Ne nedir ? :

bilimist

bilimist Yazdı...



Totem nedir ? Totem nasıl yapılır? Totemin bilimsel açıklaması

07 Kasım 2015 Bu içerik 3.630 kez okundu.

totem
isim Fransızca totem
isim İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. herhangi bir doğal nesne, ongun

* * * * * * *
Din Psikolojisi Açısından Freud'un Totem ve Tabu eseri Üzerine bazı Tespitler

Din Psikolojisi biliminin ‘Psikanaliz ve Din’ bağlamında, kurucu metinleri arasında değerlendirilmesi gereken eserlerden biri Freud’un, “Totem ve Tabu” adlı eseridir.

Her bilim dalının mutlaka kurucu metinleri vardır. Bilim dallarının konuları ve problemleri büyük ölçüde bu kurucu metinler sayesinde şekillenmektedir. Din Psikolojisi biliminin de ‘Psikanaliz ve Din’ bağlamında, kurucu metinleri arasında değerlendirilmesi gereken eserlerden biri Freud, ’un, antropoloji, etnoloji, dinler tarihi, ve sosyoloji muhtevalı psikolojik bir karaktere sahip olan “Totem ve Tabu” adlı eseridir.

Sigmund Freud (1856-1939)[1], kurucusu olduğu psikanaliz ekolü ve kaleme aldığı temel eserleriyle, çağdaş düşünceyi derinden etkilemiş bir bilim adamı ve psikiyatrdır. O, “Totem ve Tabu” adlı, incelemeye çalışacağımız bu ünlü eserinde, psikanaliz ekolünü, sosyal bilimler kapsamına girebilecek sosyoloji, antropoloji ve etnoloji gibi bilim dallarıyla ilişkilendirmektedir. Freud burada, günümüzdeki nevrozlu hastalarla, ilkel insanlar arasında abartılmış denebilecek bir analoji kurmaktadır. Buna rağmen bu eser, psikanaliz ekolünün temel yaklaşımlarının sentezinin yapıldığı güzel bir örnek olarak değerlendirilmektedir.

Bu eseri meydana getiren dört bölüm, Freud’un, kolektif psikolojinin henüz karanlık olan bazı fenomenlerine, psikanalize ait görüş ve verileri uygulamak amacıyla yaptığı ilk girişimidir. Böyle bir amaçla yazılan bu eserin, bir yandan, aynı konuya analitik psikoloji varsayımı ve metotlarını kullanmak isteyen W. Wundt'un büyük eserine; diğer yandan tam tersi olarak, bireysel psikolojiyi, kolektif psikolojiden alınma verilerle açıklamaya çalışan Zürich psikanalitik ekolünün bu çalışmalarına karşı kaleme alındığını görmekteyiz. Bu sebeple Freud’un bu eserinin çıkış noktasını bu iki ayrı yöndeki çalışmalar oluşturmaktadır.

Totem ve Tabu, uzman olmayan bir okuyucu kitlesine hitap etmekle birlikte, yine psikanalizle az çok ilgilenen okuyucularca da tam olarak anlaşılıp değerlendirilebilecek bir eserdir. Aynı zamanda bu eserin, -önsözünde de belirtildiği gibi-, etnologlar, lingüistler, folkloristler, vb. ile, psikanalistler arasında bir iletişim sağlama amacını gütmekte olduğu görülmektedir.

Bu eserin başlığına konu olan iki kavram; ‘totem ve tabu’, farklı tarzda ele alınıp işlenmiştir. Freud, burada tabu problemini, kendi fikirleri doğrultusunda aşağı yukarı kesin bir çözüme kavuşturmuştur; ancak, totemizm için aynı şey söylenemez. Bu konuda Onun, amaçladığı çözümün yalnızca, psikanalizin günümüzdeki verilerinin doğrular ve destekler göründüğü çözümünden ibaret olduğunu görmekteyiz. Elde edilen sonuçlar arasında kesinlik derecesi açısından böyle bir fark bulunmasının nedeni ise, tabunun, günümüzde modern toplumlarda da hâlâ, varlığını sürdürmüş olmasıdır. Freud’a göre, negatif bir anlam taşımasına ve tamamen farklı konularla ilgili olmasına rağmen tabu, psikolojik bakımdan, her türlü bilinçli motivasyonu bir yana iterek, hükmünü sırf zorbacı bir tarzda yürütmeye çalıştığı için Kant’ın kategorik emrine benzemektedir. Totemizm ise tersine, bizim bugünkü anladığımız biçimde bir kavram değildir. Totemizm bu eserde, uzun zamandan beri kaybolmuş ve yerini yeni dinsel ve sosyal şekillere bırakmış; modern ve uygar kavimlerin din, ahlak ve adetlerinde bazı belirsiz izlerine rastlanan, ve hâlâ onu muhafaza edenlerde bile derin değişikliklere uğramış bulunan bir inanç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda Freud bu eserinde, totemizmin ilkel anlamını, çocuksu izlerden, kalıntılardan ve özellikle de Onun, kendi dönemindeki çocukların gelişme seyri içinde kendini ortaya koyduğu şekillerden çıkarmaya çalışmaktadır. Esere konu olan totemle tabu arasında var olan sıkı ilişkiler, totemizmin ilkel kaynağı bağlamında sonuçta yanlış çıkacak olsa bile, görünüşe göre bu varsayıma yeni temeller de sağlamaktadır. Sonuç itibariyle bu eser, muhtevası her zaman tartışmaya açık olsa bile, kaybolmuş bulunan ve zihinlerde yeniden canlandırılması çok güç olan bir realiteyi daha net bir biçimde kavramamıza belli ölçülerde yardım etmektedir.[2]

--------------------------------------------------------------------------------

[1] Sigmund Freud (1856-1938): Avustralyalı bir psikiyatr olan Freud, önce nöroloji uzmanı sıfatıyla, insanın sinir sistemi üzerinde anatomik çalışmalarda bulunmuş olup, kokainin ağrı kesici özelliğini keşfetmiştir. 1885 yılında Paris’te ünlü bir Fransız nörolog olan Charcot’un hipnotizmayla ilgili derslerini takip etmiş olup, bu aşamadan sonra psikopatoloji alanına yönelmiştir. Tekrar Viyana’ya döndüğünde ise psikiyatr Josehp Breuer’le çalışmaya başlamıştır. Freud, nevrozların her türlü örgensel zedelenmeden ayrı olduğunu kabul ederek, bu ruhsal şoku bilinç düzeyine çıkarabilmek için “serbest çağrışım” yöntemini kullanmıştır. Bu anlamdaki çalışmalarına ilk olarak kendini inceleyerek başlamış ve ‘Ben, İçben, Üstben’ gibi insanın ruhsal yapısının katmanlarını birbirinden ayırarak “haz ve gerçeklik ilkeleri”ni tespit etmiştir. “Rüyaların çözümlenmesinde simgelerin rolü üzerinde duran Freud, sansür, geriye itme, libido, transfer ve özellikle de bilinç dışı kavramlarıyla psikanaliz adıyla bilinen bir psikoloji metodunun temellerini” atmakla yeni bir psikoloji ekolü kurmuştur. Çocuğun psikolojik yaşamının erişkin yaşamını kökten etkilediğini savunan Freud, çocukluk dönemindeki yaşam izlerinin bilinç dışına yerleştiğini ve bireyin bundan sonraki hayatını etkilediğini ifade etmiştir. O’nun görüşlerinde, insana ait cinsellik ve saldırganlık olmak üzere iki temel güdü vardır:. Freud, 1936 yılında 80 yaşındayken Goethe armağanını kazanmıştır. 1938 yılında İngiltere’ye yerleşmiş olup; kendine ve ekolüne yönelik bir çok tartışmaları arkasında bırakarak 1938 yılında Londra’da ölmüştür. ” (Bkz. Gürün, A. O. , Psikoloji Sözlüğü, İnkılap Kitabevi, İstanbul-(tarihsiz), sh. 52-55); S. Freud ve görüşleri hakkında daha geniş bilgi edinmek için aşağıda ismi verilen diğer eserlerine bkz; Rüyalar Bilimi; Günlük Yaşamın Psikopatolojisi; Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme; Psikanalize Giriş; Beş Psikanaliz; Psikanaliz Tekniği; Ketleme, Hastalık Belirtisi ve Bunalım; Metapsikoloji; Espri Sözcüğü ve Bilinçaltıyla Olan İlişkileri; Uygarlıktaki Huzursuzluk; Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası; Benlik ve İlkel Benlik; Hayatım ve Psikanaliz; Toplu Yapıtlar; Kitle Psikolojisi; Amatör Psikanalizi; Freudyen Psikolojiye Giriş (A Primer of Freudian Psychology) - Calvin S. Hall

[2] Bkz. Freud, Sigmund, Totem ve Tabu (Totem and Taboo), 1913, (Çeviren: K. Sahir SEL), Sosyal Yayınlar, 2. Baskı, İstanbul-1996, sh. 7-9




* * * * * * *
Araştırma 1
TOTEMİZM
Bir klanın, bir insan grubunun, ya da bir kişinin aynı atadan geldiğine inandığı bir hayvana, bir bitkiye, bir nesneye veya bir doğa olayına (fırtına, şimşek, vb.) mistik, majik ve akrabalık duygularıyla bağlanma­sı; bu bağlanmadan doğan görevler, yasak­lar, âyinler ve törenler, demektir. Tote­mizm, en ilkel toplum kabul edilen "klan"lann din ve toplum örgütüdür. Öte yandan totemizm, ilkel toplumlarda totem'i dinin kaynağı, ya da sosyal kurum ve davra­nışların temeli sayan teorilerin bütününü de belirten bir kavramdır.

