Genel :

bilimist

bilimist Yazdı...



Beyin dalgalarının sosyolojik etkisi - Araştırma

24 Mayıs 2020 Bu içerik 435 kez okundu.



Beyin Gizemleri tam olarak çözülemeyen kapalı bir kutu. Beynimizi kullanarak dünyayı şekillendiriyoruz. Beyin dalgalarımız ile hayatımızı yönlendiriyoruz. Bedenimize beynimiz ile hükmediyoruz. Öyleki bu yönlendirmeler dünyanın en düşük elektrik frekansı ile gerçekleşiyor. Beyinin vermiş olduğu komutları bedenimiz anında algılayarak işlemleri gerçekleştiriyor. Beynimiz böylesine kusursuz çalışırken, alışkanlıklarımız ile devam eden ve bu alışkanlıklar ile dünya üzerinde sosyolojik alışkanlıklar olarak adlandırılan bir sistem üzerinde beyin dalgalarımız toplumsal dalgaya dönüşerek belkide bazı beyin dalgası frekanslarının yayılmasına izin vermemektedir. Bu tarz sosyolojiyi ve beyin dalgalarını ele alan araştırmalar mevcut ve halen deneyleri yapılmaya devam etmektedir. Beyin ile bu denli araştırmalar devam ederken, ülkelerdeki nitelikli olmayan vatandaşların yurtdaşların geçmişten gelen alışkanlıklarını değiştirmeleri zor olacağından beyin dalgalarınında sosyolojik sistem üzerinden değiştirilmesinin zor olması dolayısı ile bu beyin dalgalarının değiştirilmesi için gelişmiş ülkelerin muhakkak araştırma yapması gerektiğini düşünmekteyim. Belkide düşünmesi ile akıl ötesi olan bu sistem ile yeni bir çağ açılabilir. Sonuç olarak günümüze odaklanmışken salgın bir virüsün toplumları eve kapatması ve alışkanlıklarını değiştirmesi ile başlayan farklı düşünce tarzları da muhakkak beyin dalgalarını etkilemekte ve bizi farklı bir yaşam tarzına itmektedir.

Beyin dalgaları ile yapılan araştırma ve projelerde psişik güçleri olan kişiler ve geleceği görme yetisi olan kişiler de araştırılmış bu konuda bir çok tez ve bilimsel makaleler yazılmıştır.

Bunlardan biri zihin okumak. Zihin okuma araştırmaları bir çok bilim adamı tarafından incelenmiştir. Bununla ilgili yazılan makalelerden birinde ruh ile beynin iletişimi ile dışa aktarım verileri olarak adlandırılmış ve üzerinde incelemeler yapılarak günümüzde kaynak olarak kullanilmaktadır. Bu araştırmalardan biri ise sezgisellik deneyleriydi. Bu sezgisellik deneylerinden birine sahip olan Andrea berger ve çalışma arkadaşları 6 ila 9 aylık bebeklere oyuncaklar aracılığı ile iki farklı denklem göstermiş ve biri doğru biri ise yanlış olan bu denklemleri bebeklere gösterdiğinde, bebeklerin yanlış olan denklem üzerinde daha fazla baktığını tespit etmiştir. Sezgisellik bebekliğimizden bu yana gelişerek yada körelerek beynimiz ve alışkanlıkları ile birlikte hareket etmeye devam ediyor.

Sezgilerimizin güçlenmesi için bir çok eğitim ve davranış biçimleri mevcuttur.

