Genel :

bilimist

bilimist Yazdı...



Mimar Sinandan 400 Yıl Sonra Gelen Mektup

08 Kasım 2015 Bu içerik 2.881 kez okundu.



Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı televizyonda şöyle anlatmıştı.

Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık. Kalıbı yaptık. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.

Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı.

Kağıtta Şunları söylüyordu:
“Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum.”

Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu´nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşasını anlatıyordu.

Bu mektup bir inşanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.

Yapıtlarıyla birlikte, kişiliğine de hayran kalmamak elde değil. Umarım birçoğumuza örnek olur.

Camii Hakkında ;
Mimar Sinan’ın çıraklık eseri. Kanuni Sultan Süleyman tarafından, genç yaşta ölen oğlu Şehzade Mehmet için yaptırılmıştır (1543-1548). Caminin planı kare şeklindedir. Üzerini 18.42 metre çapınca bir orta kubbe ve bunu tamamlayıcı mahiyette dört büyük yarı kubbe örter. Büyük kubbe dört fil ayağı üzerine oturmaktadır ve yerden 38 metre yüksekliktedir. Camiye 3 kapıdan girilmektedir. Avlu, 12 sütuna dayanan 16 kubbe ile çevrilidir. Avlunun ortasındaki şadırvan, işçiliği ile dikkat çeker. Caminin sağında ve solunda ikişer şerefeli, ustaca işlenmiş 2 minare bulunmaktadır.


* * ** * * * * * *

Mimar Sinan, Şehzadebaşı Camii'ni restore edemeyen mimarlara, cam şişede bıraktığı mektubuyla yol gösterdi. Büyük ustanın sırları 469 yıl sonra anlaşıldı.

Osmanlı İmparatorluğu'nda 50 yıla yakın bir süre mimarbaşılığı yapan, imparatorluğun her yanına dağılmış çok sayıda ünlü eseri bulunan Mimar Sinan, bugün bile dünyaca tanınmış mimarlara ders veriyor. Büyük ustanın 1543 yılında yaptığı İstanbul'daki Şehzadebaşı Camii'nin 1990'lı yıllardaki restorasyonunda yaşananlar, tüm dünyayı şoke etti. Mimar Sinan'ın 'çıraklık eserim' dediği Şehzadebaşı Camii'sinin zedelenen kemerleri için restorasyon çalışmaları başlatıldı. Camiinin kemerlerindeki sorun, çok sayıda mimarı bir araya getirdi. Mimarlar restore konusunda karar veremedi. Ortaya birçok fikir atıldı ama hiçbiri kabul edilmedi. Mimarlardan biri incelemeler sırasında caminin kemerlerinde bir oyuk fark etti. Bu oyuktan çıkan cam şişede gizlenmiş mektup, inanılmaz gerçeği gün yüzüne çıkardı. Mektubun Mimar Sinan tarafından yazıldığı anlaşıldı. Büyük usta mektubunda, "Bu notu bulduğunuza göre kemerlerden birinin kilit taşı aşındı ve nasıl değiştireceğinizi bilmiyorsunuz" diyordu. Mektubun devamında kemerin nasıl onarılacağını anlatan Mimar Sinan, 469 yıl sonrasına da ışık tutmuş oldu. Kemerin onarımı mektuptaki gibi yapıldı. Şehzadebaşı Camii ile birlikte büyük ustanın birçok eserlerinde de mektuplar bırakarak yol gösterdiği anlaşıldı.



SÜLEYMANİYE CAMİİ'NDEKİ ÖNEMLİ NOT

Süleymaniye Camii'nin restorasyonunda da Şehzadebaşı Camii'nde olduğu gibi Mimar Sinan'dan not bulundu. Bir oyuktan çıkan notta, büyük usta şöyle diyordu: "Her kim bu taş eskidiğinde yenisiyle değiştirmek isterse, eski taşın yerine takılacak yeni kilit taşının iki tarafından yağlı iple taşı bir taraftan sokup öteki taraftan çeksin. Sonra ipin dışarıda kalan kısımlarını kessin." Süleymaniye Camii'sini kurtaran bu mektup şu anda Topkapı Sarayı'nda saklanıyor.

BÜYÜK USTA RAYLI SİSTEM KULLANMIŞ

1950-1960 yılları arasında inşaat mühendisi, mimar ve jeofizikçilerden oluşan bir Japon heyeti Sultanahmet Camii ve Süleymaniye Camii ile yakından ilgilendi. Mimar Sinan'ın camileri gevşek zemin üzerine inşa edildiğini gören heyet, camilerde bir çatlak dahi olmamasına akıl sır erdiremedi. Camilerin sabitlenmediği, yerinde oynayarak yıkılmaktan kurtulduğu anlaşıldı. Minarelerin de raylı sistem üzerine oturtulduğu ve her yöne yaklaşık 5 derece yatabildiği ortaya çıktı.

JAPON MÜHENDİS TRANSA GEÇTİ...

Selimiye Camii'ne gidenler bir gün kubbenin altında sırtüstü yatan Japon turist görmüşler. "Burası kutsal bir yer. Oturun veya ayakta durun" diyerek uyarmışlar. Ancak, Japon trans vaziyetteymiş, gözlerini kubbeden ayırmadan şöyle sayıklıyormuş; "Bu imkansız. Ben yılların mühendisiyim. Bu kubbe var olamaz. Kubbenin o şekilde durması fizik kurallarına aykırı..."

* * * * * * * * *

Mimar Sinan'a Mektup

Devlet-i âliyyenin büyük mimârı Sinan
Senden başka gelmedi dünyaya buna inan

Coşkun bir imân ile yükseldi minâreler
Rûhunu üfledin de şekil aldı hâreler

Mütevâzi kalfa''nın şâheseriyim diye
Mağrur duruşuyla muhteşem Süleymâniye

Edirne''de usta''nın elinden aldı şekil
Selîmiye kubbesi evreni eder temsil

Nice Allah dostunun hürmetiyle hep tevbe
Sultânın şehzâdenin busegâhıdır türbe

Kaç medresede senin emeğin gözyaşın var
Dârüşşifâda hasta başından belâ savar

Yolcular konar içer çeşmelerden akar su
Misafirhânelerde sürer derin uykusu

Bir ömüre sığdırdın yüzlerce eserini
İstanbul sokakları rahmetle anar seni

Gel yetiş koca Sinan bir de gör hâlimizi
Bulamazsın yapıda mimârî kültür izi

Çok katlı binaların her gözünde bir insan
Toprağın kokusu yok bilemez kimse nisan

Tabiati ağacı biz belgeselde gördük
Diktiğin eserleri anlayamadık kördük

Ruhumuzu bıraktık beton yığınlarında
Ahde vefâ kalmadı şimdi torunlarında

Ya kalk yatağından da uyan uyandır bizi
Ya Mevlâ''ya dua et bize de versin giz''i

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle

Arşiv

Online Üyeler

    Online üye yok !

Bülten Kayıt

b