi usta jaco van dormael . ayrıca yine yine yine bir jared letoşaheserliğine rastlıyoruz bu filmde. bir başkası bundan daha iyi performans sergileyebilir miydi bilemiyorum ama kesinlikle filmografisinde ikinci bir requiem for a dream patlaması yaşayan oyuncu ünvanını aldığını da düşünmekteyim.

bana sorarsanız, gerçek bir sinema izleyicisini test etmek için kullanılması gereken bir film bu. kişi sıkıldım derse lütfen üzerini çiziniz o kişinin kalem sesi efekti ile.
* * * * * *

Nemo’nun yaşamı da her insan gibi çeşitli kırılımlara uğramış, yaptığı seçimler konu her ne kadar önemsiz de olsa yaşamının geri kalanını etkilemiştir… Son sahnede, yaşlı Nemo kendisi ile röportaj yapmakta olan gazeteciye, aslında ne kendisinin ne de onun var olduğunu söyler… Bunların hepsi 9 yaşındaki Nemo’nun zihninden ve hayal gücünden kaynaklanmaktadır… Gazeteci de annesinin treninde camdan bakmakta olan, bilinçli olarak fark edilmeyen ama görüntüsü zihnin bir köşesinde kalan bir adamdır…

Filmin yönetmeni Jaco Van Dormael, oldukça karmaşık bir kurguya sahip olan bu filmi çekmeyi 2001 yılında aklına koymuş… 47 milyon dolara mal olan film, Belçika film endüstrisinin en pahalı yapımı… Çekimler, 2007 yılında Belçika, Almanya ve Kanada’da yapılmış ve 4 ay sürmüş…

Filmi, kendisinden önceki benzer filmlerle karşılaştırmak mümkün… Örneğin, Koş Lola Koş (Tom Tykwer, 1998), Kelebek Etkisi (2004) ve Sliding Doors (Peter Howitt, 1998)… Yönetmen Van Dormael, bu filmlerden etkilendiğini inkar etmiyor… Filmde, Forrest Gump filminden de alıntılar var… Latince “nobody” anlamına gelen Nemo ismi de özellikle seçilmiş… Filmde kullanılan psikolojik ve felsefi unsurlardan bazıları ise kaos ve büyük patlama teorisi, kelebek etkisi teorisi, güvercin hurafesi ve uzay-zaman ilişkisi… Yönetmen Dormael, seyirciye sonsuz olasılıklar evrenini ve giderek karmaşıklaşan karar verme sürecini göstermeyi amaçladığını söylüyor… Filmin görsel efektlerini yapan sanatçı ise 2004 yapımı ‘Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ filminin de efektlerini yapmış olan Louis Morin… Filmin müziklerinin seçimi de yönetmenin kardeşi Pierre Van Dormael’ ait… Müzikler arasında Eurythmics, Pixies, Wallace Collection, Nena, Ella Fitzgerald, gibi çağdaş müzikler de varken, Gabriel Faure’nin de çok sevilen Pavane’si de bulunuyor..

Filmde kullanılan renklerinde anlamı var… Nemo’nun 9 yaşında iken bir bankta otururken gördüğü küçük kızlar da bu renkte giysiler giymiştir… Bu kızların her biri gelecekte Nemo’nun yapacağı alternatif seçimlerde onun eşi olacaklardır… Tek aşkı Anna kırmızı giymiştir ve içinde Anna’nın olduğu sahnelerde hakim renk kırmızıdır… Nemo’nun birlikte zengin bir yaşam sürdüğü Jeanne, buna uygun olarak sarı giyisilidir… Sonradan ruhsal bunalımlar yaşayan Elise ise, ruhsal sıkıntıyı temsil eden mavi elbiselidir… Filmin seçimlerin yapılmadığı sahnelerinde ise hakim olan renk beyazdır… Çünkü beyaz, insan gözünün algıladığı tüm renklerin karışımıdır ve seçim yapılana kadar her olasılık mümkündür… İnsanın yapması gereken şey ise en ucuz, en kolay seçimi yapmak değil, sadece yaşadığını hissetmektir…

Son olarak geniş bir zaman aralığına yayılan hikayede karakterlerin çeşitli yaşlardaki hallerini canlandıran tüm oyuncuların olağanüstü performans sergilediklerini söylemek gerekiyor… Nemo’nun gençliği Toby Regbo, Anna’nın gençliği ise Juno Temple tarafından canlandırılıyor…

Kaynak : f i l m l e r v e k i t a p l a r



Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle

Arşiv

Online Üyeler

    Online üye yok !

Bülten Kayıt

b