Ne nedir ? :

bilimist

bilimist Yazdı...



Epizodik bellek, semantik bellek ya da anlamsal bellek nedir ? Hafıza güçlendirmek için ne yapmalı?

27 Nisan 2015 Bu içerik 26.740 kez okundu.


Epizodik bellek Semantik bellek ya da anlamsal bellek anlamlar, anlayışlar ve diğer kavram tabanlı bilginin işlendiği uzun süreli bellek bölümüdür. Dünya hakkında genel bilgiyi ve gerçek bilgilerin bilinçli hatıralarını içerir.

Genel kültür, kurallar, kavramlar, genellemeler bu bellektedir. Semantik bellek ve epizodik bellek birlikte belleğin iki önemli bölümünden biri olan bildirimsel belleği (açık bellek) oluştururlar. Epizodik bellek (olaysal bellek); uzay-zaman, aksiyonlar ve aktörlerden oluşur.
Uzay-yer ve zaman bağlı olayları kapsar.
Örneğin, geçmişteki tatil anılarını bu bellek saklar. Semantik bellek ise; öğrenilmiş sözcük bilgilerini saklar. Örneğin yapılan tatilin ayrıntılarını epizodik bellek saklarken tatilin yapıldığı yerin ismiyle ilgili bilgileri semantik bellek saklar. Semantik bellek kullanımı ile anlamsız kelime ve cümlelere anlam verebilir. Geçmişte öğrenilen şeyler hakkında bilgiler kullanılarak yeni kavramlar hakkında bilgi edinilebilir.

Bildirimsel belleğin muadili olarak, prosedürel bellek ya da örtük bellek kullanılır

K: Wiki

Bellek Türleri

Hafıza: Daha önceden öğrenilmiş bilgiyi hatırlama yeteneğidir.

Kodlama: Öğrenilen bilginin hafızaya kaydedilirken kullanılan sürece verilen addır.

Saklama: Öğrenilen bilgilerin hafızada tutulması işlemidir.

Geri Çağırma: Hafızadaki bilgiye ulaşıp onu hatırlamaktır.

Duyusal Kayıt: Çevredeki Uyarıcıların zihne geldiği ilk yerdir. Kapasitesi çok geniştir. Bilginin kalış süresi kısadır. Birey buraya gelen bilgileri dikkat ve seçici algı süreçleriyle harekete geçirip, kısa süreli belleğe gönderir.

Kısa Süreli (İşleyen) Bellek: Bu belleğin bilgiyi tutma süresi ve kapasitesi sınırlıdır. Burada bilginin kalma süreci yaklaşık olarak 20 – 30 sn’ dir. Burada daha fazla bilgi depolamak için gruplama ve zihinsel tekrarlar yapılır. Bilgiler burada kodlanarak uzun süreli belleğe gönderilir. Kısa süreli belleğe bilgiler uzun süreli bellek ve kısa duyusal kayıttan gelir.Örnek: Dışarıda bir köpek gördüğümüz zaman imgesi duyusal kayıttan kısa süreli belleğe aynı anda uzun süreli bellekten de köpeğe ilişkin bilgiler buraya gelir. Bütün işlemler kısa süreli bellek üzerinden gerçekleştirilir.

Uzun Süreli Bellek: Kapasitesi sınırsız olan, bilgilerin uzun süre kaldığı bellektir. Buradaki bilgiler şemalar şeklindedir. 3 tür uzun süreli bellek vardır. Bunlar;

Anısal (Epizodik) Bellek: Bireylerin hatıralarını, anılarını içerir. Kişiler için önemli olan olaylar bu bellekte saklanır. Zaman ilerledikçe buradaki bilgilerin hatırlanması zorlaşabilir.

Anlamsal (Semantik) Bellek: Kişinin çevre ile ilgili genel bilgilerinden oluşur. Kavramlar, kurallar ve olgular burada depolanır.

İşlemsel (Prosedürel) Bellek: Bir işlemin nasıl yapıldığıyla ilgili bilgiler burada bulunur. Buradaki bilgileri sözlü olarak ifade etmek zordur. (Açık olmayan hafıza: implicit). İşlemlerin oluşması burada uzun zaman alır. Oluştuktan sonra işlemleri hatırlamak çok kolaydır. Grameri kullanma (özne, yüklem).

*



Merak Ettikleriniz: "Selamlar, benim sorum hafıza ile ilgili: Bir yakınım hafızasını kaybetti doktor raporu bile var fakat becerilerini ve yeteneklerini kaybetmedi sadece insanları unutmuş, eskiden yaşadığımız hiç birşeyi hatırlamıyor bu nasıl olur? Numara yapıyor olabilir mi?"