Yaygın görüşe göre totem, bir Algonkin deyimi olan totom (klan)'dan gelmektedir. Kelimenin aslı ve doğrusunun 'otam" oldu­ğunu söyleyenler de vardır. S. Reinach'a göre "otam" ya da "totem", Algonkin dilin­de "belirli" (=alâmct, işaret) anlamına geli­yor. Bazı kaynaklar totemin bir Ojibva de­yimi olduğunu ileri sürmüşlerdir. Deyim, XVIII. yüzyıl sonlarına doğru Etnografik kaynaklarda görülmüş, ilk kez J. Long adlı bir İngiliz tarafından 1791'de kullanılmış­tır.
Totemizm, önceleri Amerika yerlilerine özgü sanılıyordu. 1841'de Grey, Avustral­ya'da da aynı sistemin bulunduğunu söyle­miştir. Ancak totemizmi insanlık tarihine bağlayan ilk yazar J. F, Mc Lennan'dır (1869). Lennan, klasik çağ dinleriyle tote­mizm arasındaki ilişkileri araştırmıştır. 1877'de L. H. Morgan ve arkadaşları, Ame­rika ve Avustralya yerlileri üzerinde araştır­malar yapmış; Amerikan Etnoloji Büro-su'nun da destek verdiği bu araştırmalardan sonra J. G. Frazer, ortaya çıkan bütün bilgi ve belgeleri Totemism (1887) adıyla kitap-laştırmışür. Frazer, bu küçük eserinde tote­mizmi, bir din ve hukuk kurumu olarak ele alıp yalnızca tasvir etmekle yetinmiş, anali­zine girmemiştir. Frazer gibi, F. B. Jevons da totemik varlığı, dinî ve sosyal organizas­yonun temel prensibi olarak kabul etmiştir. Totemizme gereken önemi veren ve sonuç çıkarmaya girişen ilk bilgin W.R. Smiüı'dir. TheReligion ofthe Semites (1889)'üı yazan olan Smith, totemizmi Sâmî toplulukların diniyle karşılaştırmış ve onu totem öncesi monoteist bir dinin bozulmuş bir formu ola­rak değerlendirme eğilimini göstermiştir. Daha sonra yapılan çalışmalar totemizmin Avustralya'da tam bir sistem halinde bulunduğunu açıklama noktasında yeni ve önem­li katkılar sağlamıştır. Alman misyoneri C. Strehlow'un tamamladığı bu araştırmalar, aynı zamanda Frazer'a, eserini genişletme ve Totemism andExogamy (1911,4 cüt)'si-ni yazma imkânını vermiştir. Frazer, kendi­sinin ayn bir görüşü olarak totemizmi, ek-zogami (dıştan evlenme)nin majik yapısına bağlamayı tercih etmiştir. Fransız sosyolog ve etnologu M. Mauss ise, onu, özellikle "maddî ilerlemenin ilk motoru" olan bitki ve hayvanların evcilleştirilmesine kaynak teşkil etmesi açısından değerlendirmiştir.
Totemizmi gerçek din katına yükselten ve bütün dinlerin ondan çıktığını savunan ilk sosyolog, yine bir Fransız olan E. Durk-heim'dır. O'na göre, varlığın kutsal (sacre") ve profan diye bir sınıflamaya tâbi tutuldu­ğu totemizm, kesinlikle bir dindir ve onda gerçek dinîn tüm unsurları mevcuttun Kut­sal ve inanç, yasak ve korku, dindarlık ve er­dem, âyin ve kurban. Durkheim, Avustral­ya yerlilerim esas alarak, fakat Kuzey Ame­rika yerlilerini de gözardı etmeden konuyu genişçe incelemiş ve eleştiriler getirmiştir. Bu çerçevede totemizmin, daha önceki bir dinden, Animizm (Tylor) ve Naturizm (Je-vons)'den ya da Fetişizm (Hill Tout)'den tü-rediğini savunan görüşleri eleştirmiştir. Durkheim'a göre dinin kaynağı birey değil, toplumdur ve toplumu temsil eden ilk sos­yal kurum dindir. Totemizm ise, en ilkel toplumun ifadesi olarak en ilkel din biçimi­dir. Diğer dinler bundan türemiştir. Totem yerine Tanrı'yı koyunca, bütün dinler için bir açıklama yolu bulmak mümkündür.
Genel anlamda dini, bir "yanılsama" ola­rak değer hükmüne bağlayan S. Freud, To­tem ve Tabu (1913) adlı kitabında totemiz­mi psikanaliz açısından yorumlamış, "şefve babanın katı otoritesine başeğen ilkel toplum" şeklindeki Darwinci hipotezi, hiç bir etnolojik deneyimi olmaksızın okuduk­larına dayanarak yeniden ele almıştır. Fre-ud'a göre totem dini, oğulların günah duy­gusundan, bu duyguyu dindirerek incinmiş babayı yeniden barıştırma teşebbüsünden doğmuştur. Totemizmin kökeni, totemik varlığın yerine babayı koyarak Ödip komp­leksiyle açıklanabilir. Bu açıklama biçimi­nin diğer dinlere uygulanması da mümkün­dür. Totem-hayvan baba kabul edilirse, to­temi öldürmeme ve aynı toteme mensup olan kadınla evlenmeme şeklindeki iki te­mel yasağın (tabu) izahı da kolaylaşır. To­tem yemeği, sosyal organizasyonlara, dinî ve ahlâkî kısıtlamalara başlangıç teşkil eden bir eylemin, babanın öldürülmesi ey­leminin ortak bir "hanra"sıni yeniden yaşa­maktır. Totemik yemek âyininde totem-hayvan öldürülüp klan üyelerince çiğ çiğ yenir, yas tutulur ve ağlanır, sonra da coşku içinde bayram yapılır. Böylece totem ye­meği, kutsal hayatın özümsenmesini sağlar. Klan üyeleri, gerçekte babanın yerine ikâ­me edilen totem-hayvanla özdeşleşirler.
Claude Levi-Strauss ise gözlemlenebilir objektif bir fenomen olarak totemin gerçek­liğinden kuşku duymuştur. O'na göre totem ve totemizm, toplumlar arasında bilinçsizce ilkel-uygar ayrımını sürdürmek isteyen Ba-u'nın teorik bir yanüsamasıdır. Oysa bu teo­riler, toplumların karşılaştırılması sonucu tutarlılıklarını çoktan yitirmişler, en azın­dan sarsılmışlardır. LeVi-Strauss, totemiz­min sınırlayıcı yorumunun unsurlarını, İn­giliz antropologu A.R. Radcliffe-Brown'ın eserlerinde bulmuştur. Radcliffe-Brown, 1950'de, totemizmin insanla tabiat arasında bir sınıflama sistemi olduğunu ileri sürmüştür. Yapısalcı yorumlarda totemizm, insan düşünce yapısının analizinde yararlanılan bir sınıflama modudur. Başka bir deyişle, genel bir problemi Özel bir tarzda ifade et­me şeklidir totemizm.
Tarihçesini ve üzerindeki farklı görüşle­ri vermeye çalıştığımız totemizmin bir din mi, bir sosyal sistem mi olduğu noktasında fikir birliği yoktur. Bir görüşe göre dinî yö­nü pek gelişmemiş; sosyal, özellikle de sembol ik-majik yönü önem kazanmıştır. Bir başka görüş totemizmi, ekonomik ne­denlerle bazı bitki ve hayvan türlerinin ko­runmasına, bu amaçla tüketimlerinin ya­saklanmasına bağlamaktadır. Buna göre to­temizm, din görünümü veren sosyal ve eko­nomik bir olgudur. Aslında çok yönlü ve karmaşık bir sistem olan bu olgunun, din özelliği taşımakla birlikte, ilkellerin dinî hayatlarını açıklamakta yetersiz kaldığı, hana bir varsayımdan Öteye geçmediği söy-lenebilmektedir.
Başlıca üç türlü totemizmden söz edi­lir:

1. Birey Totemizmi (Tote'misme indivi-duel):
Bir kişi ile totemi arasındaki mistik-majik ilişki ve dostluk bağını ifade eder. Bi­rey totemi, genellikle erginlik çağında ve belli bir törenle edinilir. Totem, kişinin ko-ruyucusudur ve majik bir güç ("mana") taşı­maktadır. Bu gücü elde etmek amacı ve inancıyla totem-hayvan Öldürülür ve bazı parçalan muska gibi taşınır. Aynı amaçla özel durumlarda totem hayvanın yendiği de olur. Birey totemizminde, totemle insan arasında kader birliği inancı vardır, örne­ğin yaralanan bir insanın acısına, toteminin de ortak olduğuna inanılır. Kimi yer ve ka­bilelerde bu totem, kişi için "koruyucu cin" şeklinde anlaşılmaktadır.


2. Grup Totemizmi (Tote'misme de grou-pe):
Buna kollektif totemizm de denilmek­tedir. En yaygın şekli, "klan totemizmi "dir. Amerika, Avustralya ve Afrika'da bazı ka­bileler küçük küçük klanlara ayrılmışlardır. Bunların her biri tendi toteminin adını alır. Dolayısıyla klan ve totemi arasındaki sıkı ilişki, her şeyden önce adda görülür. Totem, öncelikle klanın atası ve koruyucu sudur. Çünkü insanüstü bir güce sahiptir. Totem, aynı zamanda kutsaldır; onu öldürmek, kes­mek, etini yemek, hayvan değilse kullan­mak yasak ("tabu") kabul edilir. Bazen ona dokunmak, hatta bakmak bile yasaktır. Ya­sağın çiğnenmesi, otomatik olarak ağır bir hastalık ya da ölümle cezalandırılır. Ancak, ritücl amaçlarla yılın belli günlerinde, tote­min öldürülüp bütün klan üyelerince yen­mesi mümkün olabilmektedir. Bu toplu tö­ren sayesinde üyeler kutsanmış ve totemle özdeşleşmiş olurlar. Klan totemizminde, totem kadar totemin taş veya ağaç parçala­rından yapılmış sembolleri olan "şurin-ga"lar da kutsaldır. Bunlar kült araçlarıdır. Aynca klan üyeleri de kutsal ve birbirleriy­le akraba sayılır. Bu akrabalık, herkesin ay­nı atadan (totemden) geldiği ve totemin ma­jik gücünü taşıdığı inancına dayanan ve ka­bile bağlan ile kandaşlıktan daha üstün bir şeydir. Üyelerin kutsal oluşu, klan içinden evlenme yasağını doğurmuştur; bu nedenle aynı toteme mensup üyeler birbirleriyle ev-lenemezler. Ne var ki, bu kuralın istisnaları görülmüş; dolayısıyla kesin olmadığı anla­şılmıştır.
Totemle aynı adı ve kimliği paylaşan klan üyeleri, toteme olan bağlılıklarını bir­çok anlamlı yollarla göstermeye çalışırlar. Totemlerine benzemek için derisini giyer­ler, vücutlarına resmini çizerler, âyin ve törenlerde totemik parçalan muska gibi taşı­yıp maskeler takarak, danslarla onun sesini ve hareketlerini temsil y h da taklit ederler. Kuzey Amerika yerlileri totem direklerine ve dans maskelerine, silah araç ve gereçle­rine totemin resimlerini oymuşlardır. Böy­lece totemizmin sanat, beden süslemesi ve dövmecilik üzerindeki etkisinden söz edil­mektedir.