Sezgisellik ile duygusal iletişim arasında bağ olduğunu düşünerek yapılan araştırmalarda ise ekg cihazı ile egg cihazı elektriksel bağlantılarını inceleyen dean radin ve çalışma arkadaşları 30 çift üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda duyuların aralarında mesafe olmasına rağmen sezgisellik yolu ile aktarılabildiği anlaşlmıştı. Buda konumuzun ilk başlangıcında bahsetmiş olduğumuz sosyolojik beyin dalgaları ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Sezgiselliğin beyin dalgaları ile içsel dedektörlük sağlayacak bir fiziksel aracı ise beynimiz içinde bulunan insula adı verilen bölümüdür. Bu böşüm ile sezgisellik ile insan üzerinde fizyolojik değişimlere uğramasını sağlamaktadır. Buna örnek olarak belkide platonik aşık olan bir kişinin bedeni üzerinde gerçekleşen değişikliklerin kendisine faydalı olduğu düşünülmektedir. Sezgiselliğin son noktası ise zihin okuma yetisidir. Başkalarının düşüncelerini niyetlerini okuma yetisi kazanılabilecek bir yetimi yoksa doğuştan gelen bir yetimi olduğu halen araştırılmaktadır. Fakat bunların dışında yapılan araştırmalar ile zihin okuma yetisini geliştirme tekniklerinin olabildiğini göstermiştir. Bu tekniklerden biri telkin yöntemi ile uyum sağlamadır. Bu yöntemi şöyle açıklayabilmemiz mümkündür. Yolunda gitmeyen birşey olduğunda yada yolunda gitse bile eksiklik olmasını istemediğiniz bir durumda, beyninize mesaj göndererek (burada yoluna gitmeyen birşeyler var) yada (burada tuaf birşeyler oluyor) diyerek paronoya seviyesine varmayacak derecede kendinize telkinde bulunup beyine mesaj gönderme teknikleri ile sezgilerinizi harekete geçirebilirsiniz. Tabi ki bu teknikle birlikte kendini dinleme tekniğide çok etkili bir tekniktir. Unutmayınki karın bölgenizde sezgileriniz ile bir çok semptomlar vardır. Böylelikle bir çok sezgisel nedenlerden dolayı karın bölgenizde ağrılar kramp gibi şikayetler hissedebilirsiniz. Buna örnek vermek gerekirse insan aşık olduğunda karın bölgelerinde ağrılar hissedebilir. Bu tekniğin yanında diğer bir teknik ise duygu değişim tekniğidir. Ufak da olsa ani duygu değişimleri beyin dalgalarının harekete geçmesine sebep olmaktadır ve karşınızdaki insanın nasıl düşündüğünü anlamanıza yardımcı olur. Örneğin moral bozukluğu yada cinsel arzulama hisleri gibidir. Bu belirtiler beynin vücuda gönderildiği ufak bilgi sinyallerinden oluşmaktadır. Bu teorinin yanısıra pekiştirmek gerekirse fizyolojik olarak değişimler çok önemlidir, örneğin; nabız artışı, terleme, tansiyon değişikliği vb.. Diğer tekniklerden biri ise; sessizlik ortamında konsantre olmaktır. Bu sadece evde yada kapalı bir ortamda sessiz kalmak anlamına gelmiyor, sessiz bir ortamda yürüyüş yapmak yada gözlerinizi kapatıp güzel hayaller kurarakta beyinsel dalgalarınıza yön verebilirsiniz. Beyin dinlendirmek yöntemi olarakta bilinen bu tarz yöntemleri alışkanlık haline getirerek zihinsem becerilerinizi arttırabilirsiniz.

Şuanda ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum.. Zihninizi okuduğumu hissediyorum.. Bukadar yazıdan sonra tüm bu veriler ışığında telkinler ve diğer tekniklerin işe yaramayacağını düşünüyorsunuz değil mi ?

Buda Empati tekniği..
Bu düşünce okuma zihin okuma teknikleri dışında bilimsel olarak eğitimleri verilen yüzeysel teknik olan yani beden dili okuma tekniği çok yaygındır. Beden dili okumayı bilen kişiler kendi aralarında konuşmadan duygularını birbirlerine anlama bildikleri görülmüştür. Beden dili okuma becerileri kısa bir eğitim süreci gerektirmektedir. Doğal hareketlerimizi aslında duygu ve düşüncelerimizi yansıttığı ve bu duygu düşünceler karşısında bedenimizin nasıl hareket ettiği hususunda araştırma ve kaydetme yöntemleri ile sonuçlar elde edilmiştir.

Yorumlar

Henuz yorum eklenmedi ilk ekleyen siz olun .Yorum Ekle
b