Öncelikle belirttiğiniz gibi doktor raporu varsa buna güvenmeniz gerekir. Doktor raporları ciddi testler sonucunda verilmektedir ve yüksek ihtimalle doğru tehşis içerirler.

Bu soruyu cevaplamadan önce bilmeniz gereken Robert Gange'ın "Bilgiyi İşleme Kuramı" dır. Çünkü bu duruma cevap veren kuram budur.

Bilgiyi işleme kuramına göre insanların kalıcı hafızası (uzun süreli hafıza) 3 bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Anlamsal Bellek(Semantik), İşlemsel Bellek(Prosedürel) ve Anısal Bellek(Epizodik) tir.

Anlamsal Bellek(Semantik):

Anlamsal bellek zihnimizde sözel olarak kodlanmış verileri saklar. Örneğin bir kelimenin sözlük anlamı, bir olay örüntüsü ya da bir romanın bıraktığı anlam, bir aletin ne işe yaradığı hakkında açıklama tipi bilgi, İstanbul'un hangi yıl fethedildiği… gibi bilgiler anlamsal belleğimizde saklanır.

İşlemsel Bellek(Prosedürel):

İşlemsel belleğimizde genellikle davranışa dökülebilir işlemlerin zincirsel sıralamaları saklanır. Örnek olarak otomobil kullanmak verilebilir, otomobilinizi hareket ettirmeniz için yapmanız gereken bir dizi işlem vardır, önce kontağı çevirmelisiniz, sonra vites ayarı, pedallar ve hareket gibi. Prosedürel bellekte genellikle bir işlemin yapılış şekli saklanmaktadır. Başka bir örnek ise matematikten verilebilir. Matematik problemlerini çözmek için belirli bir sırayı izlemeniz gerkemektedir. Prosedürel bellek burada da devrededir. İşlemleri çözerken sergilemeniz gereken davranışların kodlandığı kısım burasıdır. Bu bellek becerileri hafızada tutar.

Anısal Bellek(Epizodik)

Belkide kapasitesi en büyük olan bölüm bu bellektir. Bu bellekte izlediğiniz filmler, yaşadığınız anılar, dinlediğiniz şarkılar, unutamadığınız tatlar… gibi olaylar sesli, görüntülü hatta koku, tat ve his ile beraber saklanabilir. Arkadaşınızla gittiğiniz bir haftalık tatilin tüm karelerini hiç zorlanmadan hafızanızta tuttuğunuz bölüm epizodik bellektir.

Bu bellek tipleri birbirini destekleyecek şekilde çalışırlar, örneğin bir matematik sorusunu çözmek için gereken formüller semantik bellekten gelirken işlemsel bellek bu formülleri kullanarak çözüme ulaşır.

► Sorunuza gelirsek, hafıza kayıplarında kişi üç tip belleğini birden yitirmeyebilir. Yakınınızın yaşadığı durumda görünen o ki epizodik belleğini yitirmiş olabilir. "Yetenekleri devam ediyor" dediğinize göre, araba sürebiliyor, konuşabiliyor, işini hatırlayıp yapabiliyor… demektir. Bu durum oldukça olağandır. Doktor raporu da olduğuna göre yakınınız büyük ihtimalle numara yapmıyor demektir.

K: Bilgi-Teknoloji

*

Kavramın bir yalanı vardır, şeylerin evini

boşaltması için düşünceye sözcüklerin o yüce

gücünü sunan bir yalan.

Yves Bonnefoy, L’Improbable.

*


*

Bilgiyi işleme modeli soru ve cevaplar (Bilelim öğrenelim)


1)Aşağıdakilerden hangisi kısa süreli belleğin işlevleriyle ilgili olarak yanlıştır?

A) Duyusal kayda gelen yeni bilgi ile uzun süreli bellekte depolu olan eski bilgileri karşılaştırır, eşleştirir.
B) Uzun süreli bellekte örgütlenmiş olan bilgilerle yeni gelen bilgileri bütünleştirir.
C) Yeni gelen bilgileri eski bilgilerle örgütleyerek saklar.
D) Yeni gelen bilgilerin sesli ya da sessiz tekrar yolu ile kısa süreli bellekte kalmasını sağlar.
E) Uzun süreli bellekteki bilgileri etkin biçime getirip, örgütleyerek davranışa dönüştürür.