Toteme mensubiyet doğuştan ve ana ya da baba tarafından elde edilir. Bir toteme bağlılık, klanlarda bütün toplumsal ödevle­rin temelini teşkil eder. Totemin resmi bir amblem, bir arma olarak kabul edilir ve klan üyelerince taşınır.
Totem, öncelikle belli ve tek bir varlık değil, bir cins veya türdür. Başka bir deyişle tek bir şey değil, bir "şeyler kümesi"dir. Ancak, bir hayvanın herhangi bir organ ve­ya bir bitkinin bir parçası da totem olabi­lir.

3. Cins Totemizmi (Totemisme de sexe):
Bir klanın kadın ve erkeklerinin ayrı ayrı to­temlere sahip olmaları demektir. Bu tür to­temizm, daha çok Avustralya'da görülmek­tedir. Cins totemizmi, F. Graebner'ın tesbi-tine göre cinslerin zıtlaşmasından doğmuş­tur. Cinsler kendi totemlerini öldürmez ve yemezler. Fakat, karşı cinsin totemini öldü­recek kadar kesin bir ayrılığı ve zıtlaşmayı temsil ederler.
Birçok araştırıcı; Amerika, Avustralya ve Afrika'nın bazı ilkel kabilelerinde oldu­ğu gibi, bir zamanlar Asya ve Avrupa'nın Ârî ve Semi tik toplumları arasında da izle­rinin bulunduğuna bakarak totemizmi, her ırk ve kültürün geçirmesi zorunlu bir evrim aşaması saymak istemiştir. Buna göre her toplum, totemik basamaktan geçmiş veya geçecektir.

Yapılan bazı araştırmalar, İslâm'dan ön­ceki Araplarda ve eski Türklerde totemiz­min izlerinin bulunduğunu göstermektedir. Araplarda kabileye adını veren totem, çok defa bir hayvandır. Sözgelimi; Beni Esed kabilesinin totemi arslan, Beni Nemir'in kaplan, Beni Kelb'in köpek, Beni Kureyş'iı köpek balığı, Beni Zabba'mn dişi kertenke­le, Beni Didt'ın çakaldır. Aneze aşireti ise, dişi keçi totemine bağlıdır.
Eski Türklerde de, Şamanizm din olarak kabul edilince, ister istemez totemik inanç­lar ortaya çıkmıştır.
Türklerin bazı hayvanları kutlu sayması, onları avlamaması, etini yememesi; bazı hayvanlarla aynı soydan gelme inancı, ad­lan m n kişi ve oymak adı olması; kimi hay­vanların adının söylenmemesi gibi özellik­ler bu alandaki belgeleri oluşturmaktadır. Eski Türklerde "ongun" ya da "töz", totem yerini tutan kavramlardır.
Eski Türk dinî inançları ile totemizm arasında bir ilişkinin bulunmadığını ileri sürenler de vardır. Bunlar eski Türk dinini "Tek Tanrı İnancı" olarak ele almaktadırlar. Bahaeddin Ögcl, Hunlann totemist olduğu­nu iddia eden bazı bilginlerden sözederek aynen şöyle demektedir: "Halbuki Hunlar tek tanrılı bir Gök dinine inanmakta idiler. Tek Tann'ya inanan bir kavimde totem ara­mak biraz güçtür. Bunlar olsa olsa eski Hun inanç ve efsanelerinin bir kalması olabilir­lerdi. Nitekim Göktürkler totemisj olma­dıkları halde, kendi aralarında anlattıkları bir kurt efsanesine inanıyorlar ve kurt başı­nı da milli bir arma olarak taşıyorlardı."
Totemizm, hiç şüphesiz sınırlan belli ve net bir olgu değildir. Batılı bilginler, ilkel kabileler üzerindeki araştırma ve gözlemle­ri esas alarak, kendilerine göre belli özelliknler tesbit etmişler ve bu özelliklerin ifadesi olan sisteme "totemizm" demişlerdir. Ne il­kel kabilelerin inançtan ve sosyal yapılan her zaman bu sistemle çakışmış, ne de orta­ya atılan teorilerde bir birlik görülmüştür. Yeni araştırmalar totemizmin bazı prensip­lerini sarsmış; dıştan evlenme, ana tarafın­dan akrabalık ve ortaklaşa mülk yönleri eleştirilmiştir. Bu da, totemizm konusunda en geniş ve derli toplu bilgiyi veren Durk-heim'ın görüşlerinin sarsılmasına neden ol­muştur. Durkheim'a göre, en ilkel din tote­mizm ve dinin kaynağı toplumdur. Oysa, "ilkel din" kavramı ve bütün dinlerin tote­mizmden türetilmesi, insanlık tarihini tote-mik inançlarla başlatmak demektir. Bu, bi­limsel olarak savunulamayacağı gibi, İslâm inancı açısından da tutarsız bir iddiadır. Çünkü İslâm inancına göre ilk din, "vahy" ve "nübüvvetle dayanan "tevhid dini"dir. İlk insan, aynı zamanda ilk peygamberdir. Kaldı ki, ilkel kabilelerde bir "Yüce Tanrı" inanışının varlığı da bilinmektedir. Bu ina­nışı, tevhid dininin süren izi olarak değer­lendirmek mümkündür. Totemik inançlar ise, tevhid çizgisinden sapmanın sonuçlan olmalıdır. İnsanlığın ilk dini "tevhid dini" olunca, "politeizmden monoteizme doğru evrim" teorisiyle birlikte, toplumların ve kültürlerin temelinde "totemik çağ"ın bu­lunduğu iddiası da çürütülmüş olmaktadır. S ü l e y m a n S A Y A R
Bk. Tabu; Din, Dinler Tariki Kutsal, Pro-fan



* * * * * * * * * *




* * * * * * *



Totem direği (İngilizce: totem pole), Pasifik Kuzeybatısı Kızılderilileri kültüründe kullanılan, tek parça uzun boylu ağaçlardan, özellikle de yöredeki boylu mazı ağacının dallarından arındırılan gövdesinden oyulan totemağacı olarak anıt heykel.

Alaska yerli sanatı içinde de değerlendirilen Alaska Kızılderilileri Tlingit, Hayda ve Çimşiyan Kızılderilileri ile Kanada'daki Kanada Kızılderililerinden Kwakwaka'wakw (Kwakiutl) ile Nuu-chah-nulth (Nootka) halkları birliktePasifik Kuzeybatısı sanatı (Northwest Coast art of Pacific Northwest) adı altında da ele alınırlar.

Büyük şehirlerde ve şehir çıkışlarında bayrak direği uzunluğunda fakat ondan kalın olan devasa reklam panosu taşıyan direklere de totem direği denmektedir.


A. Yapılış Şekillerine Göre Totemler:

1. Sözel Totemler
2. Eylemsel Totemler
3. Düşünsel Totemler
4. Bütünleşik Totemler

B. Yapan Kişi Sayısına Göre Totemler:

1. Bireysel Totemler
2. Grupsal Totemler

A. Yapılış Şekillerine Göre Totemler:

1. Sözel Totemler: Sözel totemler, cümleler ve anlamlı ya da anlamsız sözcüklerin sesli ya da sessiz şekilde defalarca tekrar edilmesiyle yapılır. Yukarıda bahsettiğimiz filmde, takımlarının gol atmasını isteyen gençlerin tekrar ettikleri şu anlamsız sözler, sözel totemlere çok güzel bir örnek oluşturmaktadır:
Fi fi fu fu
Fi fi nay ti fon
Kombinesi kombinesi
Kombinesi disko
Na nay na nay da fisko
Golü golü zemzem
Onu bunu bilmem

Sözel totemler, her zaman yukarıdaki gibi tekerleme biçiminde değil sadece bir sözcükle ya da bir cümleyle de olabilir. Önemli olan, gerçekleşmesi istenilen durumu tarif etmesidir. Örneğin yolda yürürken görmek istenilen kişinin adını tekrar edip durmak (K9) ya da şans oyunu, piyango vs. çekilişi esnasında çekilmesi istenen rakamı birkaç defa zikretmek (K11) sözel totemlere birer örnek teşkil etmektedir.

2. Eylemsel Totemler: Eylemsel totemler, herhangi bir eylemde bulunularak yapılan ve iki farklı şekilde oluşturulan totemlerdir:

a. Bunlardan ilki, yapılmaması gereken ya da yapılması planlanmadığı halde yapılarak oluşturulan totemlerdir. Aşağıdaki örnekler, bu tip totemlerin daha iyi anlaşılabilmesi için faydalı olacaktır:

-Sınava girmeden önce pirinç tanesi yutmak (K3)
-Otobüsün hemen gelmesi için sigara yakmak (K2)
-Şans oyunu vb. oynarken oturmak, dilini ısırmak, tek ayağını havada tutmak (K1, K13, K15)
-Sınava, uğurlu olduğuna inanılan kalem, silgi vb. gereçlerle gitmek (K2, K5, K12)
-Sınava her zamankinden farklı bir kıyafetle, ayakkabıyla gitmek (K7, K12)
-Balık tutmak için olta atarken ıslık çalmak (K8, K11)

b. Diğeri ise yapılması gereken ya da yapılması planlandığı halde yapılmayarak oluşturulan totemlerdir. Aşağıdaki örnekler de bu tip totemlerin daha iyi anlaşılabilmesi için faydalı olacaktır:

İzlenmesi planlanan maçı, takım kazansın diye izlememek (K4, K14, K15)
Karşı cinse arkadaşlık teklifinde bulunmadan önce saça jöle sürmemek, koku kullanmamak (K1, K6)
Sınavdan bir gün önce dışarıya çıkmamak (K9)
Sınavdan bir hafta önce saç, sakal, tırnak vb. kesmemek (K6, K13, K14)
Şans oyunu sonuçlarına veya sınav sonucuna kendisi bakmayıp bunu başkasına yaptırmak (K1, K10, K15)

3. Düşünsel Totemler: Düşünsel totemler, yapılacak olan totemin eyleme ve sözcüklere dökülmeden, zihinden geçirilerek yapılmasıyla oluşturulan totemlerdir.

Örneğin;
Kendisiyle beraber olmak istenilen kişinin hayalini kurmak (K3)
Taraftarı olunan takımın kazanacağını düşünmek, düşünülmediği takdirde takımın yenileceğine inanmak (K5)
Uzun süre sonunda alınan galibiyeti, takımın o günkü giydiği farklı renk ve şekildeki formaya bağlamak (K8) gibi totemler, düşünsel totemlerden bazılarıdır.