2)Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri bilginin hızlı hatırlanmasını sağlar?
I. Bilginin çok iyi örgütlenmesi
II. Bilginin iyi kodlanması
III. Bilginin mevcut şemalarla ilişkilendirilmesi
IV. Bilginin basit tekrarlarla (ezberlenerek) uzun süreli belleğe kodlanması

A) I ve IV
B) II ve III
C) I,II ve III
D)Hiçbiri
E)Hepsi

3) Belli bir işin yapılması için gerekli işlem basamaklarının sırası ile saklandığı bellek hangisidir?

A)Kısa süreli
B)Örgütsel
C)Anlamlı
D)Anısal
E)İşlemsel

4)Aşağıdakilerden hangisi uzun süreli bellek ile ilgili olarak yanlıştır?

A) Uzun süreli belleğin kapasitesi sınırsızdır.
B) Uzun süreli bellekteki bilgiler hemen hatırlanır.
C) Uzun süreli bellekte yeni gelen bilgiler örgütlenerek saklanır.
D) Uzun süreli bellek biyokimyasal bir süreçtir.
E) Uzun süreli bellekteki bilgiler edilgindir.

5)Uyarıcıların, duyu organları aracılığı ile fiziksel olarak kaydedilmesine ne denir?

A) Tanıma işlemi
B) Kısa süreli bellek
C) Uzun süreli bellek
D) Duyusal kayıt
E) Dikkat




6) Aşağıdakilerden hangisi duyusal kayıtın özelliği değildir?

A) 0,5 sn. sürmesi
B) Algılarımızı bütünleştirmesi
C) Hareket algımızı sağlaması
D) Algılara verilecek karşılıkları belirlemesi
E) Bir tür ön hafıza bölgesi olması

7) Telefon ederken telefon numarası hangi hafızada bulunur?

A)Kısa süreli hafıza
B)Duyusal kayıt
C)Semantik hafıza
D)Uzun süreli hafıza
E)Epizodik hafıza

8) Gruplandırma ne için kullanılır?

A)Uzun süreli hafızayı düzenlemek için
B)Duyusal kayıtı örgütlemek için
C)Kısa süreli hafızanın kapasitesini artırmak için
D)Kısa süreli hafızadaki bilgileri uzun süreli hafızaya aktarmak için
E)İşler hafızayı çabuklaştırmak için

9) İlke, kavram ve genellemelerin yer aldığı bellek aşağıdakilerden hangisidir?

A)Anlamsal (semantik) bellek.
B)Anısal (epizodik) bellek
C)Kısa süreli bellek
D)İşleyen bellek
E)Duyusal kayıt

10) Bir öğrencinin okula başladığı ilk günlere ilişkin olayları kaydettiği bellek aşağıdakilerden hangisidir?

A)Anlamsal (semantik) bellek.
B)Anısal (epizodik) bellek
C)Kısa süreli bellek
D)İşleyen bellek
E)Duyusal kayıt



Cevaplar:1C 2E 3E 4B 5D 6D 7A 8C 9A 10B

*
Hafıza zamana göre, “kısa süreli” ve “uzun süreli” olarak kendi içinde ayrılır.
Beynin daha çok ön kısmı ile ilgili olan kısa süreli hafıza, “çalışma hafızası” olarak da adlandırılır; günlük işleri yapabilmek ve depolanmış bilginin geri çağrımı için gereklidir. Bilgiler milisaniyelerle ölçülecek kadar kısa sürede hafızada tutulur. Uzun süreli hafıza ise dakikalar ve on yıllar arasındaki sürede bilgiyi akılda tutmanızı sağlar ve limbik sistem tarafından kontrol edilir. Hafıza içeriğe göre de “epizodik”, “semantik” ve “prosedürel” olarak üçe ayrılır. Epizodik hafıza, kişisel yaşantıyla ilgili hafıza anlamına gelir. Örneğin geçen yıl yaptığınız tatilin anıları burada depolanır. Semantik hafıza dünyadaki genel gerçekler ile ilgili belleği ifade eder. Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğu bilgisi semantik hafızada yer alır. Prosedürel hafıza ise bisiklete binmek, müzik aleti çalmak gibi motor beceri içeren hafızayı ifade eder ve beynin çok farklı bir merkezi tarafından yönlendirilir.