4. Bütünleşik Totemler: Sözel, eylemsel ve düşünsel totemlerin en az ikisinin beraberce yapılmasıyla oluşturulan totemlerdir. Takımın gol atması için hem golü düşünmek hem de oturulan yerleri değiştirmek (düşünsel-eylemsel) ya da okey oyununda hem çekmek istenilen taşın adını tekrar etmek hem de taşların yerini değiştirmek (sözel-eylemsel) gibi totemler de bütünleşik totemlere birer örnek oluşturmaktadır (K5, K10).

B. Yapan Kişi Sayısına Göre Totemler:

1. Bireysel Totemler: Bireysel totemler; içerdiği eylemler, sözler, düşünceler ve yapılış amaçları itibariyle kişilerin bireysel olarak uydurduğu ve bilinçli olarak başka kişilerce de yapılmayan totemlerdir. Yani bir totemin yalnızca bir kişi tarafından yapılması, başka kişilerin bu totem şeklinden haberdar olmaması bağlamında değerlendirilen totemlerdir. Fakat bilinçsizce ve tesadüfen farklı
kişilerin aynı şekilde totem yaptıkları da görülebilmektedir. Bilinçsizce yapılmış olmaları itibariyle bunlar da bireysel totemlerden sayılmaktadır. Kaynak kişilerden derlediğimiz yukarıdaki totem örneklerinin tümünü bu kategoriye dâhil edebiliriz.

2. Grupsal Totemler: Grupsal totemler ise bireysel totemlerin aksine birden fazla kişinin aynı anda veya farklı zamanlarda –bilinçli olarak- aynı şekilde yaptıkları totemlerdir. Aynı anda ve aynı şekilde totem yapacak grubun tüm üyeleri, totem yapma işlemini daha önceden biliyor olmalıdır. Buna örnek olarak Bucaspor taraftarlarının topluca yaptığı bir totem gösterilebilir. Kaynak kişiden (K5) elde ettiğimiz bilgiye göre, bahsi geçen futbol takımının taraftarları, takımlarının yenileceklerini hissettikleri maçtan önce sözleşerek stadyuma her zamankinden farklı bir kapıdan girmektedirler. Örnekte de görüldüğü gibi totem yapacak olan grup, totem işlemini önceden bilmektedir. Aynı anda ve aynı şekilde yapılan totemlerden başka grupsal totemlere dâhil edebileceğimiz farklı bir totem şekli daha vardır: Farklı zamanda fakat aynı şekilde yapılan bu tür totemler de kişinin herhangi bir olay ya da durumda nasıl bir totem yapacağını herhangi bir yolla başkalarından öğrenmesi, tüm benzer olay ya da durumlarda aynı şekilde totem yapması ve bunun bilincinde olması bağlamında değerlendirebileceğimiz türden totemlerdir. Örneğin, daha önceden, balık tutarken ıslık çalınırsa balıkların daha verimli olacağını öğrenen birinin de kendisi balık tutarken ıslık çalarak totem yapması ve bunun daima bilincinde olması (K8) grupsal totemlere dâhil edilmektedir.

Bireysel totemler ile grupsal totemlerin en büyük farkı, totemi yapan kişi sayısıdır. Fakat bir önceki paragrafta da açıklamaya çalıştığımız üzere, bir grupsal totem, bazen herhangi bir grup tarafından ya aynı anda ya da farklı zamanlarda bireysel olarak da yapılabilir. Yukarıdaki Bucaspor taraftarları örneğinden hareketle, eğer bir taraftar diğer taraftarlardan öğrendiği bu totemi başka bir maç için de kullanırsa ikinci türe dâhil olan bir grupsal totem yapmış olur.

Bu örnekler çerçevesinde totemi, “İnsanın doğayı ve diğer varlıkların hareket ve düşüncelerini etkileyebilme arzusu neticesinde ortaya çıkan, yapıldığı kişi tarafından kısmen inanılan ve bireysel –fakat gittikçe grupsallaşan- uygulamalar şeklinde kendini gösteren bir inanış türü olmakla birlikte ilkel dönemlerden itibaren süregelen büyü düşünce ve pratiğinin en basit ve en ritüelsiz halidir.” şeklinde tanımlayabiliriz.

Totem inanış ve uygulamaları, ilk bakıldığında, batıl inanış olarak nitelendirilen halk inanışlarıyla karıştırılabilir, fakat bir kısım özellikleri benzer olsa da aralarında birçok farklılık vardır. Bunlardan en belirgini totemlerin bireysel, halk inanışlarının ise toplumsal olmasıdır. Yani her bireyin kendince bir totem inanışı ve uygulaması varken halk inanışları ve bunların pratikleri ise bir toplumun tüm üyelerince aynı ya da benzer şekilde uygulanmaktadır. Örneğin bir oyunu kazanmak için her bireyin yaptığı totem, birbirinden tamamen farklıdır. Oyun esnasında kimi gözlerini kapatır (K2), kimi kazanabilmesine ilişkin bir şeyler söyler (K8), kimi de çeşitli eylemsel davranışlarda bulunabilir. Fakat halk inanışlarından biri olan kısır kadının türbeye giderek çocuğunun olacağı inancı (Boratav, 1973: 175), sadece bir kişinin değil neredeyse tüm Türk halklarının inandığı bir unsurdur. Bu konuda şunu da söylemek gerekir ki yukarıdaki kategorilerden “Grupsal Totemler”e dâhil olan totemler, henüz tam anlamıyla toplumsal bir nitelik taşımamakla birlikte yeterli süre sonunda, tıpkı halk inançları gibi, bir içtimaiyat kazanması kuvvetle muhtemel unsurlar oldukları için bu iddia ile çelişir gibi görünmektedir. Fakat bu sınıflamamızı hâlihazırdaki totemler üzerinden yaptığımız için böyle bir düşünce içerisinde olduğumuzu söylemek yanlış olmaz.



* * * * * * * * * * *

Araştırma 2
TOTEM, TOTEMİzM VE TABU ÜZERİNDE YENİ ARAŞTIIlMALAR
P r o f . D r . H i k m e t T A N Y U

1- TOTEM: Totcm kelimes;, Totam şeklinde Amerika Kızılderi~lerinden Ojibwa veya Ocibva kabilesinden gelmektedir. Ototeman kelimesinden tü- retildiği ileri sürülüyor. 1791 yılında John Long yayınladığı eserde bu adı kullanmıştil'. Kelimenin anlamı "Onun erkek kardeşi ilc kızkardeşi akrabadır." dem~ktir. Kızıldeıililcre göre bu "Ruh" hayvan şekline girmiş ıuhi bir yaratık olarak görülmektedir. O çevredeki bazı kabileler trk veya toplum halindehayvanlar, bttkile; veya kuşlarla akraba olduk. larına inanmı:ktadırlar. Birçok ilkel toplumlarda ayrı terimlerle hemen h~men aynı inanç tanıtılmaktadır. Kuzey Amerika B.D. de dikkati çekmişse de benzer totemik inancın Avustralya'da, vc Okyanus adalarında da görülmüş. tür. Bir çeşit hayvan, hitki veya ncsnelere totem olarak bakıldığı, hatta hazan cansız bilinen birşeye kaya v.h. hazan hir tabiat olayı olan gökgii. rültüsüne, yıldırıma veya bazı göksel hir sicime (Göktaşı-Meteor) totem Şeklinde yakınlık gösterildiği tesbit edilmiştir. Toteme kendisini bağlı olarak gören toplumlar kendileriyle, onları akraha tanımaktadırlar. Bu hazan da bir sembol veya hir alamet olarak henimsenmektedir. Totem, klan halkının kutsal saydığı bir varlık olarak belirmektedir. Totemle klan topluluğu arasında bir kan akrabalığı bulunduğu benimsenmekte, hatta bu totem bir hayvan ise, çok zaman o kutsal hayvanın, kHın mensubu kişilerin ilk ceddi, dedeleri, ataları sayılmaktadır. Arada, kan akrabalığı bulunduğu düşüncesinin, nasıl, ne zaman teşekkül ettiği bilinememrktedir. Bir iddiaya ve yoruma göre çok ötelerinde olan bir durum veya olay sonucunda böyle b;r ilişki ve inancın çıktığını varsayanlar olmuştur. İnsanlar toterne hem ferd hem de kHın topluluğu olarak, belli Iıir sihirli, büyülü ve mistik bir bağla, biı ilişkiylebağlıdır.

Klanlar ken- 156 HIKMET TANYU dilerini O totemin adıyle adlandırırlar. Çok zaman onlarla akraba olduklarını kabul ederler, onu korurlar, kutsal sayarlar. Totem canlıysa, onu öldürmek veya eti yenilecek cinsten ise, onu yemek tabudur, yasaktır. Aneak bazıözel törenlerle, eğer totem yenilecek bir cins hayvansa eti birtakım merasimlerle, beI1i zamanlarda yen;lir. Totem inancında olan her şahsın bazan kendisine mahsus bir totemi de bulIunmakta olup, ınİnlara da koruyucu ruh, koruyucu. hayvan şeklinde inanılmakdır. Bunlar üzerine yapılan diğer araştıımalarda, Avustralya'daki Abrogines'lerin kulla.ndıkları benzer şekillerin, Kuzey Amerika'daki Kızılderilileri!lkine uyduğu görülmüştür. Böylece tamamen hayvanlara karşıyapılan bu türlü inııııç ve ayinler (TOTEM1ZM) adı altında t0l'laıımıştır.