*
Bazı çalışma ve tez linkleri
http://mimesis-dergi.org/2012/03/yazi-elestirel-soylem-ve-epizodik-bellek/
http://w3.gazi.edu.tr/~burak/odevhatirlamaunutma.pdf
http://78.189.53.61/-/uykukongresi2013/sunu/gulcin.pdf
http://geriatri.dergisi.org/pdf/pdf_TJG_512.pdf

*

Sağlık Tavsiyeleri

Hafızanızı Güçlendirin


Hafızanızın ne kadar güçlü olacağı doğduğunuz andan itibaren genetik kodlarınızda yazılı olsa da bu kodun üzerinde bazı değişiklikler yapmak sizin elinizde...
Duygu, düşünce, algı ve deneyimleri bir arada tutan ağlar sistemi olan ‘hafıza’nın ne kadar güçlü olacağını ve yaşla beraber nasıl gerileyeceğini genleriniz belirliyor. Bu genetik koda müdahale etmek mümkün olmasa da bazı önlemler ile hayat kalitesini doğrudan etkileyen hafızayı daha güçlü tutmak mümkün.

Hafıza Nasıl Bir Yapıdan Oluşuyor?

Hafıza zamana göre, ‘kısa süreli’ ve ‘uzun süreli’ olarak kendi içinde ayrılıyor. Beynin daha çok ön kısmı ile ilgili olan kısa süreli hafıza, ‘çalışma hafızası’ olarak adlandırılıyor. Hasta günlük işlerini yapabilmek ve depolanmış bilginin geri çağrımı için hazırlık yapıyor. Bilgileri milisaniyelerle ölçülecek kadar kısa sürede hafızasında tutuyor. Uzun süreli hafıza ise dakikalar ve on yıllar arasındaki sürede bilgiyi hayatınızda tutmanızı sağlıyor ve limbik sistem tarafından kontrol ediliyor. İçeriğe göre ayırım ise epizodik, semantik ve prosedürel bellek başlıkları altında yapılıyor. Epizodik hafıza, kişisel yaşantıyla ilgili hafıza anlamına geliyor ve örneğin geçen yıl yaptığınız tatilin anıları burada depolanıyor. Semantik hafıza dünyadaki genel gerçeklerle ile ilgili belleği ifade ediyor. Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğu bilgisi semantik hafızada yer alıyor. Prosedürel hafıza ise bisiklete binmek, bir müzik aleti çalmak gibi motor beceri içeren hafızayı ifade ediyor ve beynin çok farklı bir merkezi tarafından yönlendiriliyor.

Hafızayı Genetik Dışında Hangi Faktörler Etkiliyor?

Yaşla birlikte hormonal seviyelerde bir bozulma oluyor. Özellikle kadınlarda östrojen, erkeklerde ise testosteron seviyesinin düşmesiyle birlikte hafızada da zayıflama başlıyor. 50 yaşından sonra her 10 yılda bir beyinde, özellikle de beynin ön kısmında yüzde 2 oranında küçülme olduğu biliniyor. Bu da idrak yeteneğinde ve hafızada zayıflamaya neden oluyor. Ancak bu durum bireysel olarak farklılık gösteriyor. Beyinde küçülme her insanda hafıza bozukluğuna neden olmayabiliyor. Bu farkın oluşmasında eğitimin büyük etkisi bulunuyor. Eğitimli kişilerde hafızayı oluşturan ağlar sistemi daha fazla kullanıldığı için demans riski düşüyor.
Öte yandan kalp damarını bozan her şey, beyin damarlarını da bozuyor. Kontrolsüz hipertansiyon, koroner arter hastalığı, yine damar sistemlerini etkileyen diyabet ve bazı nörolojik hastalıklar da hafızayı etkiliyor. Beslenmedeki dengesizlikler, B6, B12, folik asit gibi sinirsel gelişim ve hafıza için çok önemli vitamin, minerallerin yeterince alınamaması da hafızayı olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Bir diğer etken de çevresel faktörler… Yoğun stres altında olan kişilerin hafızası zayıflayabiliyor. Sonuç olarak hafıza ile ilgili beyinsel ağın tıpkı parmak izi gibi herkeste farklı olduğunu ve herkesin hafızasının kendi içinde değerlendirilebileceğini unutmamak gerekiyor.
Bazı antidepresan ilaçlar da zihinsel performansı baskılıyor. Bu ilaçlar sık sık tanıdık tavsiyesi ile kullanılabiliyor. Bu noktada doktora danışılması, doz ve süre ayarlamasının doğru yapılması söz konusu ilaçların olumsuz yan etkilerinden korunmak açısından önem taşıyor.