Totem inaneındakiler, kendileri ile Totem arasında bir bağlantı kurmayı ve bu.nlan vücudarı üzeıine resmetmeyi benimsemişlerdir. Bazı kabilelerde Totem sembolü hem vücutlarma, hem o.turdukları yerlere (çadır, kulübe), hem de kullandıkları eşyalam (Kalkanlara. v.b.) resmetmektedirler. Ölülerin vücutlarına bile aynış,ckli yapmaktadırlar. Totem'de bir kutsal kudret -bulunduğuna inandıklarından bu çizilişle, o şahsa, o kudretin geçebileceğine inanır, kendisini böylece koruyabileceğine güvimirler. Totenie benzemek, o insanla için bir gaye olmaktadır. İns<.nları totem'e böylecebağlayan sebebi bazı bilginler, bir korunm", sığınma ilgisi .olarak göımüşlerdir. Bazılan korkulan veya faydalanılan şey gibi, tanımışlardır. Halen altmışa yakın to temin mahiye1i hakkında nazariye, (kuram) vardıl. Totfm'de bir mana (kudret, kuvvet) bul.unduğuna inanmışlardır. Aynı foterne inananlaııı1 kesinıade iç- ten evlenme (endogamie) olmadığı sanılmışsa da yapılan birçok araştı,ma bu nazafiyeyi çürütmüştür. Önceleri, toteme inanlaım evlenmelerinin hepsinin dıştan evlenme (exogamie) olduğu ileri sürülmüştü. Fakat bazı totemci klfınlar da bunun aksi görülünce bu iddia çürümüş oldu. Törenlerde totem. hayvanların taklidi yapılır. Bu hareket 'bir çeşit tiyatronun, çizilen resimler, resmin, çalınıın a1etler müziğin, ve oynanan oyunlar dansın ve bunlarla ilgili sanatlann doğuşuna sebep sayı-mıştır. Birçok bilginler, totem hakkında farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Mesela Emil Durkheim, Totem'i belirli bir insan gurubunun b"_yrağı, arması olarak telfıkki etmektedir. Bayrağın kutsallığı gibi, totem de kutsal ve tabulu sayılır demektedir. Buna karşı eleştiriler yapılmıştır. Durkheim, Totem üzerinde hiçbir mahalli inceleme Ye araştırma yapmamış, Spencer ve Gillen'in incelemelerini doğru sayarak benimsemiş, Müller'iıı naturizminini,Tylor'un animlzminin reddiyle, Totemizmi dinin TOTEM, TOTEMİzM. VE TABU 157 menşeine oturtmak istemiştir. 'Orjinal ilmi inceleme ve araştırması ol. madığı ve toplumbilimci oldugu, Dinler Tarihçiliği ve Din Fenomenolojisi hakkında yeterli bir uzmanlığa sahip olm.adığı halde totemizm hu. susundaki görüşü, inceleme ve araştırma yapılmaksızın birçok ülkelerde etkisini yıtpmıştır. Durkheim'in görüşünün bugün yanlışlarla dolu olduğu, gerek tesbit ve gerek tahlil ve gerek umumileştirmesinin hatalı olduğu artık anlaşılmıştır. Yapılan araştırmalar Totem inancmın belli. bölgelerde ve ilkel toplumlar da olduğudur. BUJJlar da aynı klana mensup bir kimsenin öldürülmesi kesinlikle yasaktıı. Totem'c de çok zaman dokunmak tabudur.


Ancak yılın belirli zamanlarında özel törenlerle totem kurban edilebilir .. tlmi bir belge .olmadan, Im konuda ciddi bir araştırma yapdmadan, bazı efsanelere karışmış hayvanları, bazı cesur ve güçlü hayvanları Türklerin Totemi olmuş gibi saymak ilmen hatalıdır. Bu bakımdan, Kurt'u, atı, kar~alı, koyunu, geyiği v.b. Türklerin totemi olmuş gibi görmek ilmi isbattan uzaktır. Türklerin klan devri on bin yıl önce geride kalmıştır. Hunlar zamanında büyük ülkeler fethedilniiş, büyük ordular vücuda getirilmiştir. Bu ~amanlar da. Türkıerin kendiıerine mahsus birtakım adet ve inançları yanında dini bir sisteme sahip olduklarına dair elde bulunan belgel!lr 3000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu da Gök Tanrı (Yüce, Ulu Tanrı) (Tenri) inancı ve onunla ilgili olarak birtakım tÖ" renler, kurbanlar, kutsal tanılan bayramlar la bağlantılı inançlardır. Bir varlığı, bir eismi, veya herhangi bir kuş ve hayvanı takdir edip övmek veya henimsemek,onu cesaret sembolü gibi görmek mahiyet bakımından totemizmden farklıdır. Esasen Totemleri birer ilah olarak yorumlamak diğer kı anlar için bile yanlış olmaktadır; Hatta Totem inancının bile ilk bir inanç olmayıp, onun da bir gelişme ürünü olduğu ileri sürülmekted:r. İlahIarı da bulunan, ayııca Totf'm'de bu inançlar arasında yer alan kabileleI'in totemlerinin sayısı 500 çeşidi buİmaktadn. Bazı Toplumlarda Totemler: Amerika Kızılderililerinde her kabilenin ayrı ~otemi vardır. Ojibwalar'd~ totemler ayı, su öküzü, Beyaz Ağaç, balık, kurt, ~aplumbağadır. Alkanquilerde ayı, balık, hindi; tilki, k-arta!, geyiktir.

Avustralya'da. kertenkele, Afrika'da, kaı,lan, öküz, köpek, kırmızı toprak, zeytin ağacı, timsah ve aslan ". me ile yapılabilir. 8- Totem hayvanı kOl'l'ma ve onun adını alma işleri yapılır. 9- Totem hayva~ı ile ilgili olarak efsaneler anlatıiıI', hikayeler söylenir. 10- Totem hayvanının kÖKleri ile o toplum arasında aynı kök. lerin bulunduğu inantl vardır. Freud, bijha'Jsa her ilkel toplulukta totemik sistem bulunduğı, (Totem ve Tabu) iddiasındadır. Freud, Libido ve insanın cinsiyet enerjisi teori~ini, cinsi arilU hirikimi ve cinsı içgüdüyü ve hcnzemc olayıııı bu TOTEM, TOTEMİZM. VE TABU ! 163 totem konusunada uygulamak istemiştir. Fıeud, ishatı gereken fikrini, . varsayımıııı keı>inliğe götürmck istemiş, fakat bu konuda birçok nokı ayı cevapsız hır&kmış, hatta bazan bilmed;ğini sÖylemck mecburiyetinde kalmıştır. (Freud, Gıoup Psycholog)' and the Analysis osf Ego, London 1921, Sf. 1, 23.) Freud, İıaha insan vc hayvan kurhan etmeııin, hu maksatla kan dökmenin üzeıinde durmuş Ye ilkcl toplumlar hakkında' hazı görüşler ileri sürmüştür. Bu koııuda Smith'e dayanmış (W. Rohertson Smith, Lectures of the Religioıı of the Semites, Sf. 13) ye onun, kurhan edilen hayvanın yaşlı totem hayvanı olduğu, iki ıim hayvandan birisinin evcileştirilmiş olmasıyle yenen cinsten oluşu, ikinci cinsin de yenrneğe elverişli olmayan ~ayv&nlardan oluşudur. İşte Freud, bunlara dayanarak (Totem ve Tabu) kitabında, yenmesi yasaklanan cinsin kutsal sayıldı- ğından, ilahlaıa adaııdığı sonucuna ulaşmak istemiştir. Böylece evcilleş- tİrilen hayvanlanlan, mesela inek hesleme, totunik hazı hayvanlarııı bu durumuna son vermiş sayılmıştır. Freud, toiemizm k;musunda Diiı- ler Tarihi ve Din Fenomenolojisi bakımından tamamen yetersiz kalmış, birtakım indi görüş ve tahlilleri ilmi bir değer kazanmağa ulaşamamıştır. R. Thurnwald, Totcmizmin Kökü Hakkmda Düşünceler: "Richard Thurnwald, Denkart als Wurze1. des Totemismus, Berlin 1918) adlı eserinde bir yandan bu husustaki,
I-Ekonomik, 2- Biyolojik 3":' Coğrafi nazaiyeleri benimscmekle birlikte, ayrıca hu unsurlar üzerine ba~kı )'apan ruhi hir tahakküm çevresinede değer vcriyor. O, 1'otcmi z- min, 1- Toplumun tüketimi, 2- Toplumun devamı, şartlarmada hağlı olduğuna iiaret ediyor ve İotemizmle ekzogamya birhirine bağıı değildir, diyor. Ona göre yunus balığını dört kabilenin kutsal hir törenle ytnmesini de buna örnek vererek, dini törenlerin, sosyal guruplar ve ruhi ayinlerin sıkıca birbirine bağlı olmadığııı~ da söylemektedir. Anold Van Gennep: "(L'etat actuel du Probleme Totemiqııe, Paris 1920, Sf. 345) eserinde, daha önceki araştırmalaıı tamamlamak ve Durkheim'i elt>ştirmek istemiştir. O, bütün totemik sistemlerde birbirini tall)amIayan noktalar hulmakta ve böylece olayları gruplaştırmak istemektedir. Ona göre, toplumlarda akrabalıklar, guruplar ve eşyalar arasında vardır. Diğer görüşü ıse, toplumun inancına göre kişisel iliş- kil~r, toternizmle ilgilidir. Durkheiııı ve Gennep'in, totelDi7Ini sınıflama sistemleri arasında çok ayrı, farklı görüşler vardır.

Hatta Van Gennep: "Ben Durkheim'in,. Formes elementaires, sf. 318. deki açıklamasını kahul etınem. Zira 164 HİKMET TANY{J kozmik sınıflamada varlıklar, insanlar dalıil. hir totemil'm ile ilgilidir~ Benim düşünceme göre bunun akEini de alırsak, özel şekilde ko:r.- mik sınıflamadaki Totemizmi meydana getirdiğini görürüz. Bılsit olarak şekillendil'ilen, ilkel ve hakiki olaıak meydana gelen kısımlı.ııdır". Durkheim, lotemizmin malıiyet ve sebebiyle, Gcnnep'te, toemizmin sonuç Yf' insanları sınıflandırma yönünden ay~'ılmaktadırlar. Bilhassa Amerikalı Frank Boas, (The Methods of Ethnology; .Raee, Language and Culture, New York 1920; Sf. 10.) da, Freud'un çok UlllUmileşen teorisi!li eleştirmiş, Freud'un Avrupa kıtasmda ve. yalnız klinikte, sınırlı insanlar üzerinde ineeleme yaptığını, dünyanın beş kıtasına dair bii- incelerpesi olmadığını, tek taraflı ve dar bir çerçevede araştırmada bulunduğundan, sonucuda çok dar hir çevreyi ilgilendirir, yetcrsiz umumiIeştirıı~lerden öteye geçemez, demiştir. Edward Sapir: (Language, New Yorg 1921, Sf. 29), 1921 yılında yayınlanan im eserinde, Freud'un teorisini şiddetle eleştirmiştir. O, Psikoloji. fizikı bir makinaya benzer, demekte ve Freud'un herşeyi psikoloji ile açıklamağa çalışmasının yanlış sonuçlar doğurduğunu belirtmektedir. Edward Sapir, ilkelerin ruM düşünceleri ile verdikleri eseder, Psikoloji ile hiç te ilgili olmayan elemanları haizdir, demektedir. Böylece ilkel fikri, kuvvet nazariyesi çözmeğe yeterli olmadığı gibi, ilkel insanların fikirlerinin gelişmesini, ~bir çocuğun belirli yaştaki hareketleri ile ölçıne ve huna göre hüküm verme yanlış sayılahiIii', demektedir. R. Firth, (Wc, The Tikopia, London 1936, Sf. 38-40) adlı eserinde: "Totem hayvanmın hiçhir insan topluluğunun alaıneti olarak kullanıl. madığı gihi, hiçbir gunıbu da tem~il etmez. Sosyal guruplar hayvan silsilesinden geldiklerine inanmazlar, umumı inanışları toplumu~ silsilesi olduğu, hunların da insandan geldiğine, normal olaıak yaşayıp öldüklerine inan.ırlar" demektedir. Böylece ilkel insanlarda ilk dini fikirler, dilil sistemlerin doğuşu ve geıişiminin totemik esasıardan meydana gelip gelmediği hilinmemekle bareber, pratik olarak ilkel din karakterlerinde ve adetlerinde kuvvetli olarak rastlanabilir".



Burada, bütün kavimlerin totemik bir dönemden geçtiği kanısına katılmak için hiçbir yeterli ilmi kanıt ortada yoktur, buIunamamıştır. Ayrıea ilkel Mısır dinlerinde kulIanılan hayvan sembolleri, ilah için yapılan ona dair hayvanı şekillerden ibarettir. Kanatlı Boğayı temsil eden Apis'e tapılışın, onun gerisinde hir iIahvarlığına ını ait olduğu bilhassa dikkate alınmağı gerektirir. Tapılan hayvan mıdır? Yoksa bir iIahl temsil eden ilah veya iHiha özge olan bir hayvan .1l1ıdır, bunların ayrı olarak mahiyetleri çok farklıdır. TOTEM, TOTEMİzM VE TABU i i i 165 Margarared Mead: "From the South Seaı;, New Yorg 1939, Sf. x-xı) eserinde, Freud'un Lihido gibi karışık bir konuda sadece Psikoloji ve Biyolojiye önem verdiğini, kültürü hiç dikkat nazarına almadığmı belirtmiş, ve kültürün, tabiatta' bulunan her şahısta ayrı bir karakter yarattığıt11 söylemiştir. O Freud'un daha çok (Ego), Benlik ve (Super Ego), Yüksek Benlik olarak, araştırmalarını tamamlad~ğın!,. oysaki, insan karakterinin sadece Benlik ve Yüksek Benlik değil, ayrıca onun üzerinde tabiat kuvvetleri ve yaratıcıııın da önemli hir rolü, olduğunu belirtmektedir. Christian Chulliat: "Le Systeme Totemique Paris :1936, Sf. (21) eserinde totemiz,in, sihir gibi kullanılmadan önce, dinı, iktisadi ve dahili V.s, sistemler ile ilk olarak soyı.ılsistemlerde kullanıldı, demiş v,e diğer güç- ler, onu gölgdeyemedi ve o da diğer güçlerden yardım almadı,görüşünü benimsemiştir. Chulliat, Van G?ıınep'in tabii totemizmindeki smırlandırma nazariyesini kabul etmiş olmaktadır. Josef Hackcl 1953 yılında yayınlanan makalesinde ilk olarak şu görüşü ileri sürdü: "To temiz m, tabii Objenin dcvaml~ olarak duygu altında, tasavvufi, sınıfsal, sihri, mitiksel ve sosyal birimlerde akrabalık kavramı ilc, kabilenin, bir mahalli gurupun, şahıs veya hay~anların bağdaştığı biri«ik noktadır" (J. Hackel, Dcr I:Ieutige Stand des 1'0- temismus Problems, Mitteilungen der Anthropologisehen Geseııschart in Wien, LXXXII, 1953, Sf. 33, 44, 45.). Hackel, animatizm dinı hareketlere ailtir, günlük yaşayışta görülen avcının ve başlangıçta sihri bir kuvvetin etkisinden kurtulamaz. Yirminci yüzyılda da sihir ve dinı hayat, insan yaşayısında önemli bir role sahiptir. Bu itibarla totemizmle çağdaşmedeniyet bağdaştırılabilir, demektedir. İlkel toplumlarda, insan toplulukları ile hayvanı guruplar arasında bir akrabalık bağlantısı inancı, ikili bir totemizmin meydana gelmesine yol açar. Bu totemik akrabalıktır. Bunun.la beraber hfm şahsı totemler, hem de gurup.totcmleri bir arada görülmektedir, görüşünü söyleyen Hackel, acaba hangisi daha öncedir, diye sormaktadır. Cevap olarak da hikaye anlatmak, hikayesi olmadan mümkün değildir, karşı- lığını vermektedir. Ruhbilimci Carl Gustav Jung'da bu Totemizm ve dinin menşei ve toternizmin mahiyeti konusuyle ilgilenmiş: (Komplex, Archetypus; Symbol in der Psycologie, Zurich 1957, Sf. 22, 23.) de, Kompleks duygu ile Totem ve Tabu arasında bir münasebet (bağıııtı) kurmak istemiş, daha önce Freud'un z.ikrettiği y~ratllış n'azariyesini genişletmeğe özen- . i 166 / HİKMET TANYU mi~tir. O, duyguların bu i~te önemini. belirtiyor ve duygu, ruhi durum Ye l~arekct arasında bir ilişki kurmak istiyor. Claude Levi-Strauss, 1962-1968 yılları arasmda yayınladığı" muh. telif makale vekitapJarında Totl'mizm konusu üzerinde durmu~v(: "Sihir ve İlmi birbiriyle karşıt olarak gÖetermektense, iki kuvveti birbirine eşit olarak ineelemıık lazımdır ... bunlar birbirinden farklı olmayıp yalnız değişik bir incc1l'me tarzınıgerektirir" demektedir. O; "Totemizm guruplamaerbir ei,stem midir? Evet, toplum guruplamalarıııda tabiatıyle umumi hir meselenin birçok şekiller ile açıklanmasında roloynar. To. temizm, kültür ve tabiat ile de değişik yönlerden bağlantılıdır" demek. tedir. O da totemiımi bir hayvan ilc akrabalık şeklinde görüyor ve iki ayrı hayvan totemi olan kabileler arasıııda Lir yakmlık öelirebilir, de. mektedir.Ayrıca Levi: "Totemizm kullanılan hir sistem olduğu için şekil deği~tirchilir" görüşünü ileri sürmektedir. Levi.Strauss Totemism, Trans, by John Hussel, Boston 1953, Sf. 31. ve gene aslı: Leyi-StraııSS, Le Totemisıne Aujourd'hui, Paris 1962.) ~(Claude Leeyi.Strauss, The Sayage Mind, The Nature of Humen Society Series, Chicago 1968, Sf. 10, 13, 62. -elaude Levi.Strauss, Tristes Tropiques, trans, by John H~sscI, New York, 1968, Sf. 61.) ... Claude Levi.Strauss'un (Le TotemiiSme aujourd' hui, Paris 1961) tarihli eserinin 1969 yılında yapılan üçüncü basımının Almanca çevir-, mesinde (Claude Levi.Strauss, Das Ende des Totemismus), (Totemizmin Sonu) adlı eser hu konunun önemi mahiyeti üzerinde en yeni araş' tırmalardan sayılmaktadu. Herııekadar Totemizm, ilk belirdiği zaman. Jardaki umumileştirme onu ilk din sayma v.h. birçok yanlışaçıklama lardan ibaret nazariyelerden sonra Levi-Strauss: Giriş bahsini takiben, Totemist Tasavvur, jllusyo~, Avustralya Nominali:r.mi, Fonksiyoııel Totemizm, Soyut mukayese Yolunda ve Derinliğine Totemizm'in tah. IiIine çalışDUş ve sonuçta şunları belirtmiştir:

"Eğer buna karşılık başka herhangi bir kavram sistemine de atfedildiği gibi; dini tasavvurlara, düşüncelere, ve bu gibi değerlere, düşüncenin mekanikleşmesi açısından bir geçit yolu sunuluyorsa, din antropolojisi sahip olduğu. metodlar YÖ" nünden -konuyn- kıymetlendirmiş sayılırsa da buna karşılık muhtari. yctini (otonomisİni) Ye izafiyetini (spezit'at) kaybedee(~ktir" (Sf. 135) ve son olarak-özet halinde şuna ulaşmaktadır: Sayet bir kaç düşünce ve görüşle toplanan totemizmin tanımı üzerinde ilerlenince konu aydınlığa götürülebilir. Totemizm konusunda dı.i.ygular ifade edilmektedir, ayrıca bu konu ile ilgili düşünceleri de ihtiva etmektedir, bütün, bunların birleştirilerek konu üzerİnde durulmak gcr'ekir. Bö)lece TOTEM, TOTEMlzM VE TABU 167 totemızım, akH hir muhakeme-i1e ilgili ve öneelikle 7.ihinsel hir konu olarak ortaya çı.kmaktadır~ "Bu anlıamda o kcndisinde ilkçağlardan ve geçmişten hiçlıir şey taşımaz." Leyi, ancak onun görüniişüııün buna yunsıyahileceğine ve .totemizmin maddesinin, özüniin dışardan elde edilemeyeceğini söylemektedir. Totemi:r.m hakkındaki son cümlesi bu konunun nasıl hir (İlhision) olarak göriildüğünün de bir belgesi olmuştur: "Çünkü eğcr~ illusion hir parça hakikati ihti'a etseydi hu durumda, hakikat bizim dışımızda değil de hililkis içimi7.de olurdu" (Sf. BS). Böylece hir vakitler Durkheim'in çok ileri ve tam~men yanlış ola- .rak: "Kahilede bulunan birleşik ve hilinmeyen kuvvetler, dini kuvvetlerden başka olmadığını göre, h,u düşüneclerde de totemik bir şekil olarak temsil edildiğine göre, Toteınik illiimet İlilh'm görülen hir vücudu gihidir." (Sf. 271) iddiası çok aşırı yanlış bir yommıama vc konuyu uınumileştirme olarak ortada helgesi? talmaktadlI'. ~_ TOTEMİZM:-MA~A VE TABU KAVRAMLARlYLE İLİŞKİSİ Totemik inancı olan toplumlarda M-ana ve Tabu inancı da görülmektedir. Mana kelimesi Pasifik bölgesine ait olmakla beraber, kuvvet, kudret. inaneı halinde birçok ülkelerde görülmektedir. Bu kelimenin muhtevası, Mikronezyaya ait hilinmekle' hareber, mana kelimesinin Polinezya dilinden nakled~ldiği tcshiı edilmiştir. Antropolog R.R. Marett, (The Threshold Of Religion, Sf. 99), mana'yı; yüksek tabiat kuvvetini h~lirten teknik Lir terim olarak kuılanmıştır. Aynı zamanda Imnun Animizmden önce Animatizm'le ilgisi olduğunu MarcH. öne sürmüş- tür. Tylor'a göre (Primitive Cu1ture, Sf. 66), Animi~m dininin daha doğru hir deyişle inancının kaynağı, bu ruhi varlıklara inannıaktadır. Mana, varlıklarda, eşyada, taş, ağaç v.h. £ilct, balt~, kalkan: semhol... de bulunan şahsi olmayan' bir kuvvet, kudret olarak Maret tarafından ilim alanında d~ kullanılmış ve böylece diğer hilginleree de benimsenmi~tiL Mikronezya'da, Mana, Tabu.