5 Adımda Hafızanızı Genç Tutun

1- Hafızanızı Besleyin
Hafızayı güçlendirmek için hiçbir besinden ya da bitkiden mucize etkiler beklemeden, sadece her besin grubundan dengeli olarak tüketmek gerekiyor. Bunun yanı sıra hafızayı destekleyen besinlerle vitaminleri bilmek ve yeterince tüketmek de önem taşıyor. Selenyum, Omega 3, folik asit, B6, B12, C ve E vitamini gibi antioksidanlar beyindeki zararlı maddeleri temizleyerek, hafızaya destek oluyor. Folik asit yeşil yapraklı sebzelerden, B12 kırmızı etten, B6 tahıllı ürünlerden, Omega 3 balıktan sağlanırken selenyum minerali sıklıkla toprakta bulunuyor. En çok kümes hayvanları, balık, et, soğan, sarımsak ve biberden elde edilebiliyor. Fındık, ceviz gibi kabuklu yemişlerde ise antioksidan içerikli yağlar bulunuyor. Bu gıdaların kabuklu alınıp kırılır kırılmaz tüketilmesi olumlu etkisini artırıyor. Taze glukozdan yararlanan tek organın beyin olması nedeniyle kan şekerinin düşmesi, zihinsel performansı azaltıyor. Bu nedenle günlük beslenmede üç ana öğünün arasına en az iki ara öğün koymak gerekiyor.

2- İyi Uyuyun
İyi bir zihinsel performans için günde en az altı saat uyumak gerekiyor. Uzun süreli uykusuzluk çekenlerde kortizon seviyesi yükseliyor. Bu durum hafızayı kontrol eden sistemleri olumsuz etkileyerek, hasara yol açıyor. Gece uyku sırasında salgılanan melatonin hormonu vücudun biyolojik saatini ve ritmini ayarlıyor. Araştırmalar; melatoninin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, ömrü uzattığını, stresi ve yaşlanma bulgularını azalttığını gösteriyor. Bu hormondan yararlanmak için uykuyu erken saate çekmek, hormonun en çok salgılandığı karanlık saatlerde uyumak gerekiyor.

3- Hem Zihinsel Hem Bedensel Egzersiz Yapın
Sadece haftada dört gün, 30-45 dakika boyunca yapılacak yürüyüş dahi beyinde kan akımını hızlandırarak zihinsel fonksiyonları güçlendiriyor. Bunun yanı sıra yeni bilgiler edinmek, bir müzik aleti çalmak ve okumak gibi faaliyetler de zihinsel egzersiz yapmak anlamına geliyor. Çünkü yeni şeyler öğrenmek, beyinde sayıları sabit olan nöronlar arasındaki ağları artırarak hafızayı güçlendiriyor. Okumayan bir insanda bu ağ sayısı üçken, çok okuyan bir başkasında on olabiliyor. Televizyon seyretmek ise pasif izleyici olunması nedeniyle tam tersi bir etki ile zihinsel fonksiyonlarda gerilemeye neden oluyor.

4- Stresinizi Kontrol Edin
Hafif bir stres, kişinin dikkatini artırıyor, öğrenmesini güçlendiriyor ve hızlandırıyor. Oysa kontrol edilemeyen yoğun, kronik stres dikkatte azalmaya, konsantrasyon bozukluğuna ve unutkanlığa yol açıyor. Modern toplumların en büyük problemlerinden biri olan stresin kontrolünü yapabilmek, onun destekleyici gücünden faydalanabilmek gerekiyor.

5- Alkol ve Sigaraya Hayır Deyin
Doğrudan damar sistemine zarar veren sigara tüketimi, beyin damarları üzerinde de olumsuz etkiye sahip olduğu için hafızayı zayıflatıyor. Alkolde iste tıpkı streste olduğu gibi düşük miktarı, kan akşını hızlandırarak fayda sağlarken, fazlası kan yağlarını artırıyor. Bu da damar çeperinde kalınlaşmaya ve yağlanmaya neden olarak damar yapısını bozuyor.

*
Aktüel dergisinden bir alıntı
"Geçmişi olmayanın geleceği de olmaz" sözünü sık sık duyar ve kullanırız. Genellikle toplumsal durumları anlatırken kullandığımız bu cümle insan beyni üzerine yapılan son araştırmalarla kanıtlanmış durumda şimdi. Yani sadece toplumların, toplulukların değil, tek tek hepimizin, "geçmişimiz yoksa geleceğimiz de yok!" Gelecek tasavvuru için geçmişimize, anılarımıza ihtiyaç duyuyoruz. Ve yine aynı nedenle, yani dün, bugün ve yarın arasındaki bağı kurabilmemiz için beynimiz hatıralarımızı çarpıtıyor, değiştiriyor. Geçmişi, bugünkü ihtiyaçlarımıza göre yorumluyoruz, bazı şeyleri unutup bazı şeyleri, üstelik değiştirerek hatırlıyoruz. Bunu da aslında, istemsiz olarak yapıyoruz… Psikoloji alanındaki son keşifler, kişinin geçmişini değişik yansıtmasının bir "eksiklikten" değil, tersine, "dünkü ben" ile "bugünkü ben" arasında temel bir bağ kurmasından kaynaklandığını gösteriyor. Görülen o ki, ister gerçek ister sahte, çarpılmış anılardan oluşsun, kişinin otobiyografik belleği, "yarınki ben" için çok önemli. Hayal gücü de insanın kendi geleceğini kurması açısından hayati önem taşıyor. Yaşlılık, hastalık veya kaza nedeniyle, insanın beyninin anıları harekete geçiren bölgesinin zedelenmesi ve geçmişini anımsayamaması çok yaygın bir olay. Burada ilginç olan, geçmişlerini hatırlayamayanların kişiliklerini de yitirmeleri. Fakat iş bu kadarla da kalmıyor... Araştırmacılar, geçmişle beraber geleceğin de yok olup gittiğini söylüyor. "Beş tür bellek" formülünü ortaya atan Kanadalı psikolog Endel Tulving, geçirdiği motosiklet kazasından sonra komaya girip üç gün sonra kendine gelen K.C. adlı hastanın hayatına dair hiçbir şey hatırlamadığını, geleceğe ilişkin de tek bir fikri olmadığını saptadı. Ona yarın bile değil, içinde bulunduğu günün ilerleyen saatlerinde ne yapacağı sorulduğunda da yanıtlayamıyor; sürekli bir "şimdiki zaman"ın içinde yaşıyordu artık... Paris-Decart Üniversitesi otobiyografik bellek uzmanı Pascale Piolino'nun izlediği hasta da tamamen bellek kaybına uğramıştı. Başını bir sandalyeye çarptıktan bir süre sonra evinin bahçesinde ağlarken bulunan bu kişi, adını söyleyemedi, eşini, çocuğunu, kimseyi tanımadı, geçmişini hiç hatırlamadı. Deneyimlerinden oluşan epizodik belleği ve dünyayla ilgili genel bilgilerini içeren semantik hafızası zarar görmüştü. Davranışları ve ağız tadı değişmiş, kelime kaybına uğramış, farklı bir kişiliğe bürünmüş, daha doğrusu kişiliğini yitirmişti. Geçmişe ait fotoğraf ve filmlerine bir anlam veremiyordu. Ancak kısmen öğrenme yeteneğine sahipti. Bu noktadan sonra yeni bir kimlik oluşturmaya başlamış ve bir buçuk yıl içinde adeta "yeniden doğmuştu." Bu deneyin sonucunda araştırmacılar, zihinde zamansal yolculuğun, geçmişi, geleceği ve bugünü düşünebilme yetisinin aynı nörokognitif (bilişsel sinir sistemi) sistemde gerçekleştiği hipotezini ortaya attı. Şimdi, laboratuvar deneyleri bunun gerçek olduğunu ortaya koyuyor. Geçmiş ve geleceğin beynin aynı bölgesinde canlandığı, 2004 yılında, o zamanlar Manning'in tez öğrencisi olan Anne Botzung tarafından beyinsel faaliyetleri milimetrik olarak ölçebilen iMR (işlevsel manyetik rezonans) teknolojisi kullanılarak kanıtlandı. Hatıralarımız olmadan geleceği de hayal edemeyeceğimizi savunan ikinci hipotezi ise Fransa'nın Strassbourg kentindeki Louis- Pasteur Üniversitesi bilişsel nöropsikoloji ekibinde yer alan Prof. Lilianne Manning, meslektaşları gibi iMR kullanarak kanıtladı. Manning, yaptığı deneyde, insanlardan ayda dans etmek, ışık içmek, veya bir balinayı gezdirmek gibi o güne kadar asla yaşamadıkları ve yaşayamayacakları olayları hayal etmelerini istedi. Scanner cihazına bağlanan denekler bu soru karşısında durakladılar; çünkü anılarında böyle bir olay yoktu ve gelecekle bağ kuramıyorlardı. O sırada scanner, beyinde hatıralarla ilgili olan bölümde herhangi bir faaliyet olmadığını belirledi, yalnızca hareketleri kontrol eden "motor" kısmında bir canlılık vardı. Yani denekler, yalnızca "dans etmeyi", "içmeyi" ve "gezdirmeyi" hayal edilebilmişlerdi. Hatıralarla gelecek arasındaki bağlantıyı bu şekilde su yüzüne çıkaran Prof. Manning, "Evrim bize geçmişimize eğilme yeteneği sunduysa, bu, geleceğimizi kurmakta kullanmak zorunda olduğumuz malzemeleri bize vermek içindir" diyor. Kısacası araştırmacılar, eğer insanın anıları kaybolmuşsa, geleceğini de tasarlayamayacağını kanıtlamış bulunuyor.