Tapu veya TamIm kelimeleriyle anlatılabilir. Başka ülkelerde .de bu höyle olmaktadır: Tahu: Ta - anlamı işaretlenmiş, Pu- :mlamı, sürekli, devamlı demektir. Polinezyadan alınmış bir kcİiıne olan Tahıı' kelimesinin Mana kavramı ile yakın bir bağ- lantısı yardır. NIceazi anlamda yasak dokıınulma~ dl'IDektir. Yüzha~ı Cook 1777 yılında Tonga adasında Tahtı kelimesinin kullanıldığını' görmüştür: (l. Cook ve J. King, A Voyage to 1;he Paeifie Occan, 1~76 -1780, (London, 178,1), Sf. 286 v.h.), ltiıl HIKMET TANYU Bu kelimenin Polinezya'da Tapu, Havai'de Kapu ve Mikrone7.ya da Tambu olarak kullamldığı hilinmektedir. Totemizm, Mana ve Tahu kavramları gellf~llikle aynı konu içinde hirhiriyle ili~kil; olarak geçmektedir. 4- TABU: PolilI(~7.cehir kelimedir. Orada TalJU diye kuıı~nılır. Polinezya'da Ta - nın anlamı i~aretlenmiş; Pu - ise dl)t'amlı olarak helirtilir. Mana ile Tabu yakından ilgilidir. Ha~'ai'de Kapu ve Mikronezya'da Tamhu veya Tabıı, Tahoo şeklinde kullanılır. Tabıı gücünü ruhan ve ilalıtan almaktadır. Bu inanç yalnız hu adalara mahsus değildir.

Afrikada ve di- ğer yerltmle de hu inanç yaygındır. İlkel dinlerin esasını teşkil eder ve Mana (Kudret kııvvd)ve Totemle, Totemi7.mle sıkı bir ili~kisi vardır. Tapu kelimesi' hir hakıma işaretlenmiş, tayin edilmiş anlamlarına geldiği gibi fiiliyatta giinah, yasak:- haTaın gihi hir inancı gösterir. enlii denizci ve YÜ7.haşıCeymisCook, 1777 yılında Tonga adasını keşfi sırasında bu kelimeyle orada karşılaştı. Böylece Polinezyaca olan 'hu TAPU kelimesi, daha sonra batı ülkelerine tanıtıldı. Bunun sonunda Tabıı şeklinde dinler tarihi literatürüne de girmiş oldu. J. Cook, kelimenin anlamını araştırdığında menşe olarak, kuvvetle belirtilen, işaret edilen anlamına geldiğini anladı. Bu Tahu alışılmış olanın aksi, zıt anlamlısı olarak sayılıyol. Kelimenin Mana ile ilgiti ve onun değişik bir kavramı olarak .ortaya çıkmış oldıı. Biışe)' Tahu ise' o ayııı zamanda tahiat üstü ve tehlikeli hir kudrete (:lana) sahip demektir. 0, kuvvet yüklü, hatta tehlike teşkil eden hir yapıyasahiptir. Ayrıca kutsalolduğundan ona dokunmamak gerekir. Tahu adeta hir hastalık gihi başka şeyleri de etkileyip hulaşahitir, dokunana gt~çebiliı. Mana gibi sari olarak yayılabilir. Kutsal, kuvvetle dolu sayılan kişiler Tahu hilinir, onlara alelade, hayağı kişilerin yaklaşmaması gerekir. Onu.n içi~, ona yakla~ma imkanı mevcut olduğu zamanlai'da hile önee uzun hir hazırlık ayini gerc.!<.ir.Eğer hıı olmadan dokunulmu~sa temiztik, tasfiye ayinleri yapılarak onun zararı giderilebilir. Çok zaman Tahu'yu,. yahut o yasağı hozan derhal cezalandırılır. Esasen lInıumiy(~tlc o ki.~i kendikendine telkin.le günaha girdiğine inanarak vicdan azabı çekerek ölehilir. Bu durumda Tabu suçunu ihliille yapan kişi bizzat Tabu tarafından eczalandırılmış sayılır: Çok zaman böyle ki~iniıı kıvrana kn,rana ölüp gittiği çok görülmüştür. Olmesc, o zaman da cemaat tarafından ekseriya ölüm cezası" verilerek cezalandrııtır. Tabuyu hozcm hir topluluksa, o 0ı,luluk kuının diğer fertleıi tarafindan c.~7.alandırılır. ' TOTEM, TOTEM1ZM VE TABU ]69 Tabuya dokunınayı önlemek üzere fIyİnler, törenler "ücIİda getiril: miştir.Polinezyalı bir kıralın dokunduğu herşeyi hemen Tabu haline getirehilcceğine, esasen kendisi Mana denilen kudret ve kuvvetlf dolu olduğuna inaıııldığından. hu kırallar yemeklerini kendi elIpriyle yeme?- ler, özd hirhizmetkar tarafından yemeklerini yedirmek gerekir. Kısaca toteıhle ilgili yönünü de açiklayacak olursak.

Totem o top: luma ait bir hayvan, bir bitki. bi •.taş. herhangi b;•. cisim veya herhangi içi mana, kudret ve kuvvetle dolu şeyolup. işte ona dokunmak,.batta yaklaşmak Tabu'dnr. Pratikte şu anlamı almaktadır: "Nolime tun.gere = hana dokunma" (Dokunmaya izinli değilsin, bunu yapmamalısm", diğer bir ifarIe "Ben ona tabu oJdum." şeklindedir. İlkel denilenlerin inancına göre, tabulu olan eşyadan sakınınak gerekir. tahulu olanişi yapmamak !azımdır. Burada batıdanması gereken diğer hir yön de, yalnız kutsal şeyler ve kişilerin tabıı olmayacağıdır. Murdar, kirli sayılan kişi veya maddeler de tabu sayılır, ondan sakınmak, kaçınmak gerekir. LohuslL iidet giiren kadınlar yeni doğmuş çoeuklar_ v.h. hu guruha gireıler. Böylece eşyalar gibi .nsanlar da tabıı olabilir: Kabile reisIeri, büyücüler, savaşa veya ava gidecek olan erkekler, lohusalar, ayha~ı olan kadınlar. veya yeni doğanlar veya yeni ölmü~ kişiler, cesetler, kan, tabu işlemi içinde görülürler. Kirlenme, dokunma olmuşsa. muhakkak temizleme işlemi bıınıı takibeder. Ha'yvanların bir fert veya toplum. için tabıı olması görülmektedir. Bu totem sayılan varlık, tahu 'işlemi içiı)- dedir, eti yenmez veya özel tüıenler sonunda korku ile karışık hir saygıyle . müsaade edilen zamanlar da yenehilir. Tahunun görevi hazan koruyıı. cnlnktu)'. Tabular içinde mutlak olanlar vardır. Tabudan gelecek zararı v('ya tehlikeyi önlemek için bu sebeple ayinler vücuda getirilmiştir. Erg.inlik, nik£ıh, ölüm gibi olaylarda y,pılaıı törenlerde, ayinlerde t.ahunun özel bir rolü olduğu görülmektedir. Gözlemci bilginler "çok zaman tabu'mm. ikiye ayrıldığını tesbit etmişlerdir: 1- İlkel hir .görüşe göre Tabn olan şey ya prol'an (dünyed) çevreden ayrı olarak kutsal ve mahrem telakki edilir. 2-- Veya Mukaddes olmayan, profan hir anlamda olup, dünyev) kavramların, inançlarııı çekirdeği -olur.