"Hafızam beni yanıltmıyorsa…"

İşin bir diğer yönü de, "hafızamızın bizi yanıltması". İnsanların, geçmişte yaşadıklarını anlatırken gerçeği tam olarak yansıtmadıklarına sık sık rastlarız. İki kişinin başından geçen bir olayın, iki kişide iki farklı hatırası vardır her zaman. Her iki hatıra da sahibine göre gerçektir, gerçekliği yansıtır ve hiçbir zaman birbiriyle örtüşmez. Son deneylere göre, psikologların "sahte anı" adını verdikleri bu rötuşlanmış hatıralar, hafızanızın sizi yanıltmaya çalıştığını göstermiyor. Aksine, hafızanız, bugünkü "siz" ile dünkü "siz"in arasında bir bağ oluşturuyor, sizi rahatlatıyor. Yani bunu bizim iyiliğimiz için yapıyor!

Araştırmacılara göre, eğer insanlar anıları birbirine karıştırıyor, bozuyor, kaybediyor veya hayali öğelerle zenginleştiriyorsa, bu genellikle ne tesadüfî, ne de hata sonucu; tamamen kişiliğin pekişmesi için... Başka bir deyişle hafıza, sadece geçmişi kaydeden basit bir cihaz olmaktan öte, aynı zamanda kimlik oluşumunu destekleyen bir role sahip. Freud, 1899 yılında, yaşanmadığı halde yaşanmış gibi hatırlanan olayları "anılar ekranı" diye tanımlamıştı, bugünse bunun için "sahte anılar" terimi tercih ediliyor. Beyin neden sahte anılar üretiyor ve bu nasıl bizim hayrımıza oluyor sorusunun yanıtına gelince…

Dört tür anı üzerine araştırma sonuçları

İsviçre'deki Cenevre Üniversitesi Psikoloji Profesörü Martial van der Linden ve meslektaşı Arnaud d'Argembeau, insanların anılarını neden işlerine geldiği gibi anlatmayı tercih ettiklerini açıklığa kavuşturdu. İki bilim adamı, Belçika'daki Liège Üniversitesi psikopatoloji laboratuvarında öğrencilerden yaşadıkları dört tip olayı mümkün olduğunca detaylı bir şekilde kendilerine anlatmalarını istedi. Bu anılar sırasıyla; kişinin kendinden gurur duyması, kendinden utanması, bir başkasını takdir etmesi ve başkasını hor görmesi üzerineydi. Denekler ağırlıklı olarak pozitif anılarını en canlı biçimde naklettiler.Yapılan incelemeler sonunda katılımcıların, öncelikle kendi benlik imgelerine bir katkısı olduğu için ilk iki tip olayı daha kolay ve detaylı olarak hatırladıkları ortaya çıktı.

Bir dönem trajik olaylar yaşayan - ya da depresyon geçiren- deneklere gelince; sonuçlar, yukarıdakilerin tersi yöndeydi. Negatif olayları daha net hatırlıyorlardı. Bunları "kötümser önyargılı", ruh sağlığı yerinde olan ilk gruptakileri ise "iyimser önyargılı" olarak niteleyen psikologlar, her iki durumda da ortak hedefin insan benliğini güçlendirmek olduğunu belirtiyor. Ancak bellek, kimliği sağlamlaştırmak için yaşanan anıları kısmen değiştirirken kimi zaman zorlanıyor. İnanç, tutum ve duygularda değişmeler, sıçramalar oluyor çünkü. Araştırma, ruhsal sağlığı yerinde olan insanların, kendilerini kötü etkileyenlerden ziyade, heyecan verici, olumlu ve kalıcı türden anıları hatırlama eğiliminde olduklarını gösteriyor…

Bu çalışmadan yola çıkılarak ABD'nin Michigan eyaletinde 1990'lı yıllarda 400 çift üzerinde dört yıl boyunca araştırma yapıldı. Harvard Üniversitesi Psikoloji Profesörü Daniel Schacter, evliliklerinin ilk döneminde mutlu olduklarını belirten çiftlerin, daha sonra anlaşmazlıklar baş gösterince, zaten bu evliliğin başından beri mutsuz olduklarını söylediklerini saptadı. Paris-Decart Üniversitesi'nde sosyal psikoloji laboratuvarında çalışan Rasyid Bo Sanitioso ise "anıların bilinçsiz olarak değiştirilmesinin, insanın kendini dışarıya karşı daha iyi gösterme ihtiyacından kaynaklandığı" görüşünü bir deneyle destekledi.

"Sahte anılar" neyin ürünü?
İnsanların yaklaşık yüzde 30'u sahte anı üretiyor. Herkesin sahte anı üretmediğini, esasen bunun kişinin hayal gücüne bağlı olduğunu belirten Cenevre Üniversitesi Psikoloji Profesörü Martial van der Linden, yaşadıklarına kurmaca anılar katanların daha sonra bundan rahatsız olduklarını vurguluyor. Bellek, anılar arasından seçim yaparak veya onları değiştirerek, kişiye kendini tutarlı hissettiriyor. Ancak anılardaki bu "iyi niyetli" küçük değişiklikler, bazen amacından uzaklaşıyor. Paris-Decart Üniversitesi otobiyografik bellek uzmanı Pascale Piolino, dışa dönük olmayan birinin, çevre ile uyumu sağlamak için geçmişine bir şeyler katarak sahte anılar yaratabileceğine dikkat çekiyor. Piolino, tam olarak gerçeği yansıtmayan bu anıların kurmaca olduğunu vurguluyor. Peki, geçmişte yaşadıklarını değiştirmekle kalmayıp tamamen yeniden inşa eden birinin ruh sağlığı yerinde mi? Bu konuda uzmanların görüşleri değişiyor. Liège Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Serge Brédart, sahte anıları, "hatırlama hatası"nın bir ürünü olarak değerlendiriyor. Martial van der Linden de bu görüşe katılıyor ancak, "Bu sahte anılar, ayrıca psikolojik açıdan etkili öğeler içerir" diyor. Bu görüşler, İngiltere'deki Leeds Üniversitesi psikoloji uzmanlarından Aikaterini Fotopoulou'nun araştırmalarını da destekliyor. İnsanların geçmişlerine dair uydurmada bulunmasının bir sahte anı türü olduğu görüşünü paylaşan psikologlar bunun sağlıklı insanlarda, kişiliğin pekişmesine ihtiyaç duyulduğu anlarda devreye giren bir mekanizma olduğu, bu ihtiyaç ortadan kalktıktan sonra bu "uydurma"dan rahatsızlık duyulduğu yönünde hemfikir. Psikologların anlaştıkları bir başka nokta da, amnezi (bellek yitimi), şizofreni veya Alzheimer hastalıklarında da bu durumun ortaya çıktığı ve süreklilik kazandığı. Kendilerine hatıralar üreten bu hastalar, anılarını hatırlamayı sağlayan temel fonksiyonlarını yitiriyor çünkü. Gerçeklik anlayışını kaybeden bu tür hastalar, geçmişe ilişkin olarak sadece o anda akıllarına gelen şeyleri söylüyor. Bu tür hastaların olumlu anılar uydurması hâkim bir eğilim. Uzmanlar, genel olarak, sahte anı üretme veya uydurmanın, o kişinin kendiyle uyumlu kalmasını sağlayan teşvik edici bir yanı olduğu görüşünde birleşiyor.

Derleyen:Sabit YÜRÜRDURMAZ/ Bu yazı 03.07.2008 tarihli AKTÜEL 156'ncı sayıda yer almıştır.


*

Bazı sunu ve tez linkleri

http://www3.istanbul.edu.tr/itf/fizyoloji/makelab/Yayinlar_Sunumlar/EK/Semantik_Bellek_Temsilleri.pdf
http://tip.ikc.edu.tr/files/31/pdfler/Ders%20Materyelleri/Bellek%20Hafza.pdf
https://hafizacalistayi2011.files.wordpress.com/2011/11/otobiyografikbellek-alitekcan.pdf
http://www.timucinoral.com/dersler/BilisselPsikoloji/8-9_Bilinc_ve_Bellek.pdf
http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar/kpss/4.1.ogrenme.psikolojisi.%28bilgiyi.isleme.kurami%29.2015.pdf

*




Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle

Arşiv

Online Üyeler

    Online üye yok !

Bülten Kayıt

b