Bu sebeple kutsal bir yere veya kutsal bir şı~ye yaklaş- mak istenilirse uzun bir hazırlık töreni gcçirmeğe mecbur bırakılır. Yahut temiz olmayan şı~ye dokunan kişi. uzun temizlepme ayinleıinc tiibi tutularak tekrar temiz hir hale getirilir. Antropologlar, Dinleı Tarihçileri, Etnologlar, Din Fenemenologları ilkel denilen toplumların çoğunda karşık }jir sosyal fenomen (İç- 170 HIKMET TANYU timai Olay) olarak Tahu veya Tapu veya Taheo kavramın! Kullanıyor. lar. Fakat baııı toplumlardaklana henııcrlik olduğu halde tötcmizm ve ~, . dolayısıyle Tabu esası olmayahilir. Hpr kUmıu hir totemi ve Tahu inancı olması iddiası da tartışmalı hir konudur. Ayrıca Tabu'nun şekli, varlığı hel' topluma göre de farklı, değişik olabilir. Pasifik adasındakileri Tylor ,şöyle açıklamaktadır: Polineııya adalarında kahile reisi, sosyal etkiler sonunda, 1Hana'lll11 (Güç, kudrt~t, kın.vet) hir kısmına sahiptir. 'O, ilah gibi heryerde etki yapabilir. Bazı yerlerde rahipler, kıraldan üstün ol. duklarını hu yolla göstermek istemektedirlı,r. Malenezya'da kabile reisieri Tahıı ve Mana'yı kl'ndilı,rin etkisiyle ilgili göstı,rmek istiyorlar. Birçok kahile kültürlerinde hu dunmı karmaşık hir şekil almaktadır. Ev, kayık, l'rkek, kadm hir tatil günü, helli tören zamanında Talm dini hir görı~v gihi görülür. Tahu'nun aileoen aileye gı,çtiği inancına da rastlanınıstır. ... . 1819 yılında Havai'de kıral, Rihariho'nun Tabu ilc hağIı h;r kanun ,;ıkararak, İngilir.leriıı orada benimsemiş oldukları Pazar gününü Tabu yapmı~ ve lıııgiinii toplıımea henimseterek Kilise ile hükümeti bağla. mış ve Tahıı kaidesi kurarak hu durıunu desteklemiştil, ' Madagaskar adasında Mana = Hasina '""ya ilahın gücü. olarak henimsenmiştir. Böylece :fana'nın gösterdiği Tabu şekli, iyi veyu kötü anlamda kulalıılahiImektedir .• Lny BnıhL Tahıı'yu dini hir yol olar,ık görmiiş, ,linin menşeinde de Tahıı inancmı ilk kayna"- olarak tanımıştır. Sigmund Freud, 1913 yılı gihi artık çok gerilerde kalmış ve yapılan yeni araştırmalarla eskimiş olaf! hilgileri, kendi libido, cinsiyet meselesi, hilinçaltı ve psikanalist tahlillerle kendi teorisini teyid için kullanmağa çah~mıştır. Esasen Frend ını görüşünü sadece klinikteki (AvTlpada) hazı gözlemıcrine ve hazı ~ahıslar ii~erindeki tasavvurlarına göre ele almışt ır. Yoksa kıtalar arası hir iıiedeme de }nılıınma ve araştırma olınadan o giinlerin sınırlı hazı hilgilerini kendi görüşüne göre saptırarak açıklamak istemiş (Totem und Tahu) ve }m yolda zamanımız da artık hatalı yanı gösterilmiş e. hu iddiası tamamen çiirütiilmüş bulunmak- ~ tadır. Hemcn ha~tanha~a Dinler Tarihi ve Din Fenonıenolojisi )'önünden yapılan dcştirilcr<İeki yanlışlarla dolu olan bu kitabın, sadece dinIeri inkara ve cinsi etkilpre v.h dayandırmak istenildiği, csasen bir Dinler Tarihçisi olmayan Freud'un hu konudaki yanılması ilmi seaeplerlc tahii görülmektedir. ,

SONUÇ: TOTEM, TOTEMİzM VE TABU ın Bazı ilkel toplumlarda görülen bu inancın, bu gibi adetlerin toplumu birbirine bağlayarak bir düzen kurmuş olması dikkati çekmektedir. Ayrıca Tabu, tabii bir dinin köklü ve temel mevkiinde bir unsuru olarak bc1irmekted;r. Bu Tabu inancı, bazan zayıflamış olarak veya izler halinde başka dinlerde de görülmektedir. Hinduizm, Zerdüştlük (Parsizim), Y.ahudilik ve Hıristiyanhk'ta bilc görülmektedir. Hernekadar Polinezya kabilesindeki alelade kişiler başkanlarından çckinir ona yaklaşmazlar. Yüzüne bakarken bile heyecan ve ürkeklik, korku içinde kalırlar. Onları Mana ile dolu, güç ve kudretl.e dolu harikuliide kişileı olarak bilirler. Hindistan'da aşağı k"ası'a bağlı veya kast dışı kalmış hir kişinin Brahman'a yaklaşmaktan çekinmelerİ gerekir. Birçok d:nlerde olduğu gibi kutsal maddelere, rahipler, dini görevliler dokunabilir. Başkalarının dokunması yasaktır, aksi halde böyle yapanların çarpılacaklarına inanılır. Nitekim ferdIerin illlhlaştırılması, putlaştırılmasında bu gibi eski inanç ve psikoloji bulunmaktadır. Yahudiliktc Cumartesi günü uyulması gerekenler arasında, ateşe dokunulmaması ,ateş yakılmaması v.b, bazı inançlar, et ve sütün beraber yeı]memesi, bunların ayrı tabaklara konulması vb. inançlar vardır.

Hıristiyanlıkta "İkonlar, bazı putlara, beykellere dokunmamak, ekmek ve şarap (Evharistiya) iiyini ve vaftiz suyu kutsal ve özel bir yapıda görülür, keza Hristiyanlıkta pazar günü Hz. İsa'nın dirilip göğe çıkması günü) veya İsa'nın ölüm günü (Cuma gü_ nü)et yememek- gibi inançların. Tabu ile.ilgü:i olduğu iler isürülmektedir. Çağdaş hazı toplumlarda, benimsenen siyasi esaslara. ve ideolojilere .dokunulmaması gen ken bir işlem gibi davranılmakta, onlara ait ilke veya düstnrların tartışılması yasaklanmaktadır. Diktatörlükle yönetilen yerlerde kılık değiştirmekle beraber, iktisadi, siyasi, ideolOjik tabular bulunmaktadır. Böyle yerlerde önemli sayılan kişiler Marb, Lenin .. v.b. eleştirilmesi ve tartışılması yasak kişiler arasında bulunmaktadır. Tabu, ,böylece kılık deği'ştirmekle beraber yirminci yüzyılın çağdaş sayılan ülkelerinde bile izlerini sürdürmektedir •. *- Tabu ilc ilgili Başlıça kaynaklar: 1 Tabu ilc ilgili ilk kaynak: J. Cook and J. King, A. Voyage to the Paci~ic Oecan, 1776-80, (London, 1784) S. 286 v.b. i 172 HİKMET TANYU 2- J.G. Frazer, Taboo and the P~rils of the Soul (The golden Bough III), 1920. 3- S. Freud, Totem und Tabu (Türkçeye iki defa çevrildi) 4- F.R. Lehmann, Die polynes. T; sitten, 1930. 5- Eli Edwards,Burriss, Taboo, Magic, Spirits, New Yorg The Mac Millan Co - 1931. . f)- H. Welbieter, Taboo, 1942. 7- G. Vandel' Leew, Die Rdigion, 1948.(Tabu), Phiinemcnologicder Religion, (Tabu) v.b. - V.D~Leew (Tabou) 1952, Payot, d. 299-337


TOTEME BİR ÖRNEK SİNEMA FİLMİ:

Tür: Aksiyon, Bilim Kurgu, Gizem, Macera
IMDb Puanı: 8,8 (817.772 oy)
Türkçe Adı: Başlangıç
Yönetmen: Christopher Nolan
Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Joseph Gordon-Levitt, Ellen Page, Tom Hardy, Ken Watanabe
Vizyon Tarihi: 30 Temmuz 2010
Süre: 148 dk



- - - - - -
TÜRKLERDE TOTEMİZM - TÜRK MİTOLOJİSİ
http://www.acikders.org.tr/pluginfile.php/2498/mod_resource/content/2/11.%20HAFTA.pdf



Inception / Başlangıç

Rüya, batı ve doğu dünyası düşünürlerince üzerinde çokça kafa yorulmuş bir kavram. Sigmund Freud’un günlük yaşamda bastırılarak bilinçaltına itilmiş duyguların dışa vurumu olarak gördüğü rüyaya, İslam tasavvufçuları farklı bir gözle bakmışlardır. İslam tasavvufçuları insan ruhunun kâinattaki bütün gerçekleri idrak edebileceğini fakat dünya işleriyle meşguliyetin ruhun önünde bir takım perdeler oluşturduğundan dolayı bunu tam olarak başaramadığını söylerler. Uyku halinde ise bu perdeler, beş duyunun engelleri zayıflar veya kalkar. Bundan dolayı ruh rüyada gerçek hayatta yapamayacağı şeyleri yapabileceği gibi bir takım gaybî gerçekleri de kavrayabilir. Ruh rüya âleminde kavradığı bu gerçekleri hayal gücüne devreder. Hayal gücü de bunları uygun bir şekilde tasvir edip his mertebesine indirir. Rüyanın bir üst seviyesinde yaşananlar bir alt seviyeyi etkileyebiliyor, film boyunca gördüğümüz olayların bir alt seviyeyi etkilemesinin sebebi de bu. Aslında bu gerçek hayatta bizim de başımıza gelen şeylerden biri. Yataktan düştüğümüzde rüyada da uçuyor halde bulunmamız veya altına kaçıranların rüyasında bol bol su görmesi gibi şeyler buna benzer örnekler. Filmde de örneğin bir üst seviyede arabayla uçma sahnelerinde yerçekiminin kaybolduğunu görüyoruz, veya bir üst seviyede üzerine su gelen bir insanın rüyasında bir anda çok şiddetli yağmur gördüğünü görüyoruz. Genel olarak değerlendirdiğimizde Inception / Başlangıç sıra dışı bir konuyu, yer yer seyircinin zihnini dağıtıp toplayarak, yeterli ve doygun bir görsellikle aktaran başarılı bir yapım. Film, bu özelliklerinin yanında başkasına anlatma isteği oluşturabilecek bir konuyu ve Türkiye’de tanınan bir başrol oyuncusunu içerdiği için ABD’de olduğu gibi yarından itibaren vizyona gireceğiTürkiye’de de gişe başarısı yakalayacaktır diye düşünüyorum. Şunu eklemeden bitirmeyeyim bazı filmlerin gerçekten sinemada seyredilmesi gerekiyor. Inception / Başlangıç görselliğin tadına varabilmek için sinemada seyredilmesi gereken bir yapım.
Gelecekte gerçekten çeşitli ekipmanlar kullanılarak başkalarının rüyalarına girilir mi, bu bilinmez. Ama Amerikalıların zihin silme ve rüya konularına ciddi yatırım yaptıkları bilinen bir gerçek. Editörlüğünü Max Brockman’ın yaptığı Geleceğin Tarihini Okuyanlar kitabında Amerika’nın bu konuda ne tür araştırmalar yaptığı ve elde ettiği sonuçlar ayrıntılı bir şekilde anlatılmış. Amerika zihin silmede ciddi mesafeler katetmiş durumda.

Teknolojinin bu kadar geliştiği ve sürekli ivme kazandığı bir dünyada artık hiçbir şeye şaşmamak lazım. Matbaayı 250 sene sonra kullanmaya başladığımızı ve birçok alanda çok geç kaldığımızı da unutmayalım.


- - - - - -

Yorumlar

Asker totemi07.11.2015

askerdeyken, iddaa oynardım, maç zamanı ilk yarıyı izleyip ikinci yarı gidip uyurdum.. uyandığımda ise ilk yarı oynadığım takım yeniliyor olsa bile ikinci yarı yenerdi, askerde 100 lira ile başlayıp 900 lira ile çıkmıştım 6 ayda:)

Arşiv

Online Üyeler

    Online üye yok !

Bülten Kayıt